KUR'AN İKLİMİ-İnfak Vardı Köprü Sonradan Çıktı
Haziran 2019 Selim ARMAĞAN A- A+
A- A+

KUR'AN İKLİMİ-İnfak Vardı Köprü Sonradan Çıktı

“Elif Lâm Mîm. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de İNFAK EDERLER.” (Bakara, 1-3)

Fatiha Suresinden sonra Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi Bakara Suresidir. Mealini vermeye çalıştığımız ayeti celileler de Bakara Suresinin ilk üç ayetidir. Yani kitabımızın ilk cümlelileridir. Hitabına, kitaba göre inanıp yaşayan müminlerin tanımını yapmakla başlamaktadır. Birincilik kürsüsüne gayba imanı, ikincilik kürsüsüne namaz kılmayı ve üçüncülük kürsüsüne Allah’ın kendisine verdiği rızkı infak etmeyi koymaktadır.

Dini terim olarak İnfak; “Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla kişinin kendi malından muhtaçlara yardım etmesi” demektir. Ancak tabir yerinde ise “İnfak” kelimesini ete kemiğe büründüren, kullanım şeklini, usulünü ve edebini orta yere koyan sözlük anlamıdır.

İnfak kelimesi; yuvasını iki delikli yaparak tehlikelere karşı tedbir alan tarla faresinin işinden esin alan NFK kökünden türer. Tarla faresi yer altında iki kapılı bir geçit inşa etmiştir. Tehlike sezdiğinde canı dâhil değerli neyi varsa geçidin diğer tarafına aktarmaktadır. Bu anlamıyla “infak” iki taraflı yapılan bir işe denir. Tünelin diğer ucu olmadan yapılan sadece depolama olur. Sırf Allah rızası için fakire ulaştırılmayan sadaka ile de infak ibadeti gerçekleşmiş olmaz.

İnfak; tükenmek, tamamlanmak, son bulmak, yoksul düşmek, yok etmek anlamlarına gelir. Bu tanım infak kelimesinin ifade ettiği geçidin bir tarafı için doğru iken diğer taraf için tam tersine bir varlık, artış ve zenginlik söz konusudur. Bu tüneli kullanana dikkat edersek; mal aktarımını tam bir gizlilik içerisinde, sessizce, kimseye duyurmadan, göstermeden gerçekleştirmektedir. Müminin de infakı bu ahlak üzere olmalıdır.

“Kendilerine rızık olarak verdiğimizden de İNFAK EDERLER.” ayetindeki infakta da mal görüntüde kişinin elinden gitse de tükense yok olsa da bu tükeniş belki dünya için söz konusu olabilir ancak tünelin öbür dünyaya açılan kapısında bir Pazar kurulmuştur. Bu pazarın sahibi de Allah’tır. Dünyada helalden kazanılmış, gösterişten uzak, başa kakılmamış, kul hakkı olmayan mallarını ihlâs ve samimiyetle getirenlerin mallarını satın alır. Zira “…Allah kullarının tevbelerini kabul eden, onların sadakalarını alandır.” (Tevbe, 104)

“Mallarını Allah yolunda İNFAK EDENLERİN durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara, 261)

Bir buğday tanesini tünelin diğer ucuna hasarsız geçirebilmek çok önemlidir. Efendimiz aleyhisselam “Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah Teâlâ yedi insanı Arşın gölgesinde barındıracaktır. Bunlardan biri de, sağ elinin verdiğini, sol elinin bilmeyeceği kadar sadakayı gizli veren kimsedir.” buyurur. (Buhari)

“Mallarını Allah yolunda İNFAK EDİP de arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, işte onların Allah katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. (Bakara, 262)

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız infak ve sadakalarınızı boşa çıkarmayın!” (Bakara, 264)

Müslüman olduğunu iddia edip zekâtını vermeyenler, sadakasını vermeyenler; böylece yoksulun hakkını yiyerek semirenler, infak edene engel olanlar, Müslümanları zayıf düşürüp suça itenler elbette ki cehennemde cezalarını çekecekler.

Ayet-i celilelere dikkat edersek tünelden yanlış nakliye yapanlar özellikle uyarılmış, çalışmalarının boşa gitme ihtimali hatırlatılmış hatta cezalandırılma ihtimalleri de özellikle vurgulanmıştır.

Sonuçta; geçenlerin resimlerinin, videolarının gösterildiği hatta görmeyenin gözünüze sokulduğu, banilerinin boy boy resimlerinin asıldığı hayır köprüleri yoktu. Bizim infakımız, gönülden gönle bağlarımız vardı. Kur’an’ın tabiri ile muhtacımız talep etmezdi ama onun durumunu sezen basiretli müminlerimiz vardı.

“Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayâlarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarf ettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.” (Bakara, 273)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2019

Sayı: 371

İlkadım Arşiv