Ekim 2020 Selim ARMAĞAN A- A+
A- A+

KUR'AN İKLİMİ-Bu Allah'ın Yarattığıdır

“Bu, Allah'ın yarattığıdır. Gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Lokman:11)

Bu, Allah'ın yarattığıdır. Hangisi? İşte bu, bu da, bu da, şu da. Gördüğün ve göremediğin her şeyi yaratan Allah’tır. Gözlerini de, gözlerinin gördüklerini de, gönlünün hissettiklerini de yaratan hep Allah’tır.

Hal böyleyken Müslüman evlatları neden aldatıcı şeytanların peşine takılır da Allah’ın verdiği aklı kullanmaz, etrafındaki işaretlere bakmaz, görür gözlü olmaz da âmâ gibi elini tutanın peşinden gider. Bununla da kalmaz, en doğru yolda olduğunu iddia eder. “Kanıtın nedir?” denildiğinde de benim arkadaşıma güvencim sonsuz der. Arkadaşımızın da kendimizin de ne bu dünya da ne de ahirette garantimiz yok. Güvencemiz yoktur. Bu dünyaya nasıl güvenirsin ki hem kendisi çok hızlı dönüyor hem içerisinde sayısız dönek taşıyor.

Ecel gelip çattığında bizim Allah’tan başka sığınacağımız merhamet kapımız da yoktur. İşte hayatı, ölümü ve her şeyi yaratanın fermanı;

“Haydi, görelim sizi, can boğaza geldiğinde, O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz. Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz. Haydi, bakalım eğer ahirette vereceğiniz hesap yoksa İddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o ruhu geri döndürsenize! Fakat ölen kişiye gelince, Allah’a yakın olanlardan ise, onun için rahatlık, güzel nasip ve naîm cenneti var.” (Vakıa: 83-89)

Uyandırılıp tekrar diriltildiğimizde ellerimizin üstünü ısırmak zorunda kalmamak için peygamberler ve onların arkadaşları ile yol tutmak zorundayız. Resüllerin çağrıları bizim en büyük kılavuzlarımız olmalı. Böyle yapmazsak her gün namazımızda Fatiha Suresinde; “(Allah'ım!) Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz. Bizleri doğru yola ilet, Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.” diye dualar etsek de gözümüzü yaratan yüce Rabbimizin nuruyla açıp etrafa “mümin bir yılan deliğinden iki defa sokulmaz.” buyuran Efendimiz aleyhisselam’ın basireti ile bakmadıkça nicelerini karanlıklara sürükledikleri gibi bizi de bu hain sapıklar dost görünümünde sağımızdan yaklaşarak Allah’ın yolundan uzaklaştırır sapkınların yoluna götürürler.

Kâfirlerin korkusu; polistir, suçüstü yakalanmaktır, cezaların ağırlığıdır, hapistir… Müminin korkusu aslında bir korkudan ziyade bir utançtır. Çünkü mümin kişi bilir ki Allah onu her zaman işitir ve görür. O Allah’tan kaçmamıştır. O nefsinin ve arzularının bilinçli ya da kaza eseri kurbanı olmuştur. İşlediği bu günahı Allah’ın gördüğü ve işittiği bilinci ve utancıyla yaşar. Yalnız Allah’tan bağışlanma diler. Takva diye özetlenen; Mümin’deki Allah korkusu hali tam da bu utanç ve mahcubiyet halidir. Tek tek her insanın vefat ederken Allah’tan başka sığınacağı yer olmadığı gibi; sura üflendiğinde dünyanın son gününü yaşayanların da Allah’tan başka sığınacağı yer yoktur.

“O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!" "Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydim. Çünkü Kur'ân bana gelmişken o dostum, beni hakikatten saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.” (Furkan: 26-29)

Her şeyin sahibi olan Allah, kullarına merhamet etmekte ve sürekli rahmet kapısını açık tutmaktadır. Öyle ki hiçbir şey yaratmadığı halde Allah’ı inkâr edip ilahlık iddia eden firavuna dahi merhamet etmiş onu da affetmek istemiştir. Musa aleyhisselam’ı yumuşak sözlerle tebliğde bulunmak üzere göndermiştir. Fakat Firavun etrafındaki şeytanlaşmışların fitneleri, mal, makam ve iktidar hırslarıyla gerçeği göremedi. Son anındaki pişmanlıkları da fayda vermedi de cehenneme ve Allah’ın azabına müstahak oldu.

“Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, o hikmetli kitabın ayetleridir. O, güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidayet ve rahmettir. Onlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.” (Lokman: 1-5)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2020

Sayı: 387

İlkadım Arşiv