Temmuz 2013 Rauf DENİZLER A- A+
A- A+

Ramazan ve Çocuk

Ramazan ve çocuk kavramları kadar birbirine yakışan kavramlar galiba çok azdır. Her insanın çocukluk döneminin ramazan hatıraları hep canlı ve heyecan vericidir. İlk sahur, ilk tekne orucu ya da ilk iftar ilk teravih namazı hep hatıralarda canlılığını koruyan kavramlardır. Özelikle de Bayram namazları ve ailece oturulan bayram yemeklerinin hazzı hep özlenir.

Çocuk eğitiminde taklit çok önemli bir yere sahiptir. Çocuk, birçok islamî ve insanî değerleri ailesinde öğrenir. Ailesinde namaz kılanların olduğu ortamda büyüyen bir çocuk namaza karşı sevgi besler. Zaman içerisinde de doğru eğitim ve doğru yönlendirme ile namaz kılan bir fert haline gelir. Ramazan ayı orucu da böyledir. Bütün Müslümanların gün içerisinde aç kalmaları gün sonunda yemeğe aynı anda başlamak için top atılmasını beklemeleri birlikte kılınan teravih namazları çocukta Müslümanlık kavramının somutlaşmasını sağlar.

Çocuk için oruç tutmak oldukça anlamlıdır. O güne kadar acıktığında açlığını ve susuzluğunu anında gideren çocuk ramazanda ise akşama kadar aç ve susuz kalmayı yani sabretmeyi öğrenir. Bu onda başarabilmenin gururunu yaşatır. Arkadaşları arasında kimin daha çok oruç tutacağı konusunda yarış başlatır. Daha çok oruç tutan daha fazla büyümüştür. Uzun süreli açlığı yaşayan çocuk aç kalan insanların yaşadıkları zorlukları fiilen yaşamış olduğu için duygularında olgunlaşma sağlanır. Merhamet ve birilerine yardımda bulunma duyguları gelişir.  Paylaşamadığı oyuncaklarını daha kolay paylaşır.

Ramazan ayında çocuk cami ile daha çok yakınlaşır. Müslümanların birlikte kıldıkları teravih namazları onda ibadet bilincinin gelişmesine yardımcı olur. Özellikle uzun süren teravih namazları sırasında yapılan yaramazlıklara hoş görü ile bakan bir cemaatin arasında ise cami ve namaz kavramları onda unutulmaz izler bırakır. Yaşları biraz büyük olan çocuklar uzun süren bir namazı bitirmiş olmakla kendilerinin büyüklerine karşı büyüdüklerini ispat etme duygusu yaşarlar. Ayrıca toplu yapılan ibadetler çocuğa Müslümanlığın toplumla ilgili bir kavram olduğunu öğretir.

Evlerde annelerin iftar sofrası hazırlığı kız çocukların da ayrı bir duygunun aileyi sahiplenme duygusunun gelişmesini sağlar. Sofrada kaşık, çatal, bıçak, peçetelerin yerleri yemeklerin ve salatanın görünümleri sofrada oturum yerleri özellikle kız çocuklarında estetik anlayışını geliştirir. Sahur yemeklerinde annelerin herkesten önce kalkarak hazırlık yapmaları kız çocuklarına anneliğin fedakârlıkla paralel olduğunu öğretir.

Bayram namazları erkek çocuklar üzerinde önemli etkiler oluşturur. Gecenin alaca karanlığında uykudan uyanıp yataktan kalkmak baba ile beraber sabah namazına gitmek camide vaaz dinlemek yaklaşık bir saat bayram namazını beklemek ve çok kalabalık bir insan topluluğu ile namaz kılmak çocukta unutulmaz izler bırakacaktır.

Aile olgusunun sonuna kadar yaşandığı Bayram yemekleri ise ayrı bir hazdır. Sofraya birlikte oturmak büyüklerin ve küçüklerin yaşlarına göre sofrada yer almaları herkesin Allah’a(c.c) şükür ve hamd içerisinde ve neşe ile bir birlerine takılarak yemek yemekler çocuğun duygularında önemli etkiler oluşturur. Yemekten sonra yapılan bayramlaşma merasimi ise ayrı eğitim ayrı bir hazdır. Çocuk için hazzın doruk noktası ise bayram hediyesi alma anıdır. Hediye paketini açarken yaşadığı heyecan unutulmazdır. Bayramda akraba ve komşu ziyaretleri çocuğun sosyalleşmesine katkı sağlar.

Sonuç olarak çocukların öncesiyle ve sonrasıyla yaşadıkları güzel ramazanlar onun şahsiyet eğitiminde önemli bir yer tutarken iyi bir Müslüman olması içinde çok önemli bir yere sahiptir.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2013

Sayı: 300

İlkadım Arşiv