Kasım 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Müslümanlar Olarak Ölün

Her doğan ölür, her canlı yok olur. İnsan da doğar, yaşar ve ölür. İnsan için ölüm, ölümsüzlüğe açılan kapıdır. Rasulullah aleyhisselam ashabına hayatın ve ölümün ne olduğunu öğretmişti. Ashab, O’nun öğrettiği şekilde hayatı yaşamaya çalışıyordu.

İbn Ömer r. anhüma: Rasulullah aleyhisselam omzumdan tuttu ve: ‘Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol’ buyurdu (Buhari). Rasulullah aleyhisselam onlara hayatın nasıl yaşanması gerektiğini öğretmişti. Bir garib veya bir yolcu gibi. Bir garibin veya bir yolcunun hayattan beklentisi ne olabilir ki? Garibin kimi kimsesi, hayata bağlayan bir şeyi yoktur. O sürekli aslî vatandan ayrılığın hasretiyle yaşar ve bir an önce vatanına, yurduna yuvasına kavuşmayı arzu eder. Yolcu yolunda gerek, bir an önce menzili maksuduna erişmek ister. Oraya da eli boş gidilmez. Aslî vatana dönüşü, hayırlı bir şekilde kazanmış olarak olmalıdır.

İman edip Müslüman olmakla beraber, son nefese kadar imanı muhafaza etmek de şarttır. Rasulullah aleyhisselam buyurdular ki: “Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vereyim mi! İnsanların en hayırlısı ölünceye kadar Allah yolunda çalışan, insanların en şerlisi de Allah’ın kitabını okuyup riayet etmeyen kimsedir.” (Nesai) Mü’min, hayatını hayra çeviren kişidir. Bu ilahi ve nebevi öğütlere kulak verip yerine getirmekle mümkündür.

Gençlik yılları insan için çok önemli dönemlerdir. O dönemde insanın hayata bakışı, hayattan beklentisi, hayatı yaşayışı şekillenir. Gençlik dönemi bu bakımdan çok hassas dönemdir. İyi veya kötü hangi davranışlar alışkanlık haline getirilirse onlar kalıcı hale gelebilmektedir.

Müslüman genç hep iyilikleri, iyi davranışları alışkanlık haline getirmeye çalışmalıdır. Müslüman gencin hayatını ilahi ve nebevi öğütler şekillendirirse hayatı öyle yaşar ve Rabbine de öyle kavuşur. İlahi ve nebevi öğütleri bilip de uymayanlarsa en şerlilerdir. Bu nebevi hükme göre acaba günümüzde kaç Müslüman genç kendini şerli olmaktan kurtarabiliyor? Kaç Müslüman gencin böyle bir ideali ve bu ideal için gayreti var? Müslüman gençler boş şeyleri bırakarak Allah ve Rasulüne hakkıyla kulak verip iyi bir kul olmaya çalışmalıdır.

Ali r. anh: Ben Rasulullah aleyhisselam’ın şöyle söylediğini işittim: “Ahir zamanda yaşça küçük, akılca kıt birtakım gençler çıkacak. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur’an okurlar. İmanları gırtlaklarından öteye geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar. Onlara nerede rastlarsanız öldürün. Zira onları öldürene, kıyamet günü, Allah’ın vereceği ücret var.” (Buhari, Müslim)

Geçmişte ve günümüzde İslam düşmanları, cahil gençleri -dinin tamamını göz ardı edip- bazı ayet ve hadislerle aldatarak Müslüman toplum arasında fitne ve fesadın yaygınlaşmasına sebep olmuşlardır. Rasulullah aleyhisselam hayattayken Evs ve Hazrec kabilelerinin gençlerine atalarının geçmişteki düşmanlıkları hatırlatılarak birbirilerine kılıç çekmişler. Rasulullah aleyhisselam son anda ortamı yatıştırmış, gençler de oyuna geldiklerini anlayarak birbirine sarılıp ağlaşmışlardır.

Aynı oyunlar günümüzde de tezgâhlanmaktadır. Müslüman gençler çok uyanık olmalı, sureti haktan görünüp de Müslümanlar arasında fitne ve fesadı yaymak isteyenlere alet olunmamalıdır. Müslümanlar arasında fitne ve fesat çıkarmanın cezası ölümdür. Fitne ve fesat katilden beterdir. Rasulullah aleyhisselam buyurdular ki: “Şerler ve fesatlar olacak. Kim birlik içinde olan ümmetin içinde tefrika çıkarmak isterse, kim olursa olsun kılıçla boynunu uçurun.” (Müslim)

Müslüman’ın hayattaki en büyük ideali Müslüman olarak ölmek olmalıdır. Müslüman olarak ölemeyenin ebedi hayatı mahvolmuş demektir. Rabbimiz: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.”  (Al-i İmran, 102) buyurmaktadır.

Müslüman, Müslüman olarak yaşayıp Müslüman olarak ölebilmek için her türlü sıkıntı ve meşakkati göze almalıdır. “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al.” (A‘raf, 126) Müslüman olarak ölebilmeyi kul kendi kendine başaramaz, Rabbinden de yardım istemelidir. “Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf, 101) “Ey Muhammed! De ki: Namazım da, diğer ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 162) 

Günümüzde bazı başına buyruk gençler ‘Bu benim hayatım, istediğim gibi yaşarım, kimse benim hayatıma karışamaz!’ diyorlar. Hangi beden senin? Hangi can senin? Hangi hayat senin?  Sen kimsin? Sen kiminsin? Seni bu hayata kim gönderdi? Hayatını kim devam ettiriyor? Niçin gönderdi? Seni bu hayattan kim alacak? Müslüman genç hayatı Allah için yaşamak zorunda olduğunu bilip o şekilde yaşamalıdır. Ancak hayatı Allah için yaşayabilenler kurtulur.

“Allah, Müslüman olasınız diye üzerinize olan nimetini tamamlıyor.” (Nahl, 81) Rabbimiz nimetlerini Müslüman olasınız diye ikram ediyor. Hayatın bin bir çeşit nimetlerinden istifade ederken, Rabbe sürekli şükretmelidir, nankörlük değil.

İbn Abbas r. anhüma: “Rasulullah aleyhisselam teşehhüdden sonra şunu okurdu: “Allah’ım! Ben cehennem azabından sana sığınırım. Deccal fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.” (Ebu Davud)

Enes r. anh: Rasulullah aleyhisselam şöyle dua ederlerdi: “Allah’ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.” (Buhari, Müslim)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2013

Sayı: 3

Genç Adam Arşiv