SÖZ MEYDANI-Seçim Yazısı/Seçildik kürk mü aldık? Seçildik yük mü aldık?
Temmuz 2018 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

SÖZ MEYDANI-Seçim Yazısı/Seçildik kürk mü aldık? Seçildik yük mü aldık?

Bu yazıyı 22 Haziran’da yazıyorum. Allah’ın izni, milletin sağduyusu, ümmetin ve özellikle mazlumların duası ile Tayyip bey kazanacak. Ancak her kazananın bir kaybedeni olacak. Yenilen pehlivan güreşe doymaz. Muhalefet ve özellikle ana muhalefet seçimleri şaibeli hale getirerek gündemi unutturmak için “hile” üzerinde duracaktır. İyi Parti doğmadan ölecek. Saadet de birin altında “yarım da olsa bizim olsun” diyecek ve Fatih Erbakan’la mücadeleye başlayacaktır. M. İnce, ben sizden daha çok oy aldım, diye CHP’ye yüklenecek ve Kılıçdaroğlu’nu sarsacak. HDP oy oranını gençlerle koruyacak ve on yıl sonra siyaseti ülke gerçeklerine uygun halde yürütecek.

Ak Parti ise “nerede yanlış yaptım” diye Tayyip Bey’in etrafındaki bazı halktan kopuk danışmanları değerlendirmeye almalıdır. Tam bir samimiyet ve sadakat abidesi olan Binali Bey’in fikirlerine değer verilerek “titreyip kendine dönmeyi” gerçekleştirmek zorundadır. Yüz eskimelerini, yeni ve heyecan dolu çalışma-eylem ve gençlerle bertaraf etmek zorundayız. Tayyip Bey ilk seçimine (2002) girdiğinde iki yaşında olanlar bugün seçmen oldu ve Tayyip Bey’i görüyor. Beş yaş ve üstünde olanlar Tayyip Bey’i çok dinlediler, birden fazla seçtiler. Bizim gibi ileri yaşta olanlar, 12 kez Tayyip Bey’i dinledik ve seçtik. Eğer geçmişle karşılaştırma olmasa, eski zulümleri, baskıları, yanlışlıkları, aşağılanmaları, hakaretleri… görmesek, bilmesek bizler açısından bile yüz eskimeleri söz konusu. Öyleyse buna bir çare bulmalı. Sürekli değişim, gelişim, devrim bunun çaresidir. Ama nasıl?

Not: Bir ve ikinci paragraflar seçim öncesi, diğer paragraflar ise seçim sonrası yazıldı.

Seçimler sonuçlandı. Herkes saçının rengini, ne kadar ağardığını, döküldüğünü berber masasına (oy sandıkları açılınca) oturunca öğrendi. Tabi her başarı ve başarısızlık analiz edilecektir. Özeleştiri dediğimiz mekanizma çalıştırılacaktır. Sıcağı sıcağına değerlendirmeler yapılacaktır. Temennimiz, yapılmasıdır ve bu soğumaya bırakılmamalıdır. “Dersimizi aldık, halkın mesajını aldık…” gibi ifadeler baştan hoşa gidiyor ama sonra unutuluyor ya da dondurucuya konuluyor. Bütün çalışmalarda geçerli olan bu unsur, seçim sonrası tüm partiler için de geçerli olan önemli bir nokta. Ama halk unutmuyor. Daha sonraki seçimler de unutmadığını belli ediyor.

Siyaset uzun soluklu bit maratondur. Ama yenilgiyi kabul edip geri çekilmek de büyük bir erdemdir. Türkiye’de görmediğimiz, göremediğimiz bu davranışı uygulamak yerinde olur. Genel merkez, il, ilçe çapında yönetimde olan yöneticiler bireysel olarak “başarısız olduk, bunun bir parçası veya bütünü benim” diyerek ayrılırsa “izzet ü ikbal ile ayrıldık bab-ı hükûmetten” diyen Namık Kemal’in mısralarını uygulamış olur. Kovulmaya, gereksiz direnişlere, etrafı suçlamalara gerek yok. Bunu yapanlar büyür. Çünkü etraf sizin etrafınız, başkasının değil.

Farklı zamanlarda ifade ettim bu köşeden. Ak Parti, marjinal bir kesim ya da grubun partisi değil, bir kitle partisi oldu. Kitleler ise belli zamanlardaki coşkunun dışında heyecanını koruyamaz. Dolayısıyla heyecan belli dönemlerde (seçim dönemi) yaşanan bir duygu haline geliyor Ak Parti’de. Tayyip Bey için oluşan “ölümüne sevme” duygu ve heyecanını ayrı tutarsak partideki heyecanı devamlı kılmanın yollarını aramak durumundayız.

Heyecanı ve canlılığı sürekli kılmanın en önemli ateşleyicisi, ebedilik ifade eden ideallerdir. Hedefler kademelidir; birine ulaşınca diğeri amaçlanır. Ama idealler yani inancımız geçici olamaz. Hele hele Müslüman kimliğine sahip kişilerin tek ideali “Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmaktır.” Bu, hiç bitmeyen bir heyecandır. Bu bayrak yarışını iyi organize etmek gerekir.

Bu bayrak yarışının en önemli aktörleri de gençlerdir. Daha önce de değindik ama yine söyleyelim. Gençliği ihmal ettik, onlarla iletişim kuramıyoruz. Yöneticiler, olaya burs ve krediden ibaret olarak bakmamalıdır. Mesela yazın KYK’ye bağlı yurtlarda ücretsiz kalacak öğrenciler ne için kalıyorlar, tespit edilmesi gerekir. Bir yandan erkek ya da kız arkadaşıyla beraber olmak için diğer yandan da aile kontrolünden kaçmak için kalıyorsa tedbir alınmalıdır. Bu konuda çok dikkatli olunmalıdır.

TESPİTLER ve ÖNERİLERİMİZDİR:

1. Hedef kitlesi gençlik olan vakıf ve derneklerin kontrol edilerek desteklenmesi.

2. Eğitim çalışması ağır basan vakıf ve derneklerle dolaylı bağlantı kurularak üniversitelilerin İslami ve ahlaki eğitimine katkı sağlanması.

3. Üniversitelere ve KYK’ye bağlı yurtlarda seminer ve konferanslarla yetinmeden süreklilik arz eden iç eğitimlerin verilmesi.

4. Gençlerin zaman değerlendirmesine imkân veren “kitap kafe”lerin yaygınlaştırılması. Bunu “Kıraathane” olarak ifade eden Cumhurun Başkanına eylem planında destek verilmesi.

5. Bu çalışmalara katılacak olan ve eğitimci desteği veren kuruluşların kendilerini sadece Müslüman kimliği ile ve ümmetin bir parçası olarak görmeleri şarttır.

6. Gençlik Spor’un ve Diyanet’in bu konuda yeterli olacağını düşünmemek gerekir. Devlet yol açar, yer gösterir, destek verir ve kontrol eder. Hiç kimse “lâ yüsel” değildir. Unutulmasın ki Osmanlı’da tarikat ve mezhep kuruluşları ve her türlü vakıf izinli çalışırdı, kontrol edilirdi.

7. Bayan çalışmaları sadece adında “hanım, kadın” ismi geçen kuruluşlara bırakılmamalıdır. Vakıf ve dernekler bu konuya da resmi çerçevede el atmalıdır.

8. Yurt çalışmalarında, geniş yurt imkânları olan ve öğrenciye fiziki her imkânı sunan İlim Yayma, Tügva, Türgev, Birlik Vakfı, Diyanet Vakfı… gibi kuruluşların yurtlarında aylık, üç aylık, yıllık seminer ve konferanslarla yetinmeden süreklilik arz eden yurt içi eğitimlere ağırlık verilmesi gerekir. Bu yurtlardan mezun olanların Müslüman aidiyeti kazanmaları şarttır. Yoksa o imkânlar boşa harcanmış olur. Bu amaca uygun çalışma yapıp yapmadıklarının kontrol edilmesi şarttır.

9. Hiçbir beklentisi olmayan kişi veya kurumlardan seçilen “âkil insanlar”dan ilçe, il ve yerel yönetimlerle ilgili bilgiler alınmalı ve rapor edilmelidir. Böylece sorunlar ve çözüm yolları daha kolay tespit edilir.

Bu maddeler çoğaltılabilir. Ama çok söz, özü kaybettirir. Bizimkisi akıl vermek değil tespit ve çözüm yollarının gösterilmesidir. Bu dergi 25 senedir bunu yapar ve inşallah yapmaya da devam edecektir.

Cumhurun Başkanı R. Tayyip Erdoğan Bey’in niyetinin halisliğinden asla şüphemiz yoktur. Başarılarının o niyetler çerçevesinde devamını diliyoruz. Allah niyeti halis olan herkesin yâr ve yardımcısı olsun.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2018

Sayı: 360

İlkadım Arşiv