KAPAK-Kalp Hayatı
Şubat 2019 Hasan MACİT A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Kalp Hayatı

Kalbin iki manası vardır.  Birinci manadaki kalp, göğsün sol tarafına yerleştirilmiş çam kozalak şeklinde olan bir et parçasından ibarettir. İkinci manasında ise; maddi cisim olan birinci kalp ile ilintisi bulunan Rabbani ve ruhani bir latifedir. İşte insanın hakikati bu latif olan kalptir. İnsanın anlayan, bilen ve arif olan özelliği işte bu kalptir. İslam’da kalbin ne kadar merkezi bir mahiyeti bulunduğunu Rasulullah aleyhisselam efendimiz şu hadisi şerifte bizlere bildirmektedir. “Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Bozulursa bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.”

Mü’min kalbini, manevi hastalıklardan uzak tutmak için her zaman mücadele etmelidir. Cenab-ı Hakkın rızasına talip olan bir mü’min kulun, titizlikle sakınması gereken batıni haramların bir kısmı şöyledir; haset, kibir, öfke, riya, ucup, yalan, dedikodu, koğuculuk, makam hırsı, cimrilik, israf, tecessüs… Kişi bu gibi unsurları kalbinde taşıdıkça manevi hayatından lezzet alamayacağı gibi imanın halâvetini de yakalayamaz. Mü’minin en önemli vasıflarından birisi de son nefesine kadar yukarıda zikredilen hastalıklardan kalbini muhafaza etme gayreti içerisinde olmasıdır.

Mü’minin asıl hedefi Rabbinin huzuruna yüz akı ile çıkabilmektir. Rabbimiz yüce kitabımızda bizlere şöyle buyurur; “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar. Ancak Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” (Şuara, 89)

Nitekim Allah’ın kitabı, bir yandan “nefsin tezkiyesinden diğer yandan “kalbin kirlenmesi” ve arındırılmasından bahsederek insanın önüne sürekli bir cehd, mücadele alanı, sürekli bir şahsiyeti inşa misyonu koyuyor.

“O, nefsi temizleyen kimse gerçek kurtuluşu buldu.” (Şems, 9)

“Temizlenen felah buldu, kurtuluşa erdi.” (A’la, 14)

Manevi hastalıklara duçar olan kalpler, mutlaka tedaviye muhtaçtır ve manevi bir eğitime girmek mecburiyetindedirler. Bunların tedavisi için bazı hususlara dikkat etmek zaruridir. Bunların bir kısmını şöyle ifade etmek mümkündür.

Tövbe Etmek

Günahların bağışlanması, manevi halin düzelmesi için mü’min ilk olarak Rabbine yönelmeli, tövbe kapısından içeri girmelidir. Nitekim Rabbimiz ayet-i kerimede şöyle buyurur; “Ey iman edenler, samimi bir tövbe ile Allah’a dönün! (Ancak böyle yaptığınız takdirde) Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi affeder!” (Tahrim, 8) Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurur; “Bazen kalbimin perdelendiği olur. Ama ben Allaha günde yüz defa istiğfar ediyorum.”

İbadetleri Huşu İle Yerine Getirmek

Kalbin hastalıklardan temizlenebilmesi için ibadetleri huşu ile yapmaya gayret etmek gerekir. Mü’min, Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmeli, ibadet esnasında gafletten uzak durmaya özen göstermelidir. Zira Cenab-ı Hak huşusuz bir ibadeti istememekte ve şöyle buyurmaktadır. “Vay o namaz kılanların haline ki onlar namazlarından gafildirler.” (Maun, 4-5)

Kur’an’ı Kerim’i Tefekkürle Okumak

Kur’an-ı Kerîm’i tefekkürle okumak, yani emir ve nehiylerin hikmetini düşünmek, kıssalardan ibret almak lâzımdır. Kalplerimiz ne kadar temizlenmiş ise, Kur’an-ı Kerîm’in feyzi, bizleri o kadar tesiri altına alır. Kur’an-ı Kerîm’in kalpteki manevi hastalıklara şifa olduğunu ayet-i kerime şöyle beyan etmektedir; “Biz Kur’an’dan, öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.” (İsrâ, 82) Ebu Zer radıyallahu anh diyor ki; “Ya Rasulullah! Bana öğütte bulun dedim.” Efendimiz aleyhisselam “Kur’an okumaya ve Allah’ı çok zikretmeye bak, çünkü Kur’an yeryüzünde nur, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurdu.

Zikrullaha Devam Etmek

Zikir, kulun Rabbini çokça anması ve O’nu unutmamasıdır. Kalbin tasfiye edilip manen yükselebilmesi için Allah’ı zikre devam etmek büyük ehemmiyet arz etmektedir. Ayet-i kerimelerde Allah Teâlâ’nın sabah-akşam, ayakta, otururken ve yatarken, hâsılı devamlı ve çok çok zikredilmesi emredilmektedir. Bu ilâhî beyanların bir kısmı şöyledir:

“Ey İman edenler! Allah’ı çok çok zikredin ve O’nu sabah-akşam tesbih edin.” (Ahzâb, 41-42)

“(O gerçek akıl sâhibi) Mü’minler ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allah’ı daima zikrederler…” (Âl-i İmran, 191)

Rasulullah aleyhisselam ise “Hiç kimsenin bulunmadığı tenha yerlerde Allah’ı zikrederek, için için gözyaşı dökenlerin, kıyamet günü hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda Cenab-ı Hakk’ın arşının gölgesi altında gölgeleneceğini” müjdelemektedir.

Salihlerle ve Sadıklarla Beraber Olmak

Kalbin muhafazası, selâmeti ve inkişafı için salihler ve sadıklarla beraber olmak icap eder. Kalp, yakınında bulunduğu kimselerin manevi tesir alanına girer ve böylece şahsiyet transferi başlar. Ruhaniyet yönünden güçlü olanlar, manevi yönden zayıf olanları etkileyerek onlar için bir ilham kaynağı olurlar. Nitekim Rabbimiz ayet-i kerimede: Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun!” (Tövbe, 119) buyurmuştur.

Rasulullah aleyhisselam da sadıklarla beraber olmanın ehemmiyetini şu misalle ne güzel ifade buyurmuştur; “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sâhibi ya sana kokusundan ikram eder veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, o ya senin bedenini veya elbiseni yakar yahut da oradan sana pis koku sirayet eder.” (Buhari, Büyu, 38)

Rabbim! Bizleri istikamet ehli kıl, sana has kul, habibine has ümmet olabilme bahtiyarlığını bize nasip eyle… Âmin

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2019

Sayı: 367

İlkadım Arşiv