Kendini Aramak Üzerine
Ekim 2018 Büşra VARIR A- A+
A- A+

Kendini Aramak Üzerine

Özellikle bu aralar dikkatimi oldukça çeken kavramları yoğun bir şekilde içinde barındıran bu değerli kitap bana şunları ifade etti:

İlk olarak  “Soru da insandır, Yanıt da” başlığından hareketle metafizik bir varlık olan insana: İnsan nedir?  Sorusunu yöneltmek oldu. Cevap olarak mebde ile meâd arasında bu-ara-da vâr olandır cümlesini bulmak kendime şu açıklamayı yapmaya yöneltti:

O halde insan=sorudur. Soru ise cevabı oluncaya değin belirsizlik ifade eder. Kendini iki çizgide vâr kılmaya çalışan insan işe ilk olarak sınırlama ile başlar. Çünkü sınırlama kişiye belirsizliği gidermek için önemli bir güç verir. Aslında bir şeye sınır çizmek onu belirlemeye karşı olan adımdır. Metafizik güvenlik kaygısı taşıyan insan, mebde ile meâd arasındaki hayatı belirlemeye başlayıp bilme eylemi ile bir fiil vâr olandır.

 İnsanları bu sahada birbirinden farklı kılan şey ise bilme eylemlerini sürdürürken kendilerine yarattıkları anlam değer dünyası ve kavram örgüsü arasındaki derinlikleri ve edindikleri ile eyleme becerileridir.

İnsan denilen oldukça hassas soruya cevap verilmeye çalışırken diken üstünde olunmalı, insanın meşruiyetini muhafaza eden cevaplar gözetilmelidir. Aksi takdirde insanı (hissi, vicdani ve akli yapısı) sabit aldığımız denklemimizi göz ardı eden işlemler  “arada” olmaya çalışan insanı istikametinden şaşırtır ki istikamette sapma yaşayan insan ben idrakinde nisyan yaşar ve kendisini insan kılan niteliklerinden uzaklaşır.

Peki, insan “arada” iken nasıl eylemelidir?

Evvela terbiye talim ve edebi elden bırakmamalı, sürekli olan ile değişeni görerek tabiatın ve hayatın doğasına uygun davranma ve bilme yeteneğini her zaman canlı ve diri tutmalıdır. Bu istikameti yakaladığı müddetçe muhteşem üçlü olan akl-ı selim, kal-i selim ve zevk-i selimi zarif bir “Hz. İnsan’ı ” temsil eder.

Medeniyet kavramına gelince insana oldukça benzeyen yönü ile dikkatimi çekti. Metafizik çerçevede değerlendirmek her medeniyetin ilke, evren ve insana karşı öngörüsü olması gerekliliğini sundu. Kitapta geçtiği üzere “her medeniyetin bir niyeti vardır ve bu niyet, o medeniyetin özü ilkesi olan theo-ontolojisini tarafından tayin edilir. Öyleyse her yeni medeniyet yeni bir theo-ontolojidir. Her yeni theo-ontoloji ise yeni bir medeniyet.”

Yani ilke, evren ve insana bakışı olmayan bir kültür medeniyet seviyesine erişemez, eremez.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2018

Sayı: 59

Baciyan Arşiv