Ağustos 2017 Hamdi İLİK A- A+
A- A+

İnanmak İnsanın Fıtratında Var

Tevhid ve şirk mefhumu Kur’an-ı Kerim’in Efendimiz aleyhisselam’a nazil olmasıyla birlikte birbirinden ayrışmaya başlamış, daha doğrusu zaten birbirinden ayrı olan bu iki mefhumun ayrılığı tekrardan âdemoğluna hatırlatılmıştır. Efendimiz aleyhisselam’ın yaşadığı ve vahyin ilk muhatabı olan Arabistan yarımadasının ahalisi de inançlarına şirki karıştırmış ve putları Allah’ın yanına ortak koşan bir topluluk olmuştur.

Halk arasında genellikle Efendimiz aleyhisselam’ın İslam’ı tebliğ ettiği topluluğun Allah’ı toptan inkâr eden kimseler olduğu sanılsa da Kureyş kabilesi ve diğer müşriklerin Allah’a inandıkları fakat Allah inancının yanına putları da ekleyerek şirk koştuklarını Kur’an’ımızdan öğreniyoruz: “And olsun, eğer onlara ‘Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?’ diye soracak olsan mutlaka ‘Allah’ diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?” (Ankebut, 61)

Tevhidden fersah fersah uzakta olan putlara tapınmamın nasıl ve nerde ortaya çıktığına dair çeşitli rivayetlerin olduğunu görüyoruz. Salih kişilerin ölümünden sonra, önceleri onların anılarını canlı tutmak ve hatıralarına saygı gösterip şefaatlerini dilemek amacıyla heykelleri yapılarak her birine temsil ettiği salih kişinin ismi verilmiş; fakat zamanla bu heykellere kutsiyet yüklenmiş ve bu saygıda aşırılık akidevi bir hal almış. İbni Hişam’ın Siret’inde naklettiğine göre Amr bin Luhay, Şam’a gittiğinde putları görür ve birini ister. Amr’a bir put verirler ve Amr, Hübel’i Mekke’ye getirip diker. Ardından cahil halkı bu puta tapmaya teşvik eder.

Allah inancı ve tevhid akidesi zayıfladığında puta da ineğe de sineğe de tapıldığını görüyoruz. Aslında putperestlikte putların birer simge olduğunu, bazı güçlü insanların güçsüz insanları ezmekte putları bir araç olarak kullandığını ve bunun zamanla nasıl sistemleştiğini anlıyoruz. İbrahim aleyhisselam putları kırdığında halkı düşündürmek için sormuş olduğu “belki de şu büyük put yapmıştır” sorusuna halkın “doğrusu zalim olanlar bizleriz” cevabı, ardından eski kafalarına dönmesi bir takım menfaatlerin ne kadar yüksekte olduğunu gösterir niteliktedir.

Kur’an-ı Kerim putlardan üç tanesinin ismini art arda veriyor “Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm, 19-20) Sonra bu putlar için “Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin arzusuna tabi oluyorlar. And olsun ki kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.” (Necm, 23) buyuruyor. Demek ki put denilen şey insanın kendi iç dünyasında o taş parçasına yüklediği mana ile bir kimlik kazanıyor.

İslam’ın getirmiş olduğu o süt beyazı tertemiz inanç sistemi bu necis sistemin tam karşısına dikiliveriyor. Putların getirmiş olduğu şirk karanlıklarını tevhidin nuru ile aydınlatıyor. Tek olan Allah’ın kudreti ve azametini bütün insanlığa gür bir sesle duyuruyor. Kur’an’ımızın kıyamete kadar gidecek olan putlara cevabı açık ve net: Lailaheillallah!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2017

Sayı: 18

Genç Adam Arşiv