KAPAK - Mesleğimle Doğar Yaşar ve Ölürüm
Ocak 2020 Mustafa USTA A- A+
A- A+

KAPAK - Mesleğimle Doğar Yaşar ve Ölürüm

Günümüz insanının güne mesleğiyle başladığı, günü mesleğiyle bitirdiği hatta eve gelince uyuyuncaya dek mesleğiyle iştigal ettiği bir dönemi yaşıyoruz. 2020 yılında insan artık mesleği için var gibi. Varlık nedeni haline gelmiş. Bu nedenledir ki insan, mesleğinin sosyal hayattaki, psikolojik dünyadaki, ekonomik dünyadaki yerinden nasibini alır oldu. Meslek çarkının dişlileri ile özgürlüğü arasında öğütülüyor.

İşte Hz. Lokman aleyhisselam’ın oğluna dediği gibi: “Oğlum yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa bir kayanın içinde saklansa veya göklerde veya yerin dibinde bulunsa yine de Allah onu açığa çıkarır. Kuşkusuz Allah her şeyi bütün gizlilikleriyle bilir. O her şeyden haberdardır.”

O halde yaptığımız iş her ne olursa olsun büyük küçük dememeli ve onu küçümsememeliyiz. Önemsemeliyiz, her yaptığımız işin güzel olmasına dikkat etmeliyiz. Zira hardal tanesi kadar kötü işin hesabı sorulacak. Yaptığımız işi küçümsersek kendimizi küçümseriz aslında. Böyle devam edersek küçük insan oluveririz.

Yaptığımız her iş dünyanın diğer ucunda bir başka insanı etkiliyorsa bir aktivitemizle milyonlarca insana iyilik ya da kötülük yapmış olabiliriz. Bir kötü fiilimiz bizi müflis haline getirmiş olabilir. Hayatın, mesleğin ta kendisi olduğu bir dünyada, mesleki icraatlarını küçümseyen insan ordularının arttığı bir dünyada Hz. Lokman aleyhisselam’ın oğluna yaptığı nasihate dönüp dönüp bakmalıyız. Yaptığın işi gizleyeceğini zannediyorsan yine yanılıyorsun çünkü sinelerdekini açığa vurulanları da gören bir varlıktan haberdar değilsin anlaşılan.

Deve kuşu hikâyesi ışık tutuyor bu duruma galiba. Her işini küçümseyen bir insan, bir gün önemli bir iş yapmak zorunda olsa bunun önemli bir iş olduğuna nasıl karar verecek? Zira işleri küçümseye küçümseye küçük işlerin adamı olmuş. Meslek, artık derisi yüzülmüş başına, yeni yüzülüp yapıştırılan hayvan derisi rolündedir. Bununla mesleki mankurtlaşmanın temelleri atılıyor.

“Kendi vicdanıyla baş başa kaldığında utanılacak hiçbir şeyi olmayan insan, namuslu insandır” der Ali Fuat Başgil. İşte o zaman hiçbir işimizi gizleyemeyiz uyarısına maruz kalmayız. Bu kelimelerin ağırlığı namuslu insan olma yanında hafif gelir tabi ki. Lokman aleyhisselam’ın uyarılarını dikkate alabilmek ciddi bir özgül ağırlık istese gerek. Küçük kötü icraatlarımız birike birike önümüze çıkacak engeller olarak bizi bekliyor. Aşılması zor engeller.

Kim kendini bir nokta kadar küçük hisseder, işte o zaman anlamlı bir cümlenin sonuna gelmiş demektir sözü, kendimizi hakiki değerinde görmemizin hakikate ulaşma anlamına geldiğini ifade eder. İşimizi küçümsememiz, dev çarkların dişlileri arasına her an kapılacağız korkusu oluşturmalı hakikat arayıcısı bir Müslümanda.

İdeasındaki bilgi tecrübesine sık başvurmalı insan. Nisyanla malul olan insan. Kişi yaptığı işi sevdiği kadar değer katar kendine. Kâinatta büyük bir kaosa neden olacaksa dahi bırakmalı işini, sevmediği mesleği sürdüren insanlar. Belki bir dibe vuruştur bu. Ancak sıçramanın tek yolu bu olsa gerek diye düşünürüm. İnsan ömrü değersiz, önem verilmeyen, kaçamak yaşanan işlerle doldurulamayacak kadar değerlidir. Benim nezdimde. Çünkü zamanı ve mekânı hediye edenin yüce yaratıcı olduğunu hatırlatırım size.

İşine dört elle sarıl sözünün bulunduğu kültürel ve edebi mirasın sahipleri olarak hakkımız yok savsaklamaya, yasak savmaya, önemsizleştirmeye. Çünkü önemlidir her şey yaratılmışsa. Eğer savsaklasaydı Hz. Resul, yar olur muydu Hz. Hatice anamıza? Olur muydu Muhammedül Emin, müşriklerin nezdinde.

Hakkımız yok savsaklamaya, yasak savmaya, önemsizleştirmeye.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2020

Sayı: 378

İlkadım Arşiv