SÖZ MEYDANI- Bir Başka Yönüyle Sünnetullah
Ağustos 2020 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

SÖZ MEYDANI- Bir Başka Yönüyle Sünnetullah

Yaz geldi. “Havalar bir türlü ısınmadı. Yazda kışı yaşıyoruz…” gibi şikâyetler sonrası yaz temmuz sıcaklarıyla geldi. İnsan “acelecidir” buyuran Rabbimizin yarattığı tabiatın düzenine müdahale ederken insanoğlu ne kadar rahat. Sonucunu hiç düşünmez.

Şikâyetlerin kaynağında müdahale var. Küçücük çıkarlarımız için yaratılışa müdahale ederken sebep olacağı olumsuzlukları pek düşünmeyiz. Yeşili yok etmek, havayı kirletmek, çevreyi bozmak… gibi basit ifadelerle anlatılan eylemlerin nasıl vahim sonuçlar doğurduğunu kişisel ve genel anlamda görüyor, duyuyoruz.

Ama yine de müştekiyiz (şikâyetçiyiz.) Biz çıkarımız için her yanlışı yapalım ama yine evrendeki her şey bizim arzumuza göre düzeninde gitsin anlayışının sakatlığını herkes bilir. Küresel ısınma dediğimiz genel etrafı kirlettiğimiz yok olmayan atıkların durumu ve bozulan denge.

Kışta yaz, yazda kış yaşanır. Yağmur da kar da rüzgâr da afat sebebi olur. Yaratıcının dengesine yani Sünnetullah’a insanî ama ölçüsüz müdahalelerin bu sonuçları doğurduğunu bilmeyiz ya da biliriz ama vazgeçmek aklımızdan bile geçmez. Basit ama herkesin gördüğü bir örnek:

Kamu kurumları ve belediyelerin çim ekme savurganlığı. Çim bir ottur. Bu otun diğer otlardan farklılığı göze hitap etmesi, çok güzel görünmesi. Buna karşılık sürekli su ve bakım istemesi. Hepimiz görüyoruz. Sürekli sulanan çimler. Peki bu suyun kaynağı… Yer altı kaynaklarını (su ve elektrik) sadece görüntü güzelliği, makyaj için çok rahat bir şekilde harcanması değil mi?

Bazı işler var ki ecdat yapmamış. Ecdat çim ekmemiş, yetiştirmemiş. Saraylar da öyle. Medeniyetimizin adı yeşil ama bu ağaçla, gülle, çiçekle… sağlanmış. Hem de kurda kuşa faydalı ağaçlarla. Kuşların bile yuva yapmadığı, altına insanın oturamadığı (hep şirin akıyor) çamla (altına dökülen yaprakları ve böceklenmesiyle) kirlilik oluşturan akasya ile değil. Çınarla ıhlamurla serviyle meyveli ağaçlarla sağlamış. Hele hele meyveli ağaçlar “insan yemezse kurt kuş yer” düşüncesiyle ayrı bir yer tutar yeşili koruma konusunda.

Yani Sünnetullah’a uygun hareket etmek hem bireysel hem de toplumsal; hem kamu hem tüzelin temel hedefi olmalıdır.

Müslümanlar sadece dini konuları farzları, vacipleri, ibadetleri konuşan ve sorgulayan kişiler değildir. Sosyal hayat ve çevresiyle var olan inanç erleridir. Her yerde var olmalıdır. Çünkü medeniyetimiz bunu gerektiriyor. Halık’ın kurduğu düzeni korumak kollamak da Müslüman’ın şiarındandır.

Bu sebeple din âlimlerimiz dini hayatı ele alırken diğer alanlarda çalışma yapan Müslüman bilginlerimiz de alanlarıyla ilgili aydınlatma, yol gösterme, uyarma görevlerini yerine getirmelidir. Bu konularda bireyleri, kamu ve tüzel kişileri yönlendirmelidir. Çevre düzenlenmesi, atıklar, insanın doğayla ilişkisi, hayvanlarla ilişkisi değerlendirilmesi gereken hususlardır.

Mesela ağaca, yeşile, doğaya nasıl davranmamız hususunda olduğu gibi hayvanlara nasıl davranmamız gerektiği konusunda net İslami emirler var. Yine evde kedinin dışındaki hayvanları beslemenin Sünnetullah’a aykırılığı ortaya konulmalıdır. Bizim medeniyetimizle Batı medeniyetinin en önemli farkı buralarda yatar.

1960’ların Almanya türküsünde geçen ifade “At eti it eti demiyor her naneyi yiyorlar.” Etini yemenin ötesinde evde her hayvanı (köpek, maymun, yılan, timsah…) besliyor, onunla yatıp kalkıyorlar. Bunun sıkıntıları çeşitli hastalıklarla veya onlara benzemeyle ortaya çıkıyor, çıkacak da. Yani Sünnetullah’a aykırı yaşantı, onu bozmaya yönelik davranışların sonucu ağır olacaktır. Bu sonuç bu dünyada iken de görülüyor ve görülecektir. Müslümanlar olarak ceketimiz içinde kaybettiğimiz dinimizi bulmak için dışarıda arama yapmayalım. Kendimize bakalım ve tüm güzelliklerin bizde olduğunu bilelim.

Hülasa, Müslüman dünyaya ve evrene İslamî bir bütünlük içinde bakmalıdır. Fıtrata müdahaleyi çok geniş kapsamlı ele almalı, Allah’ın nizamını İslam’ın bütünlüğü ve tüm kurallarıyla hâkim kılmalıdır.

Kalın sağlıcakla…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2020

Sayı: 385

İlkadım Arşiv