Doğu - Batı’nın Bir Nefs-i Tabiî Cephesi: Fuat Sezgin Kütüphanesi
16 Mart 2018 Nurullah Enes Süheyl BELADA

Doğu - Batı’nın Bir Nefs-i Tabiî Cephesi: Fuat Sezgin Kütüphanesi

Avrupa ilim, kültür, tarih hırsızlığında ne kadar nâm yapmış olsa da kültür varlıklarını korumak konusundaki acziyetimizle biz de hiç aşağı kalmayız sanıyorum. Ancak içinde bulunduğumuz acziyetin bizim kimliğimizin hâl-i hakîkîsi olmadığını, bilakis Avrupa aydınlığının menşe-i ziyasının ortaçağ İslam dünyası olduğunu bize öğreten, tanıyanı şerefyâb, mülaki olamayanı hüzne gark eden kıymetpenah hocamız Fuat Sezgin beyefendi merkezinde Doğu-Batı mücadelesinin kültür-edebiyat cephesinde yeni bir sahne-i mücadele cereyan etmekte.

Biz de bu hâdiseyi başta haberlerden duyduysak da sonrasında kendisiyle birkaç yıl evvelce Fuat Hoca huzurunda tanıştığımız, Hocamızın Gülhane’deki müzeden sorumlu talebesi Osman Ciner Hocamız ile görüşerek vakıâyı gerçekledik. Fakat bu arada söylemeliyim ki Osman hocamızın zihninin duruluğu beni müthiş etkiledi. Zira bizim kendisiyle tanışmamız behemehâl olmuştu. Lâkin kendisi hem babamı hem beni o curcuna cereyanına rağmen gayet sarih olarak hatırlıyor. Rabbim çalışmalarına ve ömrüne bereket versin.

Neyse efendim vakıa şudur ki: Muhterem hocamız, tahsilini müteakiben başladığı araştırmalarını Almanya’da yürütmesini gerektirecek sâiklerin kalkması neticesinde incelemelerini ve ahir ömrünü Türkiye’de, gözbebeğimiz İstanbul’da geçirmek kastını izhâren kitaplarını Türkiye’ye getirmeye başlamış. Fakat bunların 15 bin kadarı İstanbul’a salimen getirilebilse de Almanya bir bahaneyle hocamızın kalan kitaplarının dışarı çıkışını yasaklamış. Oysa Fuat hocamızın getirmek istediği kitaplar enstitüye değil kendi şahsına ait olan kitaplardan.

Vakıa son bir yılda cereyan ediyor lâkin Hocamız tâ zamanında bunların olabileceğini öngörerek kendi kitaplarına beyaz, enstitünün kitaplarına sarı bant yapıştırarak tefrik etmiş. Binaen Alman mahkemelerinde de hocamız lehine karar çıktığını duyduk lâkin Almanya bütün bunlara rağmen kitaplar üzerindeki tahakkümünü ve arsızlığını sürdürmekte.

Kitap dedikse öyle kitap deyip geçmeyiniz efendim, akademik, tarihi ve birçok da kıymetli yazma eserler ihtiva eden tam 45 bin kitaptan bahsediyoruz. Öyle ya, dünya tarihini değiştiren araştırmalara kaynak olan bu koca kütüphane karşısında her nefs bir miktar etkilenmez değildir.

Zaten nihayetinde bu âsârın yer değiştirecek olması Avrupa’nın da nefs-i tabisindeki ejderhayı yeniden ortaya çıkarttı. Lâkin buradaki fark çok daha enteresan bir çağ kırılmasına şahitlik etmekte. O da şudur ki: yüzyıllar evvelinde aydınlanırken gösterdikleri edepsizlikler bugün ilim kendilerini terk ederken de intişar ediyor.

Efendim ilmin terk etmesi dedikse bu sefer Doğu, Batı’da hırsızlık ediyor sanmayınız. Bilakis bu seferki ilim ikliminin değişimi kendi tabiatıyla vukû bulmakta. Buna sebep de belki bizim yeterince çalışmamız değilse bile Batı’nın acımasızlığının bir neticesidir. Emsâlen; bugün yaşadığımız Fuat Hocamızın kütüphanesi meselesi yahut da geçtiğimiz günlerde televizyonda izlediğimiz Hale Dönertaşlı hanımefendinin -ki kendisi yıllarca Google’da çalışmalar yürütmüş zeki Anadolu evlâdındandır- söyledikleri:

“ABD’nin vize vermekte son zamanlarda sarf-ı nazar etmesi yüzünden silikon vadisindeki teknoloji şirketlerinde birçok proje yarım kaldı, iptal edildi zira buradaki araştırma gruplarındaki araştırmacıların birçoğu Pakistan, Hindistan ve sair Doğu ülkelerindendi. Ayrıca projelerini bir şekilde yürütmek isteyen bu insanlar kendilerine sorun çıkartmayacak ülkelerde çalışmalarına devam etmek istiyorlar ve kendi coğrafyalarında gruplar kuruyorlar…”

Hâsılı bugün ilim kendi isteği veçhile Batı’ya sığmamakta ve kendine yeni yerler aramaktadır. Bu aşamada asıl merak ettiğim soru ise Batı’nın nefs-i tabisinin nerelere varacağı değil, çünkü onların en acımasız bir hâle gelebileceğini zaten tahmin etmek zor değil. Daha ziyade tekrar İslâm’dan neş’et etmesini istediğimiz medeniyet-i cedide için bizim ne yapacağımızdır.

Acaba bir Fatih Sultan Mehmed ya da Mustafa Kemal gibi yapıp da ilim erbâbını bu topraklarda toparlayabilecek miyiz yoksa biz de nefs-i tabimizdir diyerek bırakınız ulemâyı cezb etmeyi, kendi kitaplığımızı dahi koruyamayacak mıyız?

***

Fuat Sezgin hocamızın konuyla ilgili yaşamış olduklarına dair detayları da içeren haber yazısını aşağıdaki bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz.

https://goo.gl/vxh5Lv

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2018

Reklam

Başyazılar

Video