Haziran 2020 Ömer Faruk ÖZCAN A- A+
A- A+

SOSYOLOJİK SİYER - Rasulullah’ı Anlatmayalım!

Yazının başlığını okuyan kişi sakin ol, heyecan yapma veya heyecanlan ama ne olur okumayı bırakma ve sonuna kadar gitmeye gayret et.

Rasulullah’ın Hangi Özelliklerini Anlatmayalım?

Baba şefkatine sarılarak hiç uyuyamayan, anne kucağına doyamayan, abi ve abla güzelliği olmayan mahzun çocukluğunu anlatmayalım.

Sığındığı limanların birer birer sular altında kalışından, dokuz on yaşlarında çalışıyor oluşundan, delikanlılığına, efendiliğine hayran olunuşundan bahsetmeyelim.

Cahiliye Dönemi gibi zor bir dönemde destek veren çok az sayıda insanın olduğu bir yerde hiç korkmadan, başına gelen işkencelere aldırmadan, azimli ve kararlı yürüyüşünü taviz vermeden sürdürüşünü anlatmayalım.

Daha namaz beş vakit olarak farz kılınmadan, oruç Ramazan ayında üzerimize yazılmadan önce, zekâtla toplumu kaynaştırmaya başlamadan, herkesin itelediği, toplumun ötelediği yetimlerin elinden tutan, ezilenlerin sığınağı olan efendimizi de anlatmayalım.

Yaşadığı coğrafyanın siyasal kimliğini tanımayarak haksızlığa yüksek sesle itiraz edişini anlatmayalım.

Kimsenin ses çıkartamadığı insani hak ihlallerine, arkamdan kimler gelir diye bakmadan adalet için yürüyüşünü de anlatmayalım.

Oturacak meclisi, toplumda konuşabilme hürriyeti olmayan ezilmişlerin yanında duruşunu da anlatmayalım.

Hele hele davası uğruna evini, yurdunu, anılarını ve sevdasını geride bırakarak hicret edişini hiç anlatmayalım.

İki yüz yıllık savaşı kardeşlik silahıyla tam on ikiden vurarak bitirişinden söz etmeyelim.

İnsanlık tarihine kattığı müstesna kavramlardan olan ensar, muhacir, kardeşlik, anlaşma, sözleşme, vefa ve muhabbetti de es geçelim.

Düşmanlarının sayısal, siyasal ve ekonomik gücüne bakmaksızın cesaretle yürüyüşünü de anlatmayalım.

İnsanı tanıma, kapasite ve kabiliyetine göre sorumluluk verme özelliğinin başka kimsede bu kadar güçlü olmadığını da bir kenara bırakalım.

Asalet, ırk, renk, sosyal ve ekonomik sınıfları kapatıp, liyakat ve ehliyet sınıflarında mükemmel talebeler yetiştirmesinin de üzerinde durmayalım.

Barışa ve barış antlaşmalarına olan sadakatinde zirve oluşunu da unutalım gitsin.

Sadakate (Hz. Ebu Bekr), adalete (Hz. Ömer), hayâya (Hz. Osman), ilme (Hz. Ali), cömertliğe (Abdurrahman b. Avf), eğitimciliğe (Mus’ab b. Umeyr), fedakârlığa (Sad b. Muaz) ve sayılamayacak kadar çok değere “adam yetiştirerek” yeryüzünde yıldızlar yürüyebilir teorisini pratiğe geçirişini de anlatmayalım.

Öylesine dolu bir hayat ki, bırakın makaleleri ansiklopedilere sığmadı, sığmayacak ama biz anlatmayalım O iki cihan güneşini.

Anlatmayalım “âlemlere rahmet, en güzel örneği.”

Anlatmayalım kardeşim, anlatmayalım.

Bin dört yüz yıl önceden dünümüz, günümüz ve yarınlarımızın problemlerini nasıl çözdüğünü de anlatmayalım.

Rasulullah’ı Yaşayalım

Çok anlattık biz efendimiz aleyhisselam’ı. TV ekranlarında ağlayarak anlattık ve çok başarılı olduk, artık anlatmayalım.

Kitaplarımız da O olunca çok sattı. Artık kitap da yazmayalım.

Şiirleri, naatları da dillere karizma ve etiket kattı yeterince. Tamam artık okumayalım, yazmayalım.

O’nun gibi yaşamaya bir besmele çekelim. En kolayından başlayarak sarılalım, hayatından hayatımıza aydınlık olacak kareleri kopyalamaya.

Kopya çekmenin caiz, hatta ayetle sabit olduğu numune-i imtisale sımsıkı sarılalım.

Sorunlarımız bir bir çözülecek, göreceğiz.

Rotasız gemi gibi yalpalamalarımız son bulacak. Aile içi huzurun tadına varacağız efendimizin örnekliğinde. Baba olmanın güzelliğini yaşayacak, soru ve sorunlara kızmadan çözümler bulacağız.

Herkesin dert yandığı ahlaksızlıklar bitecek Allah’ın izniyle. Harflere yapılan eziyetlerden de (LGBT) kurtulacağız.

Evi, ocağı, devleti batıran bitiren mikroplardan (faiz, içki, fuhuş, kumar vb.) da temizlenecek maddi ve manevi vücudumuz.

Yaşarsak O’nun gibi, yaşatacağız dünyayı ve dünyamızı.

Olmayacak mı düşmanlarımız?

Şimdi yok mu sanki?

Varsın düşmanlar da görsün rakibin güçlüsünü ve en delikanlısını. Onlara dahi çok faydamız olacaktır. Misal Halid b. Velid ve Ebu Süfyan gibi.

Dilimizle Anlatmaya Ne Zaman Başlayalım?

Yukarıdaki yazılan eylemler yapılsın, yeryüzü Sünnet-i Rasulullah ile tekrar tanışsın. En azından şahsımızın ve ailemizin hayatı bir değişsin, o zaman anlatırız Rasulullah’ı ve davasını. Zaten hep anlattık dilimizle, ne oldu ki?

Birde eylemlerimiz anlatsın bakalım.

Selam ve dua ile…

Not: Bu yazının kaynağı sadece Saff suresi 2 ve 3. ayetlerdir, birde yaşadığımız hayat.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2020

Sayı: 383

İlkadım Arşiv