A- A+

Kulu Arındıran Namaz

Rabbimizin mü’min kullarından yerine getirmelerini istediği ibadetlerin başında namaz gelir. Namaz ibadetinin farz kılınmasında maddi ve manevi birçok hikmetler bulunmaktadır. Bu hikmetlerinden biri de namazın mü’minleri arındırmasıdır. Namazın arındırıcı niteliği hakkında Yüce Rabbimiz, “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.”  buyurmuştur.

Ayet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere namaz kılmak kulu, her türlü çirkin işlerden ve kötülüklerden uzaklaştırır. Konu ile alakalı olarak kaynaklarımızda yer alan bir rivayette, Ebû Hureyre radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:

“Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?”Sahâbîler:

“O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz.” dediler. Rasûl-i Ekrem:

“Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.”buyurdular.

Mevzubahis ettiğimiz hadis-i şerifte abdest ve namazın kulu, işlemiş olduğu günahlarından arındıracağı müjdesi verilmiştir. Namazın arındırıcılığı o derecedir ki kulu şirk ve küfür bataklığından bile kurtarır, sahil-i selamete çıkarır. Bu konuda varit olan bir rivayette, Hz. Câbir radiyallahu anh, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i, “Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır.” buyururken işittim.  demektedir.

Bu hadis-i şerifte kulun namaz kılarak küfür ve şirkten arınacağı müjdesi vardır. Başka bir rivayette ise kulun kıldığı namaz iyilik olarak nitelenir ve onun günahlarını izale edeceği açıklanır. Rivayet şöyledir:
İbni Mes’ûd radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, bir adam bir günah işledi. Sonra (yaptığından pişman olarak) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip durumu haber verdi. Bunun üzerine: “Gündüzün iki yanında ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.”  anlamındaki ayet nazil oldu. Adam:

“Bu sadece bana mı mahsus ya Rasûlullah?” dedi. Rasûl-i Ekrem:

“Ümmetimin tamamı içindir.”buyurdular.

Konu ile ilgili bazı hadis-i şerifler ise şöyledir:

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemşöyle buyurur: “Sizden kim abdest suyunu hazırlar, ağzına ve burnuna su çeker ve bunları temizlerse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Sonra, Allah’ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, yüzü ile işlediği günahlar, sakalının uçlarından su ile birlikte dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmaklarından dökülür gider. Ardından başını mesh edince, başının günahları saçlarının ucundan su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Daha sonra kalkıp namaz kılar, Allah’a hamd ve senada bulunur, O’na lâyık-ı veçhile tazimini gösterir ve kalbinden Allah’tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden doğduğu günkü gibi bütün günahlarından arınır.”

Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, beş vakit namaz ile iki cuma, aralarında işlenen küçük günahlara kefarettir.”

Osman İbni Affân radiyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söyledi: “Bir Müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşu içinde ve rükûnu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına kefaret olur. Bu her zaman böyledir.”

Nitekim ensardan bir gencin gece namazı kıldığı ve buna rağmen birtakım kötülükler işlediği anlatılınca Allah Rasûlü buyurdu ki: “Namazı onu kötülüklerden alıkoyacaktır.” Çok geçmeden bu genç tövbe etti, hâli düzeldi ve sahabenin seçkinlerinden oldu.

Aslında namazın en büyük hususiyeti Allah’tan korkmayı ve günahlardan sakınmayı sağlamasıdır. Hem ayetlerde Rabbimiz hem de hadislerde Peygamberimiz bizleri namaza teşvik etmişler ve namazın büyük küçük günahlardan alıkoyacağını ve eğer işlenmiş ise günahlara kefaret olacağını beyan etmişlerdir.

Namazın izah edilen arındırıcı vasfını yerine getirebilmesi için huşu içinde ve tadil-i erkâna riayet edilerek ifa edilmesi gerekir. Son dönem müfessirlerinden merhum Elmalılı, huşu ve tadil-i erkâna riayet etmeden namaz kılanların niteliklerini, Mâûn Suresi’nde yer alan, “Vay o namaz kılanların hâline ki onlar namazlarından gaflettedirler."  ayetinin tefsirinde şöyle anlatır:

“Onlar namazın ehemmiyetinden gaflet edip, onu gereği gibi ciddî bir vazife olarak yapmazlar,
Kılınıp kılınmadığına aldırmazlar,
Vaktine dikkat etmezler, vaktin geçip geçmediğine aldırmayıp namazı geciktirirler,
Namazın terkinden müteessir olmazlar,
Kıldıkları vakit de, Allah için hâlis niyetle kılmayıp dünyevî birtakım maksatlar için kılarlar,
Açıkta, insanlar yanında kıldıkları halde, gizlide kılmazlar; kıldıklarında da Hakk’ın huzurundabir huşu ve tazim içinde değil de “İki yatış bir kınteş bakış”tan ibaret bir gösterişle kılarlar.”

Kalben başka şeylerle meşgul olmaksızın huzur ve huşu içerisinde kılınan namaz önceden işlenmiş günahların silinmesine vesile olur. Kalp huşu içerisinde olursa vücut ve azalar da huşu içinde olacağından öncelikle namaza başlamadan kalbi huzursuzluklardan temizlemek, meşguliyetlerinden arındırmak gerekir ki namazımız gerçekten namaz olsun.

Rabbim bizleri, namazı kendisini arındıran kullarından eylesin. Amin.


[1] Ankebût Suresi, 45. ayet.

[2] Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283. Ayrıca bk. Tirmizî, Emsâl 5; Nesâî, Salât 7; İbni Mâce, İkâmet 193.

[3] Müslim, Îmân 134. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 9; İbni Mâce, İkâmet 17.

[4] Hûd Suresi, 114. ayet.

[5 ]Buhârî, Mevâkît 4, Tefsîru sûre (11) 6; Müslim, Tevbe 39. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (11).

[6] Müslim, Müsâfirîn, 294.

[7] Müslim, Tahâret 14. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 46; İbni Mâce, İkâmet 79.

[8] Müslim, Tahâret 7.

[9] Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 447.

[10] Mâûn Suresi, 4-5. ayetler.

[11] Yazır, ElmalılıMuhammed Hamdi, Hak Dîni Kur'ân Dili, c. IX, s. 6168.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2015

Sayı: 327

İlkadım Arşiv