KAPAK-Bindik Bir Alamete
Eylül 2018 Ömer Taha ARIK A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

KAPAK-Bindik Bir Alamete

İnsan yaşadığı müddetçe ideolojiler yanında şekil alarak savunmaya ya da saldırıya geçmiştir. Bu topluluk olarak olabilir (Mekke’nin fethinde olduğu gibi toplu olarak İslam’a girişlerin olması bir örnek teşkil edebilir) ya da bireysel manada inandığı yolda sebat edenler şeklinde olabilir. Ama ideolojilerin, akıl sahiplerinin genel hedefi, kitlesel bir sonuca ulaşmaktır. Zira tek başına yürümek akıl işi değildir, mecbur kalınmadıkça.

Tarihsel süreç incelendiğinde iyinin sağlam, kötünün ise şehvetli görünmesi neticesinde Harun aleyhisselam’ın, Nuh aleyhisselam’ın, Zekeriyya, Salih, Muhammed aleyhimüsselam’ın yaşadıkları ve belki sahabenin ileri gelenlerinin devletleşme sonrasında karşılaştığı sorunlara baktığımızda insanların kötüye meyletme ihtimali iyiye meyletmesinden daha kolaydır. Çünkü iyilik için çalışmamak, kötülük için doğmaya müsait bir alandır. İşte peygamberlerin ve dahi sahabilerin, belki onlardan sonra bugüne kadar insanların yaşadığı olaylar bize kolay ve hızlı sapmalara eğilim gösteren toplumları gözler önüne sermişlerdir.

Kim Kimi Ateşliyor?

Aşağıda ki ayetten anlıyoruz ki ahirette yalnızca tek mutlak yönlendirici ve bunu saptırmaya çalışan ufak bir grup var. Bu da dünyada kimin kimi neden ateşlediğini izah ediyor.

“(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: ‘Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaat etti, ben de size vaat ettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah’a) ortak koşmanızı reddettim.’ Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.” (İbrahim, 22)

Burada üç alt başlık inceleyeceğiz;

  1. Nasıl yönlendiriliyoruz?
  2. Nereye yönlendiriliyoruz?
  3. Ne için yönlendiriliyoruz?

 

  1. Nasıl Yönlendiriliyoruz?

Sosyal Medya: Burada söz edilebilecek çok fazla alan var ve elbette en başında sosyal medya geliyor, “Nasılların” başında. Daha geçen günlerde karşılaştığım küçük çocuğun, bir yayıncı hakkında “O Müslüman mı? Bence değil, çok küfür ediyor.” ifadeleriyle bir kez daha farkına vardım ki; çelik çomakla büyüyen nesil artık o kırmızı butonun gündemlerine boyun eğmek zorunda kaldı.

Her geçen gün videolardan önceki reklamlarıyla bile -istemeseniz de- belki fikir değil ama hiç olmazsa çıplaklık sunduğu bu alanların yönlendirme ve nesli bozma yönünde ki etkisi git gide ağırlaşıyor.

Ve tabi ki bu tarz manipülelerle karşılaşan ufak veya büyük zihinler ister istemez biniyorlar bir alamete. Ve küçük tavizlerle başlayan o sade hayat bir anda dünyasını cennete dönüştürmeye çalışan yüreklerle doluyor.

Çevre; evet kişinin maruz kaldığı topluluk da gayet mühim bir rol üstleniyor burada. Mesela, şiveyle konuşan, harfleri ve kelimeleri olduğundan farklı telaffuz eden bir ailenin 3-4 yaşında ki çocuğuna bu şiveleri kolayca sirayet edebiliyor. Çocuk bu şiveyi öylece benimseyebiliyor ve bunu devam ettirebiliyor.

Duymuşsunuzdur; bir deneyde iki ayrı bardakta bulunan suların birisine iyi sözler, diğerine kötü sözler söylendiğinde etkilenip farklı reaksiyonlar gösterebiliyorlar.

Yine bir yerde okuduğum bir metni mealen aktaracak olursam: İki ayrı insan grubu var. Bunlardan ilkinden yavaş, tembel, yaşlı, vb. kelimelerle cümle kurmaları isteniyor. Diğer gruptan ise tam tersi hızlı, genç, yaşam vb. kelimelerle cümle kurmaları isteniyor. Ve ders sona erdiğinde yemekhaneye gidişleri gözlemlenen gruplardan ilkinin, gayet yavaş ve sakin hareket ettiği diğer grubun ise daha hızlı ve atik davrandığı görülüyor.

Dolayısıyla Kur’an’la çevrelenmiş bir hayat yaşayan insanların yanında olmak ile buna zıt yaşayan insanlarla birlikte olmak farklı yönlendirme yapıları oluşturacaktır.

İdol. Aslında bu kelime put demektir. Biz buna “örnek aldığımız şahsiyetler” diyelim. Bunun için fazla örneğe gerek yok belki, çünkü her gün değişen fikirlerle, bunu etkileyen şahsiyetler de hızla değişebiliyor. Rüzgârın önünde savrulan kuru bir yaprak gibi niyetlerimiz yönlendiriliyor maalesef ve bunun sonucunda dibi görünmeyen kuyulara kova salabiliyoruz.

Eskiden atalarıyla övünen ve onların yolunu takip eden nesiller vardı. Evet, eleştirilecek yönleri olabilir bu noktanın ama ecdadından haz almayıp “FENOMEN”leri -belki de fark etmeden- taklit edenler sadece komik bir duruma düşüyorlar zannımca. Zira sosyal ağlar çoğunlukla özgün içeriklerle değil, taklitlerle dolu.

  1. Nereye Yönlendiriliyoruz?

Bu noktada etkileri üzerimizde süregelen etmenler belki de nereye götürdüklerinden haberleri olmadan, akıllarımızı, enerjimizi gasp ediyorlar.

Eğer internet alanına değinirsek birkaç sosyal açıdan eleştirebiliriz;

Mesela, iyinin hep ön planda olduğu bir yerde sizce daha az güzellikte yaratılmış olanın yeri var mıdır? Yani takvanın değil de sadece elbisenin önemsendiği bir yer. İnternet az güzel olanı ezmek, güzel olanı fenomen etmek üzere insanları belki de modern tipte bir kast sistemine yönlendiriyor.

Hepimiz biliriz ki yüzlerine, kaşlarına, burunlarının büyüklük ya da küçüklüğüne göre insanların iyi veya kötü olduklarını belirleyemeyiz. Ama fark ediyor muyuz, modemin altında ezilen binlerce özgüveni?

Çevre faktörüne değinecek olursak, sosyal bir deneyden örnek verebiliriz. Asansöre bindiğinizde belli bir yöne durmanız gerekmez değil mi? Kapıya, aynaya, sağa veya sola. Bir asansör dolusu eleman deney için kurbanlarının binmesini bekliyor. Ve o kişi kapıdan girdiğinde görüyor ki herkes yüzünü aynaya dönmüş. Daha sonra ekip sırasıyla sağa, sola ve kapıya dönüyor ve diğer kişide onlara ayak uydurup aynı hareketleri yapıyor. Basit bir sosyal deney sadece. Tabi ki tek bir kişinin koskoca bir topluluğu saptırdığı da Kur’an’da mevcuttur ve yine tek bir kişinin insanları karanlıktan aydınlığa çıkardığı da.

  1. Ne içinYönlendiriliyoruz?

İnsanların farklı inançları ve hedefleri var. Uğruna fedakârane çalıştıkları sistemler, insanlar. Ve herkes kendi yuvasına faydalı olmaya çalışıyor. Kimisi dünya cenneti için, kimisi ahiret cenneti için önderler ve kitaplar seçiyorlar. İkisi de tehlikelidir. Yahudileri sabun yapmak da Hocalı da sivil katletmek de mazlumları ekmekten dahi uzak tutmak da…

Ve bunların hepsine maşa olmak, bunlara ön ayak olmak, günahlarından hiçbir şey eksilmeksizin defterine yazdırmak da tehlikelidir. Hatta ölümcüldür.

Ve vatanını savunmak, Müslamanca yaşamak da Doğu Türkistanlı olmak da Azerbaycanlı olmak da Suriye’de kadı olmak da tehlikelidir. Çünkü La İlahe İllallah derseniz eğer, akıl almaz işkencelerin; zulümlerin kucağına atlamış olursunuz.

Kardeşlerim; modern kelimelerin, anlamadığımız cümle içi kullanımlarıyla kapitalizme hizmet ediyoruz.

Oysa İslam zorluktan sonra kolaylığa davet ediyor.

“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5-6﴿

Oysa Allah nebevi bir ahlak, takva ve hayırda yarışa yönlendiriyor.

“Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye kadirdir.” (Bakara, 148)

Gıybet grupları değil, malayaniden uzak ilim meclislerine yönlendiriyor.

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat, 12)

İstifade etmeniz dileğiyle.

Selamlar.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr