SÖZ MEYDANI-Eksisi Artısıyla 
Temmuz 2020 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

SÖZ MEYDANI-Eksisi Artısıyla 

Şehirler içinde İstanbul, Peygamberimizin işaretinin bir sembolüdür. Bunun için Sahabe-i Kiram’dan itibaren her devirde Müslüman komutanların fethetmek istedikleri bir şehir olmuştur. Müslümanların da bu fetih ordusunda yer alma istekleri bir aşka, bir hasrete dönüşmüştür. Bunun en müşahhas misalleri Halife Muaviye ve Eyyub el-Ensari değil midir?

Bunun dışında Halife I. Velid, Halife Mütevekkil, I. Bayezid, Şehzade Musa Çelebi, II. Murad bu şehri fethetmek isteyen yönetici ve komutanlardır.

Bu fetih nihayet II. Mehmed’e (Fatih Sultan Mehmed) ve onun Peygamberimizce övülmüş ordusuna nasip olmuştur.

Şair Nedim’in İranlıları çıldırtan şiiri dikkat çeker.

Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır (Bu İstanbul şehri ki, paha biçilmez ona)

Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır (Tüm İran mülkü feda olsun tek bir taşına)

Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında (Öyle tek bir incidir iki deniz arasında)

Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır (Yeridir dünyanın güneşi ile tartılsa)

 

Yahya Kemal, Necip Fazıl gibi birçok şairimiz de İstanbul’un ruhunu ifade eden şiirler yazmışlardır.

Bu şehir fethedildi. Bir devir de sonlandırıldı. Sonra ne oldu? Fetih geleneğine uygun olarak şehrin en büyük Kilisesi Ayasofya da Fethin sembolü olarak camiye çevrildi. Tüm kiliseler değil, fethin bir işareti olması ve kılıçla alındığı için Ayasofya camiye çevrildi. Herkes dininde serbestti ve mabetleri açık bırakıldı. İspanya Endülüs’ünde tek bir camiinin dahi bırakılmaması hatırlatılır.

Ayasofya fethin sembolüdür. İçinde kılınan ilk namaz ve Cuma ile birlikte İslam’ın hâkimiyetinin bir sembolü olmuştur. Fatih, hadis-i şerifteki işaretin Fatih’idir. Yani o mekân alelâde bir yer değildir. Ondandır ki orada okunan ezan ve Kur’an dünyanın her yerine ulaşır. Ezan düşmanları hemen birleşirler. Fethin anılması törenlerinde okunan Kur’an tüm dünyada dostları sevindirdi, düşmanları çok üzdü. Türkiye’nin içindeki ezan düşmanları da geri kalmadılar. Allah hidayet versin.

Müzeye çevrilmesiyle yukarıdaki tüm işlevleri durdurulmuştur. Hıristiyan dünyasına burayı sizin için bekletiyoruz denilmiştir. Bizans’ı diriltme hayallerini diri tutmaktır, Müslümanların hayallerini yok etmektir.

Üstad Necip Fazıl kendine has üslubuyla olayı şöyle açıklıyor:

“…Dışarıdan Batı emperyalizmasının, içerden de onların sâdık ajanları sıfatiyle kozmopolitlerin, Yahudilerin, dönmelerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde; adı Türk, küfür tip ve zümrelerinin idare ettiği bu cereyan, Ayasofya’yı müzeye çevirmekle, sağlık müzelerindeki balmumundan frengili suratlar şeklinde, Türk’ün öz ruhunu müzeye kaldırmış oldu.

Dünyanın her yerinde vakıf eserlerine, vakfiyelere saygı gösterilir ve dokunulmaz. Ayasofya vakfiyesine saygı duyulmalı ve O’na dokunulmamalıdır. Ama dokunuldu. Bu böyle ilelebet gitmez, gitmemeli. Yanlışın neresinden dönülürse kârdır. Bu yanlışa “dur” diyecekler olacaktır.

Ayasofya açılacak ve açılmalıdır. Müslüman kimliğimizin müzeye konulması, mümkün değildir. Ayasofya’nın açılması bu milletin manevi kimliğinin müzeden çıkartılıp tekrar insanlığın hizmetine sunulmasıdır. Çünkü dünya Müslüman kimliğine, Ayasofya Müslümanların secdesine, Türkiye, tarihinin parlak dönemlerine, insanlık İslam’ın adaletine hasrettir, muhtaçtır.

Açın Ayasofya’yı; secdeye, adalete, tarihe ve güzel günlere açın. Açın ki ağlayanlar gülsün, gülenler üzülsün, Bizans’ı diriltme hayalleri suya düşsün.

Ayasofya’yı “Kükremiş sel gibiyim.” diyenler açacak. Bu selle esaret zincirleri kırılacak ve Ayasofya açılacaktır inşallah.

Bu olacak Ayasofya,

Bu muhakkak olacak...

İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'del mevt...

Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,

Ayasofya, belki yarından da yakın!..

Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

 

Önemli Bir Hatırlatma

Türkiye Müslümanları olarak Ayasofya konusunu eksi ve artısıyla düşünmeli ve sonuçlara hazır olmalıyız. Şevki YILMAZ, İ. Halil ÇELİK, Hasan Hüseyin Ceylan, Kadir Mısıroğlu ve benzerleri yazarken, konuşurken çok hoşumuza gidiyordu, coşuyorduk. Ama 28 Şubat’ta ne oldular, ne olduk?

1-Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinde ezanın asli haline dönüşüne benzer bir arzu içindeyiz. Ezan asli haline dönüşünce halkımız şeriat geldi zannetmişti. Sonra ne oldu?

2-Ayasofya bir heyecan, bir aşk, bir hasret, bir kızıl elmadır. Olay çözülünce ne oluruz? İslam Devleti düşüncesi yara alır mı? Şeriat geldi zannı mı oluşur?

3-Yeni nesil Ayasofya konusunda ne kadar bilinçli? Bu konuda görevimizi yaptık mı?

3-Çözümün dünyadaki politik ve ekonomik sonuçları ve bunun ülkemize yansımasına millet olarak hazır mıyız? İzmir’deki papazın tutuklanmasını ve bu olayın millete yansımasını hatırlayın. Dolar ve faiz yükselince tepkimiz ne olmuştu?

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2020

Sayı: 384

İlkadım Arşiv