Merak, İdrak, Helak
Şubat 2018 Süleyman BEYAZ A- A+
A- A+

Merak, İdrak, Helak

Kelimeler ve tarih arasında kopmaz bir bağ vardır. Kelimelerin tarihi ve tarihin kelimeleri… Tarih dedimse gerçek tarihten bahsediyorum yoksa okullarda yıllarca maruz bırakıldığımız şeyden bahsetmiyorum. O derse tarih diyorlardı lakin önümüze koyulan kitap soğuk rakamlar, manasız antlaşmalar, kalabalık ordular ve hayatları sadece birkaç kelimeyle ezberletilen hükümdarlarla hazırlanmış bir kronoloji çorbasından ibaretti.

İslam tarihi, Osmanlı tarihi savaşlardan ibaret anlatılırdı. Oysa biz sonradan öğrendik ki tarih peygamberler ile şekillenmiş ve savaşlar aslında hak batıl uğrunda verilmiş. Anlaşmalar merhamet ve zulmün birer vesikası imiş. Ordular sadece silah tutmaz bazen kelimeler ile hakkı batıla üstün getirirmiş. Tarih peygamberlerin söylediği kelimeler ile yazılırmış. Şimdinin tarihi ise Malcolm X’in deyimiyle “beyaz adamın tarihi” (beyaz adamdan kasıt Anglosakson zihniyet.)

Kelimeler;

Bazıları tüyden, bazısı demir

Seni çünkü dik tutacak bilirim

Kebzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir

Evet kelimeler… Öyle bir kelime söyleyin ki İbrahim aleyhisselam’ın dostuna kavuşmasının ilk adımı, ilk ipucu olsun. Musa aleyhisselam’ı Tur Dağına çeksin. Bu kelime, merak. Lügat manası karnın ve kulağın en yumuşak noktası olan bu Arapça kelimeden öğreneceğimiz çok şey var. Kelimeler denizinde hazır ayağım yere değiyorken boğulmamak adına daha fazla açılmaya gerek yok.

Hak batıl mücadelesinin her açıdan en büyük örnekleri peygamberler olmuştur. Bu iki hizibin bakış açılarını anlamak için “merak” kelimesinin üzerinde biraz durmak gerek.

İbrahim aleyhisselam’ı bir arayışa sürükleyen ardından bulduran daha sonra 4 kuş ile tam anlamda mutmain kılan insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden birini yaptıran, merak. İsmet Özel’in deyimiyle “bir devrimcinin hazırlığı olan merak, ilmin hocası olan merak”. Bu bakış yani İbrahimî bakış, insanın en yumuşak karnı olan merakı şeytana ve nefse kemirtmeden direkt olarak hak ile doldurup emin olmanın adıdır. İsmail’i Hakk’a kurban etmenin hazırlığıdır.

Merak şüphe illetine bulaşmamış bir binektir. Dünyaya bırakılan ama başıboş bırakılmayan insanın Rabbine, dostuna varmak için bineceği bir binek. Rikkat kelimesi de merak ile aynı kökten gelir ve kalp yumuşaklığı, anlayışta incelik manasına gelir. Rikkat de bu yolda unutulmaması gereken bir azıktır.

Bâtılın merak ile ilişkisi ise Allah’ın zatını sorgulamak, onu madde planına sığdırmaya çalışmakla özetlenebilir. İnsanın en hassas karnı olan merakı şüphe ile yani bir kurtçukla doldurup savunmasız bir şekilde çürütmek üzerine kurulmuştur bu anlayışın temeli. Ve bunu da olmazsa olmaz bir kanun sayarak adına şüphecilik demişlerdir.

Öte yandan merakı insanın şehvetini ve nefsini ortaya çıkaran bir ipucu olarak kullanıp yine insanı hassas yerinden vurmuşlardır. Küresel sistemin birer büyükelçiliği mahiyetinde olan telefon, televizyon ve bilgisayarlardan beynimize kusulan reklamlar iyi bir örnek olacaktır. Merakımızı yönlendirmek üzerine kurulan bu reklam sistemi bizim ihtiyaç hiyerarşimizi allak bullak edip yeni ihtiyaçlar oluşturmak suretiyle yine bizi yumuşak karnımızdan, merakımızdan vurmuştur.

Reklam kültürü bizi adeta beyaz tavşanın peşinden koşturup hayal âleminde yaşatmaya, gerçek hayattan koparmaya çalışıyor. Tabi batıl için gidiş yolu mühim değil. Dar geçitler, pis çukurlar, çamur(maddi manevi anlamda)… Bunlar önemli olmayan unsurlar. Ne de olsa “kirlenmek güzeldir” sonunda beyaz tavşana ulaşmak temel gaye ise(!) Hülasa merak, hak mumunun ve batıl bombasının fitilidir. Batıl tarafını ateşleyen patlar ve helak olur. Hak tarafını ateşleyen kendini ve insanlığı aydınlatır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2018

Sayı: 20

Genç Adam Arşiv