Menzili Maksudun Nedir?
Şubat 2017 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Menzili Maksudun Nedir?

Yola çıkan yola niçin çıktığını, nereye gideceğini, niçin gideceğini bilemezse menzili maksuduna eremez. İnsan bir yolcudur. Ömür boyu yol alan bir yolcu. Nereye gittiğini, niçin gittiğini, kiminle gideceğini, nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Yoksa şaşırır, şaşırtırlar, yanlış adreslere postalarlar da haberi bile olmaz.

Mü’minin en büyük ideali Allah yolunda olmak ve o yolda ölmektir. Çünkü doğan doğduğu andan itibaren dönüş yoluna girmiş demektir.

“Dönüşünüz ancak Allah’adır.” (Hud, 4)

Mü’minin günde en az kırk kere tekrar ettirilen bir mesajı var. Yolun Allah’ın yolu olsun, sakın başka yollara sapma, bu yola da ancak Allah ulaştırır, bunun için sürekli Allah’a dua et.

“Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet.” (Fatiha, 6)

O size yol göstermeden önce şaşırmışlardan idiniz, yardımını çekerse yine şaşıranlardan olursunuz. Öyleyse sürekli yolun sahibinin rehberliğine ihtiyacın var.

“Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.” (Bakara, 198)

Yolunuzu şaşırmamanız için, size her şeyi açıklayan, size rehberlik yapan sizin için rahmet ve müjde olan bir kitap var. Müslümanlar olarak gerçekten bunun farkında mıyız? Onunla hemhal olabiliyor muyuz? Allah’ın kitabıyla hemhal olamayanları, ömür boyu ham hayalleri oyalar durur.

“Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yola götüren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.” (Nahl, 89)

Bu kitabın sana rahmet olabilmesi için, sürekli huşu ile okuyacaksın, anlamaya çalışacaksın emir ve yasaklarına uyacaksın. Namazla Rabbini anacaksın ki hayâsızlıklardan ve kötülüklerden alı konasın. Namaz kıldığın halde hayâsızlık ve kötülüklere devam mı ediyorsun? O zaman namazı dosdoğru kılamıyorsun demektir. Yanlış yaptığı kişilerden ömür boyu kaçtığı halde, hayâsızlık ve kötülüklere devam eden nasıl Rabbinin huzuruna çıkabilir?

“Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut, 45)

Mü’minin yolu Allah’ın yoludur. Şunun bunun yoluna iltifat etmez. Başka yollar imanını, ibadetlerini, ahlakını, kardeşliğini paramparça eder de hallaç pamuğu gibi fırlatır atar da bütün değerlerini kaybedersin. O yol nefis yolu, şeytan yoludur.

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” (Enam, 153)

Yeryüzündekilerin çoğu Allah’ın yolundan sapmıştır. Açıkça sapanlar belli, birde Müslümanım diyenlere bakalım. Kaçımız gerçekten Allah yolunun yolcuları olabilmişiz ve Allah’ın kullarını hakiki kulluğa çağırabiliyoruz?

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.” (Enam, 116)

Allah’a çağırıyor gibi kendine çağıran Müslümanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Rabbim muhafaza buyursun.

“İnsanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.” (Nisa, 167)

Eski firavunlar açıkça ilahlık iddiasındaydılar. Çağdaş firavunlar Allah’la aldatıyorlar.

“Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.” (Taha, 79)

Her zaman olduğu gibi günümüzde de kendilerini samimi olarak Allah davasına adayan mü’minlere ihtiyaç vardır. Bu ancak Allah yolunda her şeyini feda etmekle mümkün olur. Öncekiler bunu yapmıştır.

“O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 35)

Yola koyulmayan yolda kalır. Yola çıkmak lazım, seyrüsefer lazım, heyecan lazım, aşk lazım, gayret lazım, nihayet cihad lazım mü’mine.

“Gerek yaya olarak gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Tevbe, 41)

Netice muhakkak hayırdır, ya şehid ya gazi. İki hayırdan biri ne güzel ya Rabbi.

“Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.” (Âl-i İmran, 157)

Allah yolunda olanları ne zulümler ne işkenceler asla yıldırmadı yıldıramayacak da.

“Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler.” (Âl-i İmran, 146)

Allah’ın kardeş yaptığı mü’minler sakın ha bu kardeşliğe zarar vermeyin, gadab-ı ilahiyi üzerinize çekersiniz. Yaratan da yaşatan da O’dur. O’na itaat edin.

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Âl-i İmran- 103)

Mü’min, gücünü Rabbine olan samimi imanından alır. Rabbine ve Resulüne itaat ettikçe gücü ve kuvveti artar. Mü’min kardeşleri ile çekişirse gevşer, gücü kuvveti gider, tüm ilahi nimetlerden mahrum kalır. Mü’min, gücünün ve başarılarının kaynağını nefsinden değil, Rabbinden bilir ve öyle iman eder.

“Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 46)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2017

Sayı: 16

Genç Adam Arşiv