KAPAK - Eğitimcilerin Hayatından Tecrübelere Dayalı Eğitim Usulleri
Kasım 2019 Mehmet Akif ÇELİK A- A+
A- A+

KAPAK - Eğitimcilerin Hayatından Tecrübelere Dayalı Eğitim Usulleri

Değerli Okuyucu,

Hz. Âdem’den bu deme dünya sathında ve düzeninde değişmeyen şeylerden birisi de insan ve insanın eğitimidir. İnsanın eğitimi o kadar ehemmiyetlidir ki bu işi bizzat Allah Teâlâ ele almış ve en sevgili kullarını, peygamberlerini insanlığın eğitimi için görevlendirmiştir. Bu minvalden olmak üzere peygamberlerin olmadığı dönemlerde ise onların ilmen varisleri olan eğitimciler işi üstlenmiş ve toplumu Allah adına eğitmeye, ıslah etmeye çalışmışlardır.

İtikadımıza göre peygamberlerin haricinde günahtan korunmuş insan yoktur yeryüzünde. Bundan dolayıdır ki, peygamberlerin olmadığı dönemlerde “eğitimcilerin eğitimi” işi daha da bir önem arz etmektedir. Zira toplumun eğitim işi onlara emanettir. Eğitimcilerin eğitimi noktasında yıllardır dert sahibi olan Enderun Eğitim Vakfı, 30 Ağustos 2019 tarihinde yeni bir halkasını eklediği Eğitimcilerin Eğitimi seminerlerinde şahsımın da bir sunumu olmuştu. Şimdi sizlere bu sunumu kısaca özetlemek istiyorum. Sunumun içeriğini hazırlarken, Eğitimciler Birliği Sendikası’nın yıllar önce Mehmet Akif İnan Hatıra Yarışması adı altında düzenlediği öğretmen hatıraları yarışmasında, ödül alan hatıralardan müteşekkil “Kelebeğin Rüyası” adlı eserden istifade ettiğimi belirtmek isterim.

Eğitimcilerin hayatında bizzat yaşayarak yazdıkları 36 adet hatırayı irdeleyerek çıkarım yaptığımız insan eğitimine dair notları aşağıda sıraladık. İnsan eğitimine dair bu maddelerin en büyük özelliği şudur ki, bu maddelerde yer alan eğitim usulleri, değişik yıllarda değişik öğretmenler tarafından değişik mekânlarda, farklı farklı öğrencilere uygulanmış, olumlu sonuç alındığı yüzde yüz görülmüş usullerdir. Başarısını kanıtlamış ve başarısı görülmüş bu hatıraları okumaktan ve usulleri tahric etmekten ayrı bir haz aldığımı da itiraf etmeliyim.

Bir de teşekkür borcumuz var ki, o da Mehmet Akif İnan ve O’nun açtığı yolda hayırlı bir hizmete imza atmış olan Eğitimciler Birliği Sendikası’dır. Böyle bir yarışma düzenleyerek, eğitimcilerle birlikte belki de ölüp gidecek birçok hatıra ve usulleri hayata kazandırmaları gerçekten takdire şayan bir durum olmuştur.

Şimdi gelelim eğitimcilerin bizzat hayatında yaşayarak test edip, başarılı bir sonuca ulaştığı usullere:

  1. Sevmek-Sevilmek-Sadakat-Samimiyet-Saygı: Hatıraları okurken en çok dikkatimi çeken 5 kavram. Öğretmen-öğrenci, eğitimci-talebe arasında olmazsa olmaz beş duygu. Bu duygular karşılıklı olmak zorunda. Ama illa biri önce başlayacak ise bu, eğitimcinin kendisi olmalıdır. Zira adımı önce atan eğitimci olmalıdır. Adımı önce atan kazanır.
  2. Eğitimci için önemli olan bir diğer durum da çıktığı eğitim yolculuğunda istişare edeceği, dertleşeceği yaren, yoldaş, yol arkadaşı bulmasıdır, edinmesidir. Zira bu yol inanmış kimselerle olur. Yol arkadaşı, işi kolaylaştırır.
  3. Eğitimci her daim vefayı öğretmeli ve kendisi de vefalı olmalıdır. Kime vefalı olacak? Öğrenciye, yol arkadaşına, davaya, ölçülere, eğitime vs.
  4. Eğitimci bu işin sırrının fizikten öte öğrencinin gönül dünyasına dokunmak olduğunu bilmelidir. Kim bir öğrencinin gönül dünyasına girebilirse, o öğrenci kazanılmış bir kaledir.
  5. Eğitimci, muhatap kitlesi içinde mutlak anlamda güvenilir bir kişi olmalı, olduğu bilinmelidir. Ayrıca sır saklamayı bilmek eğitimci ile öğrencileri arasında önemli bir hassasiyettir. Muhatabının sırlarına muttali olursa ne pahasına olursa olsun o sırrı tutabilmeyi bilmelidir.
  6. Yeri ve zamanı geldiğinde fedakârlık yapabilmeli bir eğitimci. Bu fedakârlıklar siyasi ortamın durumuna göre bazen büyük de olsa, dava uğrunda elini taşın altına sokabilen bir eğitimci her zaman öğrenci dünyasında farkı hissedilenlerden olmuştur. Eğitimci bu fedakârlığı fırsata çevirebilecek bir pozisyon elde etmelidir.
  7. Eğitimci, işinde tutarlı davranmanın esas olduğunu bilmeli ve hiçbir zaman unutmamalıdır ki öğrenci her zaman ve zeminde eğitimciyi bu konuda ölçmektedir. Ölçüyü geçen eğitimci her daim bir adım öndedir. Yalnız bu tutarlılık hem kendi içimizde hem dış hayatımızda ortak ilerlemelidir.
  8. Yeri geldiği zaman görüşlerinde ve hayatında dik duruş sergilemek gerektiğini hiçbir eğitimci unutmamalıdır.
  9. Eğitimci bir yolunu bulup öğrencilerin gönüllerine girmeli, girecek yol bulmalıdır. Birçok çözülmez denilen işler bu şekilde çözüme kavuşturulmuştur.
  10. Eğitimci her şeyin akademi olmadığını iyi bilecek. Öğrenci kazanmak, gönül almak esas ise, bu işi ihtiyaca binaen akademin yanında sosyal etkinlikler ile de olsa yapmaya çalışmalıdır.
  11. Eğitimci, gençler için zamana göre eğitim araç-gereçleri belirlemek ve onlarla, onların araçları ile iletişime geçmek zorunda olduğunu unutmamalıdır. Burada önemli olan şeriata uygun olduğu müddetçe kısıtlı olmadan öğrenciler ile birlikte olabilecek iletişim araçlarını aktif kullanabilmektir.
  12. Eğitimci için temel olan bir diğer konu da bir eczacı gibi muhatabının ihtiyaçları neyse ve ne kadarsa onu o kadar vermesidir. Ne eksik ne fazla.
  13. Öğrenci eğitimciyi hep ciddi yanları ile değil de, yeri ve zamanı gelince ölçülü şakalaşma yönü ile de tanımalıdır. Ama her iki durumda da eğitimci ilkeli ve tutarlı duruşunu bozmamalı ve bu şekilde bilinmelidir.
  14. Eğitimci muhatap kitlesinin derdi ile dertlenmesi gerektiğini aklından hiç çıkarmamalıdır. Derdine sadece ortak olmak değil, elinden geldiği kadar çözüm üreterek de muhatabının gönlünde kalıcı bir yer edinmeye çalışmalıdır.
  15. Esas olan usullerden biri de, eğitimci muhatap kitlesi ile aynı mekânı paylaşmaya gayret göstermelidir. Yani eğitimci olay mahallinde olmalıdır. Ancak ne yazıktır ki ulaşımın geliştiği günümüzde belki de en büyük kayıplarımızdan biri de eğitimcinin muhatap kitlesi ile bir arada, bir köyde, bir kasabada olamayışıdır.
  16. Eğitimci için olmazsa olmaz usullerden biri de işleri zamanında yapmak, muhatabına duygularını zamanında göstermektir. Her şey zamanında olmalıdır. Sevmek de, teşvik de, yermek de, eleştirmek de zamanında yapılırsa kıymetlidir.
  17. Eğitimci için müdahale gerektiren olumlu-olumsuz durumlarda zamanında müdahale etmek önem arz etmektedir. Sıcak iken, soğumadan.
  18. Eğitimci olay mahallinde olmalı, gerekirse ikametgâhını oraya almalıdır. Aksi halde tesirin azaldığı, azalacağı bir gerçektir.
  19. Eğitimci, öğrencileri kesinlikle bir çocuk gibi görmemelidir. Çocukluk yaşta olanların da çocukluk ihtiyaçlarını görmezden gelmemelidir. Bazen hayatı onlardan da öğrenebileceğimiz tezini hiçbir zaman unutmamalıdır. Hayatta bizden bir adım önde olabilirler tecrübe olarak, dert olarak, keder olarak. Dikkatli olmak gerekir.
  20. Eğitimci yaptığı işin içine aileyi mutlaka katmalıdır. Ailenin de içinde olduğu bir düzen çoğu zaman daha olumlu bir sonuç verecektir.
  21. Eğitimci ortamın farklı tiplerine dikkat etmelidir. Bu farklı tipleri tanımalı ve niçin farklı bir kimlik olmak istediğinin alt yapısını araştırmalıdır. Farklı olmak istemesinin alt yapısında ne kadar büyük olay ve durumların çıkacağı belli olmaz. Nice çöplükler vardır ki bağrında çiçek bahçesi barındırır. Ve unutmamalıdır ki eğitimci, farklı tipler gerçekten ileride her haliyle farklı bir kişilik ve kimlik olarak karşımıza çıkabilirler.
  22. Eğitimci her haliyle insanlara bir şekilde umut aşılamalıdır. Umutsuzluk tohumları eğitimcinin işi değildir. En olumsuz durumlarda bile bir umut ışığı olduğunu her daim zihninde canlı tutmalıdır.
  23. Öğrenciler bazı zamanlarda sadece cesaret verecek birini ararlar. Bu, biz eğitimciler olursak kazanırız. Hem biz hem de öğrencimiz kazanır.
  24. Eğitimci cins ayrımına dikkat edecek. Her usül, kız ve erkekte farklı sonuçlar doğurabilir. Dersini bu noktada iyi etüt edecek. Tecrübeler biriktirecek. Hiç olmazsa tecrübe sahipleri ile dirsek temasında olacak.
  25. Eğitimci yapacağı işleri mutlaka istişare içinde yapma gayreti içinde olmalıdır.
  26. Eğitimci öğrencilerin tuzaklarına da dikkat etmeli, öğrencinin zarflarına gelinmemelidir. Bu noktada kanunlar iyi bilinmeli, kanunun ötesini hesapçı olmadan emin öğrencilerle yapmalıdır.
  27. Her eğitimci Kur’an-Sünnet-İnsan üçgenini ve bağlamını unutmadan hareket etmelidir. Temelimiz, örneğimiz, öncümüz Kur’an ve Sünnet olmalıdır. Ve hatanın insana mahsus olduğu gerçeği de eğitimci tarafından hiçbir zaman unutulmayacak, affedici olunacaktır.
  28. Unutmayalım ki bedeli ödenememiş çocuk bizim değildir. Eğitimci bedel ödemeye hazır olmalıdır. Eğitimci, kıymetlisi için bedel ödeyendir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2019

Sayı: 376

İlkadım Arşiv