Yusuf Abi, Transit ve Voltran
Mayıs 2020 Yusuf Güzelce A- A+
A- A+

Yusuf Abi, Transit ve Voltran

Yusuf Şibik abi ile tanışmamız 2007 yılına dayanmaktadır. O yıl, üniversiteyi kazanarak ilk defa Ankara’ya gitmiştim. Hiç tanımadığım bir yer ve hiç tanımadığım insanlar… Daha Ankara’ya varmadan Yusuf abinin telefon numarasını almıştık, beş arkadaş ile birlikte.

Gitmeden önce aradık ve ertesi gün geleceğimizi söyledik. Ertesi gün oraya vardığımızda terminalden bizi küçük beyaz bir transitle aldı. Yerleşmemize yardımcı oldu. Nereden bilebilirdik o transitle neler yaşayacağımızı…

Kermeslerde, mesirelerde hep başroldeydi Yusuf abi ve transit. İkisi de emektardı. Hiçbir zaman emeğini esirgemezdi. Aynı zamanda tam bir organizatördü. Kimin ne zaman, ne yapacağını belirler, işlerin bir çırpıda hallolmasını sağlardı. ‘Guzuum’ diye seslenir, yeri geldiğinde genç, yeri geldiğinde ihtiyar, yeri geldiğinde gezi rehberi, yeri geldiğinde sosyolog, psikolog…

Hiç unutmam, bir defasında ‘Genç Adam’ dergisine verdiği bir röportajında ‘bu aralar kuantum fiziği ile ilgileniyorum’ dediğini. Ne ararsan vardı anlayacağınız. Çok yönlü bir insandı. Yaptığı iş dolayısıyla böyle de olmak zorundaydı.

Öğrenci iken okuldan çıktığımız zaman, Yusuf abinin yanına gitmeyi çok severdik. Mutlaka bir işi olurdu. Onunla birlikte iş yapmak hep eğlenceli gelmiştir. Yol boyu yapılan muhabbetler, bitmek bilmeyen işler…

O transitle ve Yusuf abi ile çok yerlere gidip geldik. Yusuf abinin deyimiyle çok ‘voltran’ yaptık. Hele bir Antalya gezimiz var ki tam bir komedi. 12-13 kişi bir transitte, hava sıcaklığı belki 40 derece… Çılgınlık… Ama şu an Yusuf abi olsa hiç düşünmem yine giderdim. Yollar onunla çok keyifliydi. Asla sıkılmazdık. Her zaman anlatacak bir şeyleri vardı. O transitte Yusuf abi ile ‘voltran’ yapmaya bayılırdık.

Bursa-Çanakkale gezimiz vardı ki hiç sormayın. Başrolde yine Yusuf abi ve onun voltran aracı transit. Ankara’dan Çanakkale’ye yola çıktık. Fakat Gelibolu’da bizi bekleyen turist rehberine yetişemedik. Çanakkale’nin rehbersiz gezilemeyeceği de aşikâr. Yusuf abi ve Ziya hocam gitmişler, köy kahvesinden yaşlıca bir adam bulup getirmişler rehber olsun diye, bu adam iyi gezdirir demişler. Adamcağız bizi gezdirdi gezdirmesine fakat kokartlı turist rehberlerine yakalanmamak için az mı saklandı o transitte.

Evliya Çelebi gibi adamdı Yusuf abi. Bazen mübalağa yapmayı çok severdi. Bir keresinde Samsun-Ladik’e gitmiştik. Oraya varmadan, bize orada bir göl ve gölde küçük bir adacık olduğunu ve o adacağın sürekli yer değiştirdiğini ballandıra ballandıra anlattı. Oraya vardık, izliyoruz tabi adacığı. Bekliyoruz yer değiştirmesini. Ama nafile. O bölgenin yerlisine sorduk, ne dese beğenirsiniz: ‘yok öyle bir şey.’ Heyecan duyduğu şeyleri anlatırken ara sıra mübalağa sanatına da başvururdu. Dedik ya Evliya Çelebi gibi adamdı, onun yolundan gidip az ‘voltran’ yapmadı.

Seyahat etmeyi çok seven Yusuf abi, son yolculuğuna çıktı, bir daha gelmemek üzere. Bizim de o yolculuğa çıkacağımız muhakkak. Biz Yusuf abinin gayretine şahidiz. Rabbim merhametiyle muamele eylesin. Allah bizleri cennette tekrar buluştursun. İnşallah muhabbetimize orada devam edelim.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2020

Sayı: 382

İlkadım Arşiv