KAPAK / Emîn Ümmet Ne Demek?
Ocak 2018 Ömer Taha ARIK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK / Emîn Ümmet Ne Demek?

Emîn kelimesi aslında hepimizin bildiği çoğu zaman isim, bazen sıfat olarak bazen de farklı kalıplarıyla gelen kelimelerle kullanılır. Anlamı; güvenmek, inanmak, iman etmek, doğrulamak olan bir fiilin kökünden gelip türeyen isimlerdir bunlar. Kur’an’da geçtiği bazı yerleri aktaralım: “O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş’ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.” (Tekvir, 19-21) “Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.” (Yasin, 25)

Ümmet ise Arapçada anne kelimesinden türemiştir. Aynı yoldan giden insanların oluşturduğu topluluk olarak sözlüklere geçmiştir. Birçok mana da verilmiştir. Yine Kur’an’dan bazı ayetlerle sunuyoruz kelimeyi: “Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.” (Bakara, 128)

“Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah’a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi.” (Nahl, 120) “And olsun Allah’a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azap vardır.” (Nahl, 63)

Emin Ümmete; Tertemiz Deliller

Bu noktada temizliğe dokunmak istedik; Ümmetin en önemli özelliklerinden birisi de temizliktir. Sadece kalp temizliğinden bahsetmiyorum zihin temizliği ve elbette maddi temizlik de çok önemli bu noktada. ‘Dikkat Kaygan Zemin’ uyarısını ayak tabanlarından alıp zihin platformunda kullanarak bir dönem temizliğe maruz kalan aklımızı Kur’an’ın temizleyici özelliğiyle tertemiz ettikten sonra, Rabbim ayaklarımız sabit kıl, kalbimizi dininde tut, diyerek Allah’ın bizi karanlıklardan aydınlıklara çıkardığı kitap hâkimiyetiyle son bulsun kayganlık. Bizim önemli fıkıh kitaplarımızın çoğu maddi ve manevi temizlikle başlar. Bu yüzden maddi temizliği asla unutmayalım! Şimdi Emin Ümmete Kur’an’dan ve Hadis’ten tariflerle kalplerimizi titreteceğiz(!).

Ayetler

“Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Resulüne iman ettiler, sonra hiçbir şüpheye kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd ettiler (çaba harcadılar). İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.” (Hucurat, 15)

“Onlar, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Bakara, 3)

“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah’ındır.” (En’am, 162)

“Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü’minleri müjdele.” (Tevbe, 112)

“Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.” (Hac, 35)

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Âl-i İmran, 191)

“Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O’nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden içleri titremekte olanlardır.” (Enbiya, 49)

“Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir, onlar ki, namazlarında huşû içindedirler, onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler, onlar ki, zekât (vazifelerini) yerine getirirler ve onlar ki, iffetlerini korurlar.” (Mü’minun, 1-5)

Hadisler

“Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.” (Tirmizi, Kitabu’l İman, c. 4, s. 443,  h. 2628; Nesei, Kitabu’l İman ve Şerai’ihi, c. 4, s. 440, 5010.)

Süfyân bin Abdullah radıyallahu anh Peygamber Efendimize: “Ya Rasulallah! Bana İslâm’ı öyle anlatınız ki, onu sizden sonra bir başkasına sorma ihtiyacı duymayayım!” demişti. Rasulullah: “Allâh’a îman ettim de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdular. O: “En fazla korunmam gereken şey nedir?” diye sordu. Allah Resulü mübârek eliyle diline işâret ettiler. (Ahmed, III, 413. Ayrıca bkz. Müslim, İmân, 62; Tirmizî, Zühd, 61; İbn-i Mâce, Fiten, 12)

Hz. Ebu Bekir’i Banka Kuyruğunda Gören Var Mı?

Son zamanların cemaat kavramına darbe indiren belalısı FETÖ, Peygamber Efendimiz aleyhisselam’ı kamyonete bindirip bir ışık halinde filmde oynattığından beri hayatımızda hala aynı noktada duran Peygamber aşkı, sanırım Hz. Ebu Bekir’i banka kuyruğunda gördüğünü iddia eden bir ilahiyatçı profesör çıktığında: “Bir dakika ya, nasıl yani, hangi bankada?” diye sorulduğunda beyinlerimizde yerini alacak. Git gide yaşadığımız şeyleri dine atfetme özelliklerimiz artmaya başladı. Hz. Ömer “Eğer dininizi doğru öğrenmezseniz yaşadığınızı din zannedersiniz.” sözüyle bunu anlatmış asırlar önce. Sahabelerin hepsi bizim yolumuzu aydınlatır, onlara saygısızlık edeni gördüğümüzde ilk işimiz onu uyarmak, vazgeçmezse terk etmektir. Hz. Ebu Bekir’i konu almamızın sebebi onun bir özelliği; sadakat. Bu yüzden onunla ilgili şu olayı aktarmak istiyoruz:

Müşrikler, Hz. Peygamberden Mirac olayını duyup Hz. Ebubekir’e yetiştirdikleri zaman, hiç tereddüt etmeden şöyle demiştir: “O dediyse doğrudur!” Ki bu sözünden sonra kendisine; ‘İhlâs ve doğruluk sâhibi gibi anlamlara gelen Sıddık lâkabı verilmiştir!

Efendimiz aleyhisselam bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Sohbetiyle olsun, malıyla olsun bana en ziyâde ikramda bulunan Ebûbekir’dir! Eğer ben Rabbim’den başkasını dost tutacak olsaydım mutlaka Ebûbekir’i dost edinirdim!” (Buhâri, Müslim, Tirmizi) Demek ki Emin olmanın bir özelliği de dost olduğunda arkadaşına güvenini tam etmek ve onu düşmanlarına yedirmemekmiş.

Banka mı Eşim mi?

“Güvendiğim dağlara karlar mı yağdı?” diyerek inandığı, güvendiği şeyin, ona ihanet ettiğini kendisine dahi itiraf edemeyen şarkıcı bence burada bankalardan bahsetmiş. Emin Ümmetin özelliklerini yukarıda ayetlerle vermiştik. Şimdi güvendiğimiz dağlara karlar mı yağdı demeden önce güvencelerimizi, dayanaklarımızı bir kontrol edelim sağlamlar mı, ilk sarsıntı da üzerimize yıkılırlar mı?

“Onlara ‘Haydi ortaklarınızı çağırın!’ denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.” (Kasas, 64) Hayır, kimseyi tekfir etmedik. Dünyada iken dost edindiklerimiz ahirette işe yarayacak mı bunu sorguluyoruz. Allah’ın dostu olan kim kaybetti? Emin Ümmetin Emin dostları olur!

Yastık altı paraları döviz üstüne çıkarmak için çaba sarf eden vakıf abilerimizi dertlerinden kurtaracak bir nesil gelecek, inanıyoruz.

Soruyoruz Allah’ın birbirinize örtü olmanız için yarattığı emin olduğun eşin mi, Allah’ın düşmanı bankalar mı daha güvenilir?

Âlimlerin Yüreğinde Ümmet ve Eminlik

Muhammed Emin Yıldırım hocamız diyor ki; “Kimsenin imanını sorgulamak bize düşmez ama 1 milyar 700 milyon Müslüman olduğu halde Mescid-i Aksa böyle mi olurdu?”

Nureddin Yıldız hocamız; Emin Ümmetin uyku düzenini düzeltmesi gerektiğini ‘gecenin bir bölümünde kalk’ emrine uymaya çalışan peygamber âşıkları olması gerektiğinden bahsediyor.

Merhum Ali Küçük hocamız; Emin Ümmetin Fatiha tefsirinden başlaması gerektiğinden dem vuruyor. “Besmelesiz başladığın işten kork” diyor.

İhsan Şenocak hocamız; “Kızlarımıza düzgün kıyafetler giydirelim, onları kapitalizmin dayattığı moda saçmalığıyla boğmayalım.” diyor ve bize kot pantolonu giyen kıza “Ah kardeşim keşke biraz daha dikkat etsen…” dedirtiyor.

Üstad Said Nursi ise şöyle anlatıyor meseleyi;

Her şeyden önce bize lazım olan nedir: Doğruluk!

Daha: Yalan Söylememek.

Sonra: Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüt.

Yalnız (Sıdk mı?): Evet!

Neden: Küfrün mahiyeti yalandır, imanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası iman ve sıdkın ve tesanütün devamıydılar.

Emin Ümmetin Emin Yardımcısı: Allah

Mesela bir apartman düşünün ki kat üstüne kat çıkıyorsunuz. Sürekli yeni bir kat, yeni kiracılar, ev sahipleri ama fark ediyorsunuz ki böyle rahat rahat giden bu düzeniniz, apartmanın duvarlarındaki derin çatlaklarla sarsılıyor. Hemen bir deprem dayanıklılığı testi yaptırıp bir şey olur mu olmaz mı öğrenmeniz lazım. Ve anlıyorsunuz ki bina sağlam değil, sebebi de bina içinde çalışan ustaların malzemeden çalması ve kalan parayı ceplerine atmaları.

İnsan da böyledir, ömür merdivenlerini kat kat adımlarken her gün yeni bir şeyler katar kendisine ve bunlar bu çağda bazen isteksizce girer aklına. “Ben bunu bir yerde duydum ama” dediklerimiz olur. Bu bir dönem sorun değildir. Ya da öyle gibi görünür. Sonra fikirleriniz kökünden sallanmaya başlar, ne doğru ne yanlış bilemezsiniz, saparsınız ufak sapmalarla. O an dersiniz ki bende bir sorun var. Evet kardeşim var! Sen fikir dünyanı oluştururken Allah’a sordun mu?

Ne olduğu belli olmayan kişiler malzemeden çaldı bu zamana kadar. Kur’an’ın birazını alıp kalanını sakladılar. Gözümüzün önünde hem de. Hutbelerde Mescid-i Aksa işgal altında ama “bizim de kermesimiz var, kurban derilerini cami tuvaletine atın, Kur’an Kursumuz açıldı, yukarı mahallede cami yaptırılıyor” lafızlarıyla Kudüs’ü unutturdular. Şimdi soruyoruz; işe başlarken elinizdeki A4 kâğıdına mı yoksa Allah’a mı daha çok güveniyorsunuz?

Allah iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) Onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. (Bakara, 257)

Bir Güneş Doğuyor

“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzab, 72)

“Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah’ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.” (Bakara, 143)

Bu iki ayet arasında; önce görevimiz yani hilafetimiz ve daha sonra “bunu nasıl doğru yükleniriz”i barındıran bir ilişki olduğunu gördük ve seçtik. Zaten Müslümanın özelliklerini yukarıdaki ayetlerle saydık.

Emin ümmet; tebliğden önce temsildir. Şehadet parmağı inmez; eli, ayağı bağlansa da kalbi durmak bilmez…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr