Kasım 2014 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Gerçek Özgürlük Allah’a Kulluktur

İnsanın özgürlükten anladığı, beklediği nedir?  Kural tanımamak mı? Hayatın kurallarını kendisinin koyması mı? Dilediğine dilediği gibi davranmak mı? Dilediği gibi yaşamak mı? Hiçbir kuralın olmadığı yerde, özgürlüklerden bahsedilebilir mi?

Herkesin kural koymaya kalkıştığı yerde, özgürlüklerden bahsedilebilir mi? Herkesin dilediğine dilediği gibi davrandığı yerde, özgürlüklerden bahsedilebilir mi?  Herkesin dilediği gibi yaşadığı yerde, özgürlüklerden bahsedilebilir mi?

Rabbimiz buyurdu ki;
“İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” (Kıyamet, 36)

İnsan, emanet bir hayat yaşamaktadır. İnsanın özgürlük konusundaki problemi, emanet bir hayat yaşamayı kabullenemeyip haddini aşan bir özgürlük peşinde koşmasıdır. Emanet hayatı kabullenemeyiş kimi zaman açıktan kimi zaman da gizli olur.

Açıktan olanı Allah’ı ve ahireti inkârdır, neticesi de intihardır. Gizli olanı ise Allah’tan gelene razı olmamaktır. Bela ve musibetlere razı olmamak, rızka razı olmamak, ecele razı olmamak… Emanet bir hayatı kabullenemeyiş, bir nevi şirktir. Şirkse kişi için en büyük felakettir.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Kendi nefsinin arzusunu kendine ilah edineni gördün mü?” (Furkan, 43)
“Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” (Kaf, 26)

Haddini aşmayan özgürlük nedir? Tüm insanların belli kurallar dâhilinde, huzur ve güvenin oluştuğu, rahatça yaşayabileceği bir ortamdır. Bu ortamı ya fert, ya toplum, ya ideoloji ya da din belirler.
Bu kurallar da ya polisiye tedbirlerle ya da inançla ayakta durabilir. İnançlı fert ve toplumlar, kuralları inanarak ve gönül hoşluğu ile yerine getirirler. Uymadıkları kuralların neticelerine de gönül hoşluğu ile katlanırlar.

İslam’ın hâkim olduğu zamanlarda suçluların, kuralları çiğnediklerinde, yakınlarını hatta kendilerini ihbar ettiklerine şahit olmaktayız. “Şeriatın kestiği parmak acımaz” anlayışı bu samimi inancın tezahürüdür.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun” (Nisa, 135)

Bu garipsenecek bir durum değildir. Çünkü inananlar şu hakikate tam iman etmişlerdir.

“Kulakları, gözleri ve derileri yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.” (Fussilet, 20)

İnsan, özgürlüğü kaybettiği yerden başka yerlerde ararsa bulması mümkün değildir. İnsan, özgürlüğünü Allah’tan başka Rabb aramaya başladığında kaybetmiştir.

“Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” (Maide, 117)

Samimi mü’min için, gerçek özgürlük Allah’a kulluktur. Özgürlük peşinde koştuğunu zanneden bir kısım gafiller aslında nefse, şeytana, paraya, makama kısaca tağuta kulluk peşinde koşmaktadırlar.

Rabbimiz buyurdu ki;
“Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. O halde kullarımı müjdele.” (Zümer, 17)

Tüm günahlara rağmen dönüş mümkündür. İşte ilahi müjde;
“De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder.” (Zümer, 53)

Âlemlerin Rabbi olan Allah, insanı kendine kulluk için yarattığı halde onu dünya hayatında serbest bırakmıştır.
“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara, 256)
“Sen onlar üzerinde bir zorba değilsin.” (Ğaşiye, 22)
“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye insanları zorlayacaksın? (Yunus, 99)

Rabbimiz kullarına dünya hayatında bu kadar müsamahakârken özgürlük havarisi kesilenlerin eline imkân geçtiğinde neler yaptığına insanlık tarihi şahittir.
“Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz?” (Mü’min, 28)

Dün de bugün de yaşananlara baktığımızda, özgürlük çığlıkları atanların çoğu, özgürlükleri kısıtlamaya çalışanlardır. Şeytanın aldatması ile yeryüzünde fesadı yaymışlardır. Fakat şeytan dünyada da ahirette de onları yardımcısız bırakacaktır.
“İş bitirilince şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Bende size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, sizde hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız.” (İbrahim, 22)

Rabbimiz buyurdu ki;
“Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, ‘İsteyerek veya istemeyerek gelin’ dedi. İkisi de, ‘isteyerek geldik’ dediler. (Fussilet, 11)

İns ve cinin dışında tüm varlık âlemi Allah’a itaat ederken, en mükemmel şekilde yaratılan insan, şeytan ve nefsin aldatması ile Allah’ın dininden başkasını aramaktadır.
“Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?” (Âl-i İmran, 83)

Böyleleri hakkında ilahi ikaz çok şiddetlidir.
“Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaktır.” (Nisa, 173)
İnsan için dünya ve ahirette Rabbimizin dostluğundan ve yardımından uzak kalmaktan daha büyük bir felaket ne olabilir ki?

Adaletin hâkim olmadığı yerde özgürlükten, dinin hâkim olmadığı yerde de adaletten bahsedilemez. Allah’a kulluktan başka yerlerde özgürlük arayanlar imkânsızı aramaktadırlar. Dönüp dolaşıp geleceği yer huzur-ı ilahi olan insan boş arayışları bırakmalıdır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2014

Sayı: 7

Genç Adam Arşiv