DOÇ. DR. ADEM ÇATAK HOCA İLE RÖPORTAJ
A- A+

DOÇ. DR. ADEM ÇATAK HOCA İLE RÖPORTAJ

Hz.Ali “takva sapasağlam bir kaledir” der. Bize bu sağlam kaleden biraz bahsedebilir misiniz?

Siz Hz. Ali (R.a) ‘nin bir sözüyle başladınız ama ben Hz. Ömer(R.a) ‘in anlatımıyla başlayayım. Hz. Ömer (r.a)’ a takva nedir diye sorarlar? O da “Sen hiç dikenli bir yolda yürümedin mi?” diye sorunca soran kişi “Evet yürüdüm.” der. “Peki nasıl yürüdün?” diye sorulunca “paçalarımı topladım, elbiselerime dikenler takılmasın diye ve çok dikkatli bir şekilde adım attığım yerlere bir hassasiyetle ayağıma dikenler batmasın diye dikkatli dikkatli yürüdüm.” Hz. Ömer “İşte takva budur” der. Takva akvaryum ortamlarında steril ortamlarda yaşama çabası değildir. Tam tersine küfrün, şirkin, zulmün, fıskın her türlü rezilliğin bulunduğu ortamlarda temiz kalabilme mücadelesidir. Dikenlerin sana, senin de dikenlere dokunmadan yaşayabildiğin bir mücadeledir. Dolayısıyla insan dikkatli yaşarsa, bu hassasiyetle yaşarsa kendini korumuş olur. Hz. Ali(r.a) cümlesi bu anlamda bize ışık tutuyor. Sapasağlam bir kale alelâde bir kale değil. Haramlara karşı insan böyle bir kaleye sığınarak korunabilir. Hz. Ömer(r.a) cümlesin de hassasiyet ve dikkat etmek takvayı tanımlıyor idi. Hz. Ali(r.a) cümlesinde takvanın insanı koruyacağına , yararına ve gerekliliği anlatılıyor. Hz. Ömer (r.a) tanım yapıyor biz oradan başlamış olduk. Hz. Ali de takvanın ne işe yaradığını söylemiş oluyor.

Takva sahibi kul anlayışındaki en büyük yanılgımız nedir?

Takva günümüz dünyasında insanların Allah'ı hesaba katmadan yaşamalarının zıddı bir kavramdır. Yani şu an muttaki insanlar göremiyorsak bunun Türkçesi insanlar Allah'ı hesaba katmadan yaşıyorlar... takva her işte Allah'ı hesaba katarak yaşamak demektir. Ayağımıza diken batsa ne olur ki? Ağrır ama bir harama düşersek Allah ile hesap gününde karşılaştığımızda bu haram bize dikenden çok daha büyük sıkıntılar meydana getirmeyecek midir? Altını çiziyorum;” STERİL ORTAMLARDA KALMA MÜCADELESİ TAKVA DEĞİLDİR.” Buna siz inziva diyebilirsiniz veya halvet veya tecrit diye bilirsiniz... İmtihanla karşı karşıya kalınmadan takva gündeme gelmez. Eğer steril bir ortamda yaşıyorsan ve hiçbir zaman senin karşına bir kötülük çıkmıyor ise takva söz konusu olamaz. Takva kötülüklerle karşı karşıya kaldığındaki korkma, çekinme tavrıdır. Steril bir ortamda yaşıyorsan ve senin karşına imtihan olacağın bir diken çıkmıyorsa takva söz konusu olmaz. Ki zaten dinimizde ruhbanlık yoktur. Tam tersine hayatin içerisinde bulunup, o kötülükten etkilenmeden güzel bir örnek olabilmek, çamurda bir gül gibi açabilmektir.

Muttaki kulun belirtileri nelerdir hocam?

Kur'an'ı kerimde takva ile ilgili tanımlar yapılmıştır. Hangi özellikleri olduğu Kur’an da genişçe anlatılıyor. Şunlar şunlardır diye uzun uzun belirtmeye gerek yok. Şunu söyleyelim. ‘Haramlar ve helaller konusunda duyarlı, harama düşerim korkusuyla şüphelileri terk eden, şüphelilere düşüp de daha zor bir durumda kalırım korkusuyla hatta helallerden bir kısmını terk eden insanlar' muttaki insanlardır. Ama en önemli özelliği nedir diye sorarsanız; Takvası nedeniyle kendisini beğenmekten uzak duran insandır.

Muttaki bir kul olma yolundaki en sarp yokuşu nasıl tarif edersiniz?

Hz. Musa( a.s) kavminden yetmiş kişiyi Allah’la görüşmek\ konuşmak için götürmek istemişti. Allah (c.c) buna olur dedi. Kavminden yetmiş kişiyi seçmek için geldi. Kavmi on iki bin kişiden oluşuyordu İsrail oğullarına seslenerek “İçinizden en takvalı olanlar öne çıksın “dedi. Çok kalabalık bir gurup öne çıkınca dedi ki “-Bu sayı çok oldu takvalılar içerisinde en takvalı olanlar öne çıksın “Yine gurup kalabalıktı, iki üç elemeden sonra 70 kişiye düşürdü. Bu 70 kişi 12 bin kişi içerisinde en takva olduğunu düşünen ve bundan dolayı öne çıkan insanlardı. Allah (c.c) huzuruna gitmek için yola çıktıklarında Allah Teala buyurdu ki “Ey Musa! Kavminden bana en uzak 70 kişiyi seçip getirdin. “Hz. Musa şaşırdı.

 Takvalı olmak yapmış olduğun bütün güzel islerde, kaçınmış olduğun bütün kotu islerde kendini beğenmek değil, güzel işleri yaptığın zaman diğer insanların da bu işe girmesi için dua etmek, kotu bir işten uzaklaştığın zaman bu işi diğer yapanların da uzak durması için dua etmendir. Mesela gece teheccüte kalkmış bir insanın yapacağı ilk dua ya Rabbi kalkamayanlara da kalkmayı nasip et olmalıdır. Eğer böyle yaparsa sabah, kalkamayanlara üst gözle bakmaz. Yoksa siz kalkamadınız ben kalktım ben sizin gibi değilim düşüncesine kapılır ki takva yaşantısının insanı düşürebileceği tehlikeli bir yer de burasıdır çünkü, Muttaki kulun geçmesi gereken en önemli basmak kendini beğenme -ki biz buna ûcub deriz. Muttaki kulun en önemli özelliği tevazu ve haddini bilmesi asla iddia sahibi olmamasıdır.

Kişi takva sahibi olduğunun farkına varabilir mi? Ya da “Ben iyi bir insanım” derse bu onun takvasını yitirmesine sebep olur mu?

Kendimizi beğenmek takvaya uygun mudur? Bizim kendi hakkımızda verdiğimiz hüküm, Allah'ın, o hesap sahnesinde ne kadar geçerli olacak? Durmadan kendini iyi olarak gören ilerleyemez, nefis muhasebesi yapılacak ve insan kendini her zaman haksız, eksik ve kusurlu görecek ki gerçekten de öyleyiz. Bir insan ömrü boyunca en ince detay kadar takvayı yaşadığını düşünse ve ben yaşadım dese işte o yaşadım dediği noktada her şeyi kaybetmiş demektir. Hz. Peygamberimiz (s.a.v) “Ya Rabbi ben senden takva istiyorum “diye duası vardır. Nasıl bir insan takvalı olduğunu idea edebilir? Takva zaten davranışların güzelliği değildir sadece kalbin, düşüncenin, duyguların güzelliğidir. Bunlar olmadıktan sonra davranışların, ibadetlerin güzel olması hiçbir şeyi ifade etmez. Bunun Kur' an da örneği ‘münafık' tabiriyle anlatılır. Münafıklar Peygamber efendimiz (s.a.v) le beraber savaşa gitmişlerdi, beş vakit namaz da kılmışlar hayır hasenat da yapmışlar davranış hayatında yapılması gereken birçok şeyi yapmışlar ama sadece iç takva Hucurat suresi 3. Ayette geçen “Allah onların kalplerini takva üzere imtihan etmiştir”. Davranışlarımız takvalı olacak ama esas mesele kalbin takvalı olması.

Muttaki Müslüman oto kontrolünü nasıl sağlayabilir?

İnsan yaptığı işin nasıl yaptığından önce niçin yaptığını sorgulamalı, bir kere takvanın en önemli şartlarından bir tanesi ihlastır. Yani Allah için yapmaktır. Eğer bu yoksa ne kadar ibadetiniz özenli olursa olsun riyaya kurban gidersiniz. Niçin yaptığını sürekli soracak kendisini sanık sandalyesine oturtup hesaba çekecek ve bu hesapta kendi eksiklerini sürekli göreceksiniz oto kontrol budur. Bunu yaptın çok güzel ama niçin yaptın? Detaylı şekilde nefsini alıp hesaba çekecek onun arkasında yatan esas nedenleri ortaya çıkarıp kendisinin hatalarını tamir edecek. Ölçü; Peygamber Efendimiz (s.a.v) sünneti ve yaşantısı. Zaten gerçek takva yaşantısıyla sahte arasındaki fark: Sünnete uymaktır. Takva yaşantısındaki insana sünnete uymak zor gelmez. Sünnet ayırıcı bir özelliktir. Peygamberimizin sünnetine milim milimde olsa uymaya çalışan insan takva noktasında ilerleyebilir. Yoksa sadece ben takvalıyım diye yaşar birkaç tane kafasında takva için gerekli olduğunu ve yeterli olduğunu düşündüğü şeyler vardır. Onları yapar ve tamam der ben takvalıyım. Yunus Emre de onun için demiştir ki;

“Dervişlik olsaydı taç ile hırka

Bizde alırdık otuza kırka”

Takvayı sadece örtünmeyle düşünmek, sadece namazla, sadece şekille düşünmek takvaya yapılacak en büyük haksızlık olur.

Günümüzün muttaki Müslümanı nasıl olur?

1] Bilgilenecek 2] Bildikleri üzerine düşünecek 3] Şuurlanacak (yani bu bilginin günümüz için anlamı nedir? Neyi ifade ediyor? Sorusunu soracak. Şuurlanmak demek budur. Örnek vereyim; Fıkıhta sular konusunu okuyoruz, suyun üç özelliği değiştiği zaman abdest alınamaz denilir. Tamam güzel, neyi öğrendin sen? Abdest alınma özelliğini öğrendin. Hiçte bile bunu öğrenmedin sen! Okuduğun bilgi üzerine düşünmedin. Bu şunu söylüyor; o zamanki şartlarda bir insan suyun bozuk olduğunu nasıl anlayabilir? Fıkıh kitaplarının yazıldığı zamanda il sıhhiye müdürlükleri mi vardı? Yok. Onun için suya baktığında üç şarta uyuyorsa bozulmuş hükmü verilirdi. Günümüzde suya radyasyon bulaşmış olabilir ne kokusu ne tadı ne rengi değişmiştir abdest alınır mı? Bu şartlara göre alınır... Alınmaz! Çünkü sen okuduğun bilgiyi anlamadın, okuduğun bilgi üzerinde düşünmedin, bunun günümüzde ne anlam ifade ettiğini kavrayamadın. 4]Tatbik edecek. Muttaki genç öğrendiği basit bir şeyi bile olsa hayatına geçirmeden yeni bir şey öğrenme safhasına geçmesin. Etrafını, kendini, gücünü, dünyayı tanıyacak ve bütün bunlara göre bir mücadele verecek. Hayat bir mücadele. Hem nefis hem şeytan hem de fikir mücadelesi. Eğer biz bu günlere gelmişsek bir kısım insanların verdiği fikir mücadelesi sonucunda geldik. Muttakilik yolunun esasları bunlardır.

Hocam gerek üniversitemizde gerek üniversitemizin dışında gençlerle birliktesiniz. ” Muttaki Müslümanlık “başlığı altında okuyan, eleştiren ve kendini iyi ifade edebilen bir neslin yeşerdiğini düşünüyor musunuz?

Umut ediyorum. Umut ediyorum ki öyle olur. Düşünen gençlik var, sayıya da takılmam. Bin tane ameleyi bir kişi çeker götürür. Ülkeler için 70-80 milyonluk ülke için milyonlarca düşünen adama ihtiyaç da yok zaten. Böyle bir şey varlığın tabiatına aykırı. Ama düşünen, eleştiren, ifade edebilen bir nesil umut ediyorum. Umut etmememiz için de bir sebep yok. Peygamberimizin Mekke’de mücadeleye tek basına başladığını biliyoruz. On üç sene Mekke’deki mücadelenin sonunda Müslüman olanların sayısı 300 civarında. Aslında bu umutsuzluk tablosu, ama sonraki on seneye bakıyoruz bu üç yüz kişi nasıl bir duruma gelmiş ve veda haccında yüz binden bahsediyoruz. Peygamber efendimizin vefatından sonra bu üç yüz kişi her gittiği yerde bulunduğu ortamı aydınlatan bir çırağı olmuşlardır. Ülkemizin geleceğini sayılarla değil, Niteliklerle değişeceğini düşünüyorum, böyle bir gençlik var ama çok değil.

Hocam bu kıymetli muhabbetiniz için teşekkür ediyoruz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2019

Sayı: 60

Baciyan Arşiv