Nisan 2014 Fatih YILMAZ A- A+
A- A+

Takva Hayatı-2

Takva, Allah Teâlâ’nın men ettiği, yasakladığı her şeyi gücünün yettiği kadarıyla, ihlâsla Allah rızası için O, men ettiği için ictinab etmek, sakınmak, şüpheli şeylerden uzak durmaktır. İşte böyle yaparsa, o zaman Allah Teâlâ, ona bir çıkış yolu ihsan eder, onu dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtarır.
Padişahın kölelerinden birisi, padişahın durumundan haberdar olması için, her tarafa gözcüler koyduğunu ve kölenin gizli hallerini öğrenmek için casuslar yerleştirdiğini bilse, tedbirini iyi alır ve yaptığı her işte uyanık davranır. Böylece kendisini korumuş olur. Peki, Allah’ın da, gizli ve açık her şeyi bildiğini, ilahi bir kameranın devamlı kendisini takip ettiğini ve Allah’ın nerede olursa olsun kendisiyle beraber olduğunu bilenler neden aklını başına almıyor? Neden kendine gelmiyor?
Ahireti düşünen kimse Allahtan korkar, Mü’minleri dost, inkârcıları düşman edinir. Sevmesi Allah için, nefreti de Allah için olur. “Allah için sevgi, Allah için nefret” ilkesi, imanın esaslarındandır. Halis sevgi ancak batını bir tasfiyeden sonra mümkündür.
“İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Onlardan korkmayın. Eğer inanıyorsanız benden korkun.” (Al-İmran, 75)
Şeytanın korkuttukları, onun dostları olan münafıklardır. Mü’minler ise, Allah’ın dostlarıdır. Şeytan onları korkutamaz.
Allah’a inanmak, başkalarından değil yalnızca Ondan korkmayı gerektirir. Şeytandan ve onun dostlarından korkmayıp, güven içinde olmayı temin eder.
İbn-i Ata şöyle diyor:
Allah korkusunun bir iç tarafı, birde dış tarafı vardır. Dış tarafı, Allah’ın kanunlarının sınırları içerisinde yaşamaktır. İç tarafı da, niyetle samimi olmaktır. Allah’tan korkmanın gereği ise, dünyadan yüz çevirmek, yüceler yücesi Mevla’ya yönelmektir. Kim O’na ulaşırsa kölelikten kurtulup hürriyetine kavuşur ve Allah’ın gerçek kulu olur.
Bir kısım salih insanlar vefat etmeden önce geride bıraktıkları kimselere şu tavsiyelerde bulunmuşlardır:
“Gizli ve açık her yerde Allahtan korkmanızı, az yiyip az uyumanızı, az konuşmanızı, günahlardan ve kötülükleri terk etmenizi, sürekli olarak şehvetlerden uzaklaşmanızı, tüm insanların sıkıntılarına katlanmanızı, boş serseri ve cahil insanlarla beraber oturmaktan kaçınmanızı, sürekli olarak âlim, salih ve değerli insanlarla arkadaşlık yapmanızı size tavsiye ederiz. Şunu da belirtelim ki, insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Sözün en hayırlısı da kısa, öz ve anlatılmak isteneni anlatmandır.”
İnsanlara en yararlı olan şey Allah korkusudur. Kişiyi kurtaracak olanda iman ve salih ameldir. Soyun sopun bu konuda hiçbir yararı yoktur. Şu halde şeytan seni mal ve evlatlarının çokluğuyla, baba ve atalarının övgüye değer özellikleriyle aldatmasın. Şunu unutma ki sidiğin aslı tertemiz berrak sudur.
Acziyetimizi dile getirmek için gelin şöyle Rabbimize niyaz edelim:
Allah’ım! Alnımızın terlediği, inlemelerimizin çoğaldığı, dostlarımızın üzerimize ağladığı ve doktorun bizden ümit kestiği anda Sen bize merhamet et! Toprağın bizi örttüğü, dostların bizimle vedalaştığı, nimetlerin bizi terk ettiği ve ruhumuzun bizden ayrıldığı saatte bize acı!..
İsmimizin unutulduğu, vücudumuzun çürüdüğü, kabrimizin silindiği ve defterimizin dürüldüğü zamanda Sen bize merhamet eyle!..
Sırların ortaya döküldüğü, gönüldeki saklı ve gizli her şeyin açığa çıktığı, hesap dökümlerinin yapıldığı ve her şeyin ölçülüp biçildiği günde, rahmetini merhametini bizlerden esirgeme!.. Ey diri, her şeyi idare eden ve Rahim olan Allah’ım! Senin rahmetine sığınıyor ve yardımını diliyoruz.
Hadisi Şerifte: “Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her şeyin başıdır.” Buyruluyor.
Bugün Türkiye de ve dünyada Müslümanların başına gelen maddi ve manevi sıkıntılardan, özellikle maddi krizin ötesinde manevi krizden çıkış yolu takvadır.
Allahtan ittika etmek (korkmak), tam manasıyla takva sahibi olmak, başımıza gelecek musibetlere sabretmek, “La havle vela Kuvvete illa billâh” duasına devam etmek ve burada gücümüz neye yetiyorsa onu yapmaktır. Böyle bir teslimiyetin neticesinde Allah Teâlâ bizlere ihsan ve çıkış yolu ihsan ve ikram edecektir.
İnsanın sağlığı ve sıhhati yerinde olduğunda Allahtan korkması daha hayırlıdır. Böylece taatlere devama çalışır. Hastalandığında, amellerinde güçsüzlüğe düştüğünde ise umutlanması daha faziletlidir.
“Onlar ki, Rablerinin korkusundan titrerler.” (Mü’minun, 57)
O Mü’minler, Rablerine saygılarından dolayı korkarlar. Bu korku sevgiyle karışık korkudur. Hasan Basri: “Mü’min iyilik ettiği halde Allah’tan korkar, kâfir ise kötülük etmesine rağmen kendisini emniyette hisseder.” Demiştir.
Ayet-i Kerimede Yüce Rabbimiz: “Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz.” (Necm, 60)
Aşırı gittiğinize üzülüp, daha önceki ümmetlerin başına gelenlerin sizin de başınıza gelmesinden korkup ağlamıyorsunuz. Bu ayet indikten sonra Hz. Peygamberin güldüğü hiç görülmemiş. Ebu Hureyre (r.a)’dan rivayet edildiğine göre bu ayet inince Suffe ehli ağlamaya başladı  öyle ki, göz yaşları yanaklarına aktı. Rasulullah onların iniltilerini duyunca onlarla birlikte O da ağladı. Onun ağlamasına bizde ağladık. Bunun üzerine Hz. Peygamber aleyhis’selatü ves’selam:
“Allah korkusundan dolayı ağlayan cehenneme girmez. Allah’a isyanda ısrar eden cennete girmez. Eğer siz günah işlemezseniz Allah günah işleyecek bir kavim getirir, sonra da onları bağışlar.” buyurdu.
Kısacası, murakabe sahibi kişi, cezasından korktuğu için kötülüklerden kaçınan kimseden ziyade, Allah’tan utandığı için ve O’ndan korktuğundan dolayı günahları terk eder.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2014

Sayı: 309

İlkadım Arşiv