KAPAK- Karakterinde Örnek Olmak: Akif Yahut John Nash
Temmuz 2019 Enes BELADA A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK- Karakterinde Örnek Olmak: Akif Yahut John Nash

Rahmetli İstiklal Şairimiz Akif, Mısır’da kaldığı sıralarda pek büyük bir uğraşla yazmayı sürdürdüğü Meal’ini kimselere göstermez. Ne kadar rica minnet etseler de en yakınlarının dahi çalışmasını okumasına müsaade etmez. Der ki; bu eseri bitirip muhteviyatıyla beraber tashihini tamam eylemeden kimselere göstermem.

Öyle ya göz nuru dökmüş pek büyük bir emek vermiştir. Kendisiyle beraber iki kişiden daha İslamî eser istenmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır’dan tefsir, Babanzâde Ahmed Naim Efendi’den de Buhari-i Şerif tercümesi talep edilmiştir. Gel zaman git zaman çalışmalar sürer ve neredeyse nihayete ermek üzeredir. Tüm ilmi birikimler Osmanlı bakiyesi imbiklerinden süzülmüş ve ilim tarihinin müktesebatına geçmek üzeredir. Ta ki Akif’e gelen kişilerin ağızlarından hep aynı sözler ve uyarılar dökülmeye başlayana dek…

Türkiye’den ziyarete gelen kişiler hoş beş lakırdıdan sonra muhabbet meal-i şerif konusuna geldiğinde endişe içerisinde Akif’e “Üstadım Türkiye’de ahval pek parlak değil. Sizin şiir tarzınızla yazacağınız meali namazı Türkçe kıldırmak için istiyor olmasınlar!” demektedirler. Ancak Akif hiçbirisine kulak asmaz. Meğerki en yakın ve belki de hayatında kıramayacağı tek insan olan Babanzâde Efendi’den de aynı uyarılara maruz kalmasın. İşte o an başından kaynar sular akar. Yazılmış, hazırlanmış, Allah rızası için göz nuru dökülmüş bu eser artık Allah rızası için kurban edilmelidir. Akif’in imtihanı da orada baş göstermektedir. Ve Merhum, bu çalışmasını Allah davası diye diye Allah düşmanlarına kullandırmamak için kurban eder.

Bunu yapmak için kaç yılını feda etmiştir acaba? Kaç İsmail’ini kurban etmiştir acaba? Yıllar içerisinde biriktirdiği, süzdüğü bu ilmini tam da imbiğinden damlamak üzereyken sarı beze silip nasıl atmıştır acaba! Ne kadar da emek veriyor Taceddin dergâhının duvarlarına ilmek ilmek aruz döşeyen Akif!

Peki ya ey Müslüman! Bu emekleri, John Nash’in Akıl Oyunları’nda camları matematik formülleri ile doldurduğu sahne gibi izleyemiyorsun elbette. Düşünelim, bakalım, ya o filmde John Nash sağlığını kazanmak için Nobelli formülünü yakmak zorunda olsaydı. Gözyaşlarımız düğüm düğüm olsaydı nasıl olurdu? Yeşilçam filmi çekip hüngür hüngür ağlamaya gerek yok durumun trajikliğini anlatmak için.

Gelgelelim bir Müslüman tüm amellerini üst düzey bir çalışkanlık içinde yapmalıdır. Yardım dediğimiz şey yalnız aktif merhamet ve yardımlar ile yapılmaz. Yani birilerini karşıdan karşıya geçirmemiz gerekmez illaki yardım etmek için. Bazen dünyayı, memleketi, insanları korumak için feda etmemiz gereken şeylerimizdir yardım ve merhamet.

Yazdığımız bir eser belki elli cilttir, belki dünyada eşi benzeri yoktur. Fakat eğer o tonlarca bilgi birikimi insanlığın serçe parmağının üstüne düşmüşse onu oradan kaldırmamız gerekebilir. Ama eğer ilmin maksadı olan can, mal, akıl, nesil ve din beşlisini unutursak yapacağımız işler rotadan çıkabilir. Bu durumda Suriye yanarken, Mısır idam edilirken, Libya’ya sondaj yapılırken bizler meleklerin cinsiyetini konuşuyor olabiliriz.

Belki dünyada bir övgü yahut bir takdir alamayan eserlerimiz, görülmeyen-terk edilen keyfi işlerimiz olabilir. Bu tarz pasif merhamet ve yardımlarımız ile kazanacağımız ecirleri yalnız Allah bilir. İşte Mahir İz hoca! Yardımın, merhametin, çalışkanlığın müşahhas hali! Maaşını alır almaz doğrudan kırkta birini zekât olarak veren bir insan… Bu şekilde bereketli bir ömür sürdürdüğünü söylüyor kendisi. Bir Müslüman daha ne kadar bu melekeleri kalbine nakşeder, daha ne kadar bunları karakter olarak temsil edebilir ki?

Bizler ne merhameti, ne çalışkanlığı, ne yardımseverliği Hollywood’dan öğrenecek değiliz. Bugün size kınanama yok diyen bir Peygamber tanıyoruz! “Öyleyse bir işte yorulduğunda başka bir işe koyul…” yazan bir kitaba inanıyoruz! “Bugün sizler bizim kardeşimizsiniz, malımın yarısı senindir” diyen bir ensarı örnek alıyoruz. Şu halde haydi kelimelerin sözlük anlamlarını okumayı artık geçelim ve kendimize bunlardan bir karakter inşa edelim.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Temmuz 2019

Sayı: 372

İlkadım Arşiv