Ekim 2013 Nureddin SOYAK A- A+
A- A+

Kulluğun Önündeki Engeller

Yaradılış gayesi Allah Teâla’ya kulluk olan insanın, imtihan gereği olarak önüne bazı engeller konulmuştur. Bunlar içindeki ve dışındaki engellerdir. İçindeki engel nefsi, dışındaki en büyük engel ise şeytandır. İçindeki engeli aşabilenler için dışında ciddi bir engel kalmamaktadır. Kulun bu engelleri en kolay şekilde aşabilmesi için Rabbini ve kendini tanıması gerekir. Nefsin zaaflarını, şeytanın araçlarını bilen insan aldanmak istemezse aldanmaz. Kimsenin de onu aldatmaya gücü yetmez. Kulun engelleri aşabilmesi için Rabbinin yardımına ihtiyacı vardır. İnsanın içindeki düşmanı ile dışındaki düşmanının, insanı Allah Teâla’ya kulluktan alıkoyma araçları hemen hemen aynıdır. Nefsine uyan, şeytana uymuş; şeytana uyan da nefsine uymuştur. İşbirlikçilikte bunlar üzerine yoktur. Rabbimiz nefse birtakım kabiliyetler vermiş, sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham etmiştir. 

 Rabbimiz,  Yusuf -aleyhisselam- dilinden:

“Nefis kötülüğü emreder.” (Yusuf 53) buyurmaktadır.

İlâhî ve nebevî eğitimden geçmeyen nefis, sürekli kötülüğü emreder. Kötülükleri cazip hale getirir. Nefislerin azgınlaştırıldığı, haramların meşru hale getirildiği toplumlarda hayat yaşanılmaz hale gelir. Emniyet ve güvenden eser kalmaz.

“Arzularını ilah edineni gördün mü?” (Furkan 43)

Nefisler putlaştırılır. Arzu ve isteklerin tatmini için her şey mubah hale getirilir. Rab unutulur, O’nun emir ve yasakları hiçe sayılır. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz, ümmetini nefis konusunda uyarmak için “göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsine bırakmaması” konusunda Rabbine sürekli yalvarmıştır. Artık günümüz insanı tapmak için taştan ağaçtan heykeller yontmuyor. Çağdaş putlar nefislerdir. Kimse nefsine toz kondurmuyor. Yanlışlarını, hata ve kusurlarını kabullenmiyor. Uyarılara şiddetle karşı koyuyor. Allah Teâla’nın ahkâmıyla uyarılan nefisler açık ve net yanlışlarını kabullenmiyorlarsa, nefisler putlaştırılıyor demektir.

“Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.” (Maide 70 )

Rabbimiz, kullarının dünya imtihanını kolayca geçebilmeleri için Resuller ve kitaplar göndermiştir. Bunlar kullar için en büyük nimetler olmasına rağmen, Rabbimizin beyanına göre insanların çoğun nankörlük etmiştir. İlâhî vahye sırt çevirmişler, Resullerin kimini yalanlamışlar, kimini de katletmişlerdir. Hayvanlar gibi sınır tanımaz bir hayat yaşarken, insanca, izzetli ve şerefli bir hayatı kabullenememişlerdir. Mü’min asla nefsine taraf olmaz, nefsini Rabbine itaat ettirmenin gayret ve çabası içerisinde olur. Nefsine taraf olanlar hep helak olmuşlardır.

“Lut’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: ‘Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?’

Kavminin cevabı ise, ‘Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..’ demek oldu.” (Araf 80,82)

Küfür ve şirk toplumlarında; güzel ahlak, namus, edep, terbiye, hayâ gibi kavramlara yer yoktur. Bu kavramlar ve bu kavramları hayata geçirme çabaları inkârcıları her zaman rahatsız etmiş, bundan sonrada rahatsız edecektir. Rabbimiz Lut -aleyhisselam- ailesi hariç, başta hanımı olmak üzer kavminin tamamını helak etmiştir.

“Nefisleriniz size (kötü) bir işi güzel gösterdi.” (Yusuf 18)

İnsan, Rabbini değil de nefsini rehber edinirse, nefsi ona iyi işleri kötü, kötü işleri de iyi gösterir. Rabbimiz bize helak olmuş kavimlerin helak oluşlarını ve sebeplerini haber vermektedir ki ibret alalım. Ama maalesef günümüzde, önceki kavimlerin helak sebebi olan fiillerin tamamı içki, kumar, zina, eşcinsellik, rüşvet, hırsızlık, faiz, vb. haramlar müslüman memleketlerde de işlenir hale gelmiştir.

“Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semud kavmi, Ad ve firavun, Lut’un kardeşleri, Eykeliler, Tübbanın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.” (Kaf 12,13,14)

Rasullerin uyarılarına kulak verilmeyince:

“Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. ‘’Haydin azabımı ve uyarılarımı tadın dedik.” (Kamer 38,39)

“Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azab vardır.” (Sad 26)

Müslüman ebedi hayatı için ne hazırladığına sürekli bakmalıdır.  Dünya hayatında ne kazandın? Hayır mı, şer mi? Ahiretine ne götürüyorsun. Orada sürpriz yok. Ne götürüyorsan onu bulursun. Azığını iyi hazırla, azıkta ne varsa, sofrada onu bulursun. 

“Nefislerinin onlar için önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmiştir ve onlar azab içinde devamlı kalıcıdırlar.” (Maide 80)

“Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem 59 )

Rabbimiz namazı bırakmakla, nefse uymayı birlikte zikretmiştir. Namazı hakkıyla ifa edip, Rabbi ile irtibatını sıkı tutabilenlerin, sürekli nefislerine uymaları mümkün değildir. İlâhî ve nebevî müjdeler, namazın ahlaksızlıklara ve kötülüklere engel olacağı, kişinin dininin yıkılmasına mani olacağıdır. Eğer bugün nefislerin kulu olunmuşsa, ya namazların ifa edilmeyişinden ya da hakkıyla ifa edilemeyişindendir.

“Namazı kılın” (Ahzab33), “Namazı dosdoğru kılın” (Nisa 103), “Namazlarını koruyanlar.” (Me’aric 34), “Namazlarında huşu içindedirler” (Mü’minun 2), “Namazlarına devam ederler.” (Mü’minun 9)

“Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini çıkarıp solur.” (Araf 176)

“Her nefis kazandıklarına karşılık bir rehindir.” (Müddessir 38)

“Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.’’ (Şems 9-10)

İnsanın masum olması mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki Rabbimiz tevbe kapılar sonuna kadar açmıştır, Yeter ki tevbe edebilelim. İslam’da çıkmaz sokaklar yoktur.

“Yaratanınıza tevbe edin de nefislerinizi öldürün.” (Bakara 54)

“ De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allahın rahmetinden ümit kesmeyin!  Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer 5

“Rabbinin makamından korkup, nefsini kötü arzularından engelleyenin varacağı yer cennettir.” (Naziat 40.41)

Nefsi sürekli cehennemle korkutup, cennetle müjdelemek, engellerin aşılmasında çok fayda sağlayacaktır.

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Allah’ım huşu duymaz bir kalpten sana sığınırım, dinlenmeyen bir duadan sana sığınırım, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden, bu dört şeyden sana sığınırım.” (Nesai, Tirmizi) buyurmuştur.

Nefsiyle meselelerini halledenler, şeytanı eli boş gönderirler ve engelleri aşarlar.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ekim 2013

Sayı: 303

İlkadım Arşiv