KAPAK-Kıraat ve Hükümleri
Haziran 2019 Mustafa YAYLA A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Kıraat ve Hükümleri

Kıraat, namazda Kur’an okumak demektir. Namaz kılacak kadar yani namaz sahih olacak kadar Kur’an’ı Kerim’den bölümler ezberlemek ve okumak her Müslüman üzerine farzdır. Namazda Kur’an, kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazlarda okunması gereken asgari miktar, kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir.

İbadetlerin ifasına ilişkin ayrıntılar Hazreti Peygamberin “Ben nasıl namaz kılıyorsam siz de öyle kılın” kavli ve fiili sünnetiyle belirlenmiş ve sonraki nesillere dini hayatın canlı bir parçası olarak intikal ettirilmiş olduğundan namazda Kur’an okuma (kıraat) şartı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sözlü ve fiili sünnetine dayanır.

Kıraat, nafile namazların, vitir namazının ve iki rekâtlı namazların bütün rekâtlarında, üç veya dört rekâtlı farz namazların ise herhangi iki rekâtında olması farzdır. Kıraatin, farz namazların ilk iki rekâtında olması ise vaciptir.

Namazda kıraat olarak Fatiha suresini okumak ise Hanefilere göre namazın rüknü değil vacibidir.

Fatiha suresini farz namazların ilk iki rekâtında, vitir ve nafile namazların her rekâtında okumak vaciptir.

Üç ve dört rekâtlı farzların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fatiha okumak ise tercih edilen görüşe göre sünnettir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: ”Fatiha’yı okumayanın namazı olmaz” buyurmuştur. Bundan dolayıdır ki, Fatiha suresi, namazların her rekâtında okunur.

Namazda kıraat, açıktan ve gizli olmak üzere iki şekilde yapılır. Farz namazlardan, sabah, akşam, yatsının ilk iki rekâtında, Cuma ve bayram namazlarında imamın kıraati açıktan yapması vaciptir. Ferdî namaz kılan kişi ise kıraati isterse açıktan ve isterse gizli okur. Öğle ve ikindi namazlarında ise imamın ve tek başına namaz kılanın kıraati gizli yapması Hanefi mezhebine göre vaciptir.

Kıraat konusundaki bu kurallar Hanefi mezhebinde imam olan için ve tek başına namaz kılan için söz konusudur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, sabah namazının farzında altmış ile yüz ayet arasında,

Öğle namazının farzının ilk iki rekâtında otuzar ayet,

İkindi namazının farzının ilk iki rekâtında on beşer ayet,

Akşam namazının farzının ilk iki rekâtında kısa sureleri (Duha suresinden Nas suresine kadar),

Yatsı namazının farzının ilk iki rekâtında ise kısa ayetli orta sureleri okurdu.

Nafile namazlarda ise kılınış bakımından olabildiğince rahatlık ve kolaylık vardır. Örneğin farzlardaki gibi en az iki sure atlama kuralı yoktur. İstenilen sure okunabilir. Birinci ve ikinci rekâtlar arasındaki kıraatin uzun ve kısa olması şartı da yoktur. Birinci rekâtta kısa, ikinci rekâtta uzun sure okunabilir. Veya birinci rekâtta okunan surenin bir üstündeki sure de okunabilir.

Nafile namaz kılan kimse isterse çok uzun da okuyabilir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, bazen Allah’a karşı şükür vazifesini eda edebilmek için gece namazlarını mübarek ayakları şişinceye kadar uzun okumak suretiyle kıldığını biliyoruz.

Abdullah b.Mesud radiyallahu anh anlatıyor:

“Bir gün, Allah’ın Resulü ile beraber gece namazı kılmaya karar verdim. Geceyi O’nunla geçirecek ve O’nun yaptığı ibadeti ben de yapacaktım. O, namaza durdu, ben de durdum. Fakat bir türlü rükûa varmıyordu. Bakara suresini bitirdi. Şimdi rükûa gider dedim. Fakat O, devam etti. Sonra Âl-i İmran suresini, sonra da Nisa suresini (toplam 105 sahife, 662 ayet) okudu. Namaz esnasında o kadar yoruldum ki, bir ara aklıma kötü düşünceler geldi. Dinleyenler arasından birisi sordu:

“Ne düşünmüştün?”

Abdullah b. Mesud radiyallahu anh:

”Namazı bozup bırakmayı düşünmüştüm” dedi.

İmama uyan kişinin kıraat yükümlülüğü yoktur. Kılınan namaz açıktan okunan namaz ise dinler, gizli okunan bir namaz ise susar.

Açıktan okumanın alt sınırı, bir başkasının işitebileceği derecede yüksek sesle okumak şeklinde, gizli okumanın üst sınırı ise en az kendi işiteceği şeklinde okumaktır.

Açıktan kıraat, başkalarının duyacağı bir sesle okumaktır. Gizli okumanın en alt sınırı ise dilin hareket etmesidir. Dil, hareket ettirilmeden kıraati içinden ve sessiz okuma, zihninden tekrar etme şeklinde yapılması kıraat olarak yeterli ve geçerli değildir.

Ashab-ı Kiram efendilerimiz, Mescid-i Nebevi’deki sahabenin kıldığı namazı anlatırlarken mescidin içinden adeta arı uğultusuna benzer bir ses duyulurdu şeklinde nakletmişlerdir.

Namazın sahih olabilmesi için namazda okuduğumuz kıraatin kulaklarımızla duyulması gerekir. Yani namazda okuduğumuz Fatiha, sure ve ayetlerin kıraat vasfını kazanabilmesi için harflerin çıkış yerlerinin ve telaffuzlarının doğru, tecvid kurallarına uygun, aynı zamanda kendi işiteceğimiz bir sesle okunması gerekir. Bu okumanın, ölçüyü aşıp yanımızdaki bir kimsenin duyacağı kadar yüksek bir sesle de olmaması gerekir.

Hanefilere göre kıraatin açıktan yapıldığı namazlarda da, gizliden yapıldığı namazlarda da, imamın kıraati yeterli olup, ona uyan kimsenin kıraati mekruhtur.

Ashab-ı Kiramın bildirdiğine göre, Hazreti Peygamber aleyhis salatu vesselam, namazda Fatiha suresini okuduğu zaman ayetlerin sonunda durarak kesik kesik ve nefes alarak okurdu. Kıraatin tamamında ayet sonlarında durur ve bir sonraki ayetle birleştirip okumazdı.

Kıraati ifa ederken, Kur’an’ı Kerim’in bir kelimesinin dahi anlamı bozulacak şekilde (kasten) değiştirilmesi halinde namaz bozulur.

Vitir namazının üçüncü rekâtında Kunut duası okumak, ilk oturuşlarda tahiyyat duasını okumak vaciptir.

Birinci rekâtta, iftitah tekbirinden sonra subhaneke duasını, oturuşlarda salâvat dualarını, rükû ve secde tesbihlerini, vitir namazının üçüncü rekâtında bildiğimiz Kunut dualarını okumak, iftitah tekbirinden başka bütün tekbirleri okumak sünnettir.

Oturuşlarda salâvatlardan sonra Rabbena ve benzer duaları okumak ve Besmeleyi okumak ise müstehaptır.

Hanefi mezhebine göre başka sureleri de iyi okuyabildiği halde belli bir veya birkaç sureyi özellikle belirleyip zammı sure olarak sürekli onları okumak mekruhtur.

Efdal olan, Fatiha’dan sonra bir sureyi tam olarak okumaktır. Böyle yapamayan kişi, bir sureyi bölerek iki rekâtta da okuyabilir.

Surelerin Kur’an’daki tertibine riayet etmemek veya iki rekâtta aralarında bir sure bulunan iki sureyi okumak da mekruhtur.

Bütün mezheplere göre ilk rekâtta okunan surenin ikinci rekâtta okunandan kısa olması da mekruhtur.

Dilsizlerden kıraat farzının düştüğü konusunda ise görüş birliği vardır.

Kıraatin ezbere yapılması gerekir. Mushafa ve kitaba bakarak okumayı, İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed mekruh sayarken, İmam-ı Azam Ebu Hanife bunu namazı bozan davranışlardan kabul eder.

Kaynaklar

İslam Ansiklopedisi

Diyanet İslam İlmihali

Dini Kavraml

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2019

Sayı: 371

İlkadım Arşiv