KAPAK - İnternet, Sosyal Medya, Mobil Uygulama ve Oyunların Olumlu ve Olumsuz Etkileri
A- A+

KAPAK - İnternet, Sosyal Medya, Mobil Uygulama ve Oyunların Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Teknoloji her geçen gün hızlı bir şekilde gelişerek hayatımızı kolaylaştırırken, insanları da etkisi altına almaktadır. Son yıllardaki gelişmelerin en başında hayatımızın neredeyse her alanına giren ve yokluğunda etkisini hissettiren bir araç olarak internet ve akıllı cep telefonlarımız var.

İnternet ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte;

  • Günümüzde aradığımız birçok bilgiye daha hızlı ulaşabiliyoruz.
  • İnsanlarla daha hızlı ve ekonomik iletişim kurabiliyoruz.
  • Gitmek istediğimiz adresi daha kolay bulabiliyoruz.
  • Bankacılık işlemlerini ve fatura ödemelerini internet yardımıyla daha hızlı yapabiliyoruz.
  • Ürünlerimizi internet vasıtasıyla daha kolay pazarlayabiliyor ve istediğimiz ürünü de internetten daha kolay ve ucuz bir şekilde satın alabiliyoruz.

Hayatımıza tüm bu kolaylıkların girmesiyle birlikte dijital cihazlar, özellikle de akıllı telefonlarımız artık sokakta yürürken, evde, arabada bile elimizden düşmüyor. Sosyal medya sayesinde etrafımızdaki olaylardan anında haberdar olabiliyor ve kendi hayatımızdan çok, etrafımızdaki insanların hayatlarını takip ediyoruz. Kendi hayatımızın başrol oyuncusu olmak varken, farkına bile varmadan başka hayatların figüran oyuncusu olabiliyoruz.

Teknolojinin bilinçsiz bir şekilde kullanılması, fiziksel ve psikososyal bazı etkileri beraberinde getirmektedir. Teknolojiyi ara vermeden uzun süre ve yanlış bir biçimde kullanmak fiziksel olarak; halsizlik, kas ve iskelet sisteminde bozukluk, eklem ve kas ağrıları, görme problemleri, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi bazı problemlere sebep olmaktadır. Yine uzun süre ve bilinçsiz kullanımlarda; kaygı, korku, depresyon, düşük özgüven, asosyallik, sorumsuzluk gibi psikososyal bozukluklar belirebilmektedir.

Günümüzde internet kullanıcılarını gözlemlediğimizde, özellikler genç kullanıcılar, interneti sadece, kısa video, oyun ortamı ve sosyal medya olarak algılıyorlar. Peki, interneti bu kadar dar bir alana sığdırmamıza sebep olan etmenler nelerdir? Nasıl bu hale geldik? İnternet tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimize inandığımız bir araç mı? Yoksa bağlı olduğumuzda kendimizi mutlu ve güvende hissetmemizi sağlayan bir amaç mı? Bunun da ötesinde, ihtiyaçlarımızın birçoğunu karşıladığını düşündüğümüz sosyal medya platformları neden ücretsiz, gelirlerini nereden karşılıyorlar? Çoğumuzun aklından geçen ilk şey “reklam” olacaktır. Ancak bu olaylar göründüğü kadar basit ve masum olmayabiliyor.

Geçmişten günümüze siber ortamda yaşanan gelişmeler, internette neler olup bittiğinin ve neler olabileceğinin bir özetini oluşturmaktadır. Verilerimiz yıllardır internet üzerinden elde edilerek depolanmakta, farklı amaçlar için kullanılmak üzere analiz edilerek, fabrikaların, mağazaların, hastanelerin, web sitelerinin, hatta devletlerin bile işine yarayacak bir hale dönüştürülüp, pazarlanmaktadır.

Verilerimizle neler yapılabileceğine dair birçok örnek vermek mümkün. Örneğin, 2019 yılının başlarında yeni bir sosyal medya akımı ortaya çıktı; “10 Years Challenge”. Sosyal medya kullanıcıları 10 yıl önce çekilen fotoğraflarını bugünkü fotoğraflarıyla birleştirerek ya da aynı gönderiye ekleyerek sosyal medya üzerinden #10YearChallenge etiketi ile paylaşmaktadırlar. Birçok siber güvenlik uzmanı bu etiketle paylaşılan fotoğrafların yaşlanma üzerine yüz tanıma algoritması yazmak için veri topladığını iddia etmektedirler. Aynı açılardan çekilen ve 10 yıl sonra paylaşılan bu fotoğraflar ortak bir havuzda toplanmakta ve yüz tanıma algoritmalarıyla veri tabanından çekilerek birçok veri elde edilebilmektedir.

Hayatımız boyunca belki de isimlerini dahi duymadığı veri toplama şirketleri, değeri yüzlerce milyar doları bulan bu sektörde, bize ait her türlü veriyi sosyal medya platformlarından ve birçok farklı mecradan satın alarak ya da çekerek depolamakta ve pazarlamaktadırlar. Birçok ülke ve gizli güç, yıllar boyunca küresel gözetim sistemlerini kullanarak ülkeler ve şahıslar hakkında veri toplamış ve bu verileri soğuk savaş malzemesi olarak kullanmıştır. Günümüzde istihbarat için ayrılan bütçeden daha fazlası veri toplama araçları için ayrılmaktadır. Böylelikle önceden yıllar süren çalışmalar belki de birkaç gün içinde daha güvenilir bir şekilde ilgili birimlere sunulmaktadır. Peki, hayatımızın her alanını etkileyebilecek derecedeki bu büyük veriyi nereden elde ediyorlar?

İnternette gezinirken, sosyal ağlarda gönderileri beğenirken, paylaşım yaparken, mobil oyun oynarken ya da herhangi bir sanal mağazadan, ofisten, şirketten, marketten çevrimiçi alışveriş yaparken, faturalarımızı öderken sürekli olarak artan dijital ayak izleri oluşturmaktayız. Kimlik bilgilerimiz, konum bilgilerimiz, alışveriş alışkanlıklarımız, otomobilimiz, çocuk sayımız, oturduğumuz evin oda sayısı, evcil hayvanımızın olup olmadığı, hangi ameliyatları geçirdiğimiz, öğrenim durumumuz, hastalıklarımız ve daha birçok verimiz de çok daha değerli bir hale gelmektedir. Veri toplama ve işleme şirketleri, her gün tek başına binlerce sunucu bilgisayarla, trilyonlarca eşsiz veriyi analiz edebilmektedir. Böylelikle hakkımızda yüzlerce kategoriden oluşan bir profil belirleme işlemi yapılabilmekte, bu işlem sonucunda da veriler işlenerek istenilen şekilde pazarlanabilmektedir.

Büyük verilerin işlenmemiş bir şekilde ya da analiz edilerek pazarlanması, günümüzde büyük sosyal medya şirketlerini ve yüksek kullanıcı potansiyeline sahip oluşumları yakından ilgilendirmektedir. Öyle ki, her yıl katlanarak artan veri ihlalleri, hepimizin geleceğini tehdit etmektedir.

Teknolojide Son Trend; “VERİLERİNİZİ SATTIK, ÖZÜR DİLERİZ!”

Bilgi teknolojileri ve internet kullanımı her geçen gün hayatımızı daha fazla etkilemektedir. Bir yandan “tek tıkla” birçok işlem kolay bir şekilde yapılırken, yine “tek tıkla” tüm önemli verilerimiz istemediğimiz kişi ve şirketlerin eline geçebilmektedir.

Yaşanılan veri ihlallerinin bir kısmı hackerlar tarafından gerçekleştirilirken, azımsanmayacak kadar büyük bir bölümü de “verilerimizin satılması” yoluyla gerçekleşmektedir. Verilerimizi izinsiz bir şekilde satanların, “verileriniz ele geçirildi” sözleri bizi her veri skandalında bir kez daha düşünmeye sevk etmektedir.

Geçtiğimiz son 7 yılda, toplumda büyük tartışmalara sebep olan veri ihlalleri ve siber saldırılardan bazıları incelendiğinde, ne denli büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu daha kolay anlayabiliriz;

2013 – Yahoo – 3 milyar kullanıcı hesap bilgisi çalındı.

2014 – Facebook – Facebook, 2014'te milyonlarca insanın Facebook bilgilerinin çalınmasına sebep olan test uygulaması için özür diledi.

2016 – Uber: 57 milyon müşteri bilgisi çalındı.

2016 – LinkedIn: 117 milyon hesabın giriş bilgileri çalındı.

2016 – Myspace: 360 milyon hesabın giriş bilgileri çalındı.

2018 – Marriot: 500 milyon misafirin kişisel bilgileri çalındı.

2018 – Google: Google, bazı kişilerin telefonlarındaki bilgileri değiştirdiği için özür diledi.

2018 – Facebook: 87 milyon kullanıcının Facebook bilgileri Cambridge Analytica’ya sızdırıldı. Facebook özür diledi.

2019 – Twitter: Twitter özür diledi: Yanlışlıkla kullanıcıların verilerini topladık. (330 milyon kullanıcı)

2019 – Apple: Apple Siri konuşmalarını dinlediği için özür diledi.

2019 – Akıllı TV’ler - Aralarında Samsung ve LG’nin de bulunduğu birçok akıllı TV’nin, Roku’nun ve Amazon’un FireTV kullanıcılarının lokasyon ve IP adresi gibi verilerini Amazon, Netflix, Google, Facebook gibi üçüncü partilerle paylaşıldığı tespit edildi.

“Bir Şey Bedavaysa, Muhtemelen Ürün Sizsiniz.”

Firmalar geliştirdikleri uygulamalardan elde ettikleri gelirin çok daha fazlasını kişilerin profil değerinden kazanabilmektedir. Şu anda kullandığımız sosyal medya hesaplarımız belki de yüzlerce dolar karşılığında pazarlanmaktadır. Hesabımızı kapatmamız veya dondurmamız bu sebeple hiçbir anlam ifade etmemektedir, çünkü bu veriler daima saklanmakta ve üzerine sürekli yeni veri girişleri yapılmaktadır. Evet, biz hesabımızı silsek bile veriler saklanmaktadır.

2015 yılında, sosyal medya beğenilerimiz üzerine yapılan bir çalışmaya göre, yeni geliştirilen algoritmalar sosyal medya platformlarındaki 10 beğenimizi analiz ederek, bizi iş arkadaşlarımızdan daha iyi tanıyabilmektedir. Sosyal medyada 70 beğeniye sahip bir kullanıcının yakın arkadaşlarından, 150 beğenili bir kullanıcının aile bireylerinden, 300 beğenisi olan bir kullanıcının da eşinden daha iyi tanındığı iddia edilmektedir.

Aynı şekilde, telefonlara uygulama yüklerken verdiğimiz erişim izinleri de özel verilerimiz için tehlike oluşturuyor. Biz farkına varmadan telefonumuzun kamera, mikrofon gibi donanımlarını kontrol edilebilmekte ve ayrıca özel dosyalarımıza erişim sağlayabilmektedir.

Karşımızda, bizi ailemizden ve çevremizden daha iyi tanıyan, ihtiyaçlarımızı ve bağımlılıklarımızı bizden daha iyi bilen, sosyal medya ve dijital oyunları içerisinde barındıran “internet” dediğimiz bir “araç” var. Böylelikle, bizim için belki de hiç önem arz etmeyen “konum” bilgisi, bir restoran için, bebek ürünleri satan bir web sitesi için, belki de balıkçılık malzemesi satan bir mağaza için çok şey ifade etmektedir.

Tüm bu yaşananların sebebi, oynadığımız bazı dijital oyunlar, herhangi bir zararının olmayacağını düşünerek indirdiğimiz uygulamalar, internette gezinirken ardımızda bıraktığımız izler ve büyük bir zevkle sosyal medyada paylaştığımız fotoğraflar... Ancak biz zaten “Hükümleri ve koşulları okudum, kabul ediyorum.” diyerek, bunların kullanılmasına, dağıtılmasına ve işlenmesine izin veriyoruz.

Sanal dünyada yaptığımız alışverişler, kullandığımız uygulamalar, gezindiğimiz mecralar... Ürün olarak gördüğümüz birçok şey var, ancak asıl ürün bizleriz ve bize ait olan bu bilgileri kullanmak isteyenler sadece hackerlar ile sınırlı kalmayıp, algı yönetimi için çalışan şirketler, kötü niyetli kişiler ve daha birçok tehlikeler beklemektedir.

Bu sebeple, hayattaki en pahalı şeylerin bedava olduğunu aklımızdan çıkarmamalı ve henüz doğmamış bebeklere bile sosyal medya hesaplarının açıldığı günümüzde, verilerimizi ve geleceğimizi özenle korumaya dikkat etmeliyiz. Dijital ortamda yaptığımız her tıklamanın, indirdiğimiz her içeriğin ve internette masum gördüğümüz her gezintinin, aslında gelecekteki profilimizi oluşturduğunun bilincinde olmalıyız.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2019

Sayı: 377

İlkadım Arşiv