KAPAK- Ayetler Işığında Aile
Eylül 2019 Salih ZENGİN A- A+
A- A+

KAPAK- Ayetler Işığında Aile

Kur’an’da Aile Kavramı

 

Kur’an-ı Kerim’de birçok gruptan bahsediliyor. Bu gruplardan birisini ifade eden “ehl” kelimesi de Kur’an’da tam 127 yerde geçmektedir. Ünsiyet etmek, yabancı olmamak ve yakınlaşmak manalarına gelen bu kelime Kur’an’da daha çok kan bağına dayanan bir yakınlığı ifade etmek için kullanılmaktadır. Ve yine Kur’an bu kelimeyi iki ruhun birleşmesi olarak da ifade etmektedir. "Aile" manasına gelen “ehl” sözcüğünün aynı zamanda ortak bir din, ırk ve mesleğe sahip olan insanları da ifade ettiğini görmekteyiz.

 

Kur’an-ı Kerim’e göre ilk sosyal birlik, ilk topluluk ailedir ve insanlar tarafından kurulan ilk sosyal gruplaşma aile şeklinde olmuştur. Çünkü karı-koca ve çocuklardan meydana gelen aile örneğini ilk defa, ilk insan Hz. Âdem aleyhisselam, eşi Hz. Havva ve çocuklarında görüyoruz. Kur’an-ı Kerim; sevgi, merhamet, iyilik, dayanışma, yardımlaşma ve Allah korkusunu izleyerek, sosyal birliğin aile kurumu ile ayakta tutulmasını hedeflemektedir. Çünkü sosyal hayatın bütün unsurları aileden çıkmaktadır.

 

Kur’an’a göre aile kesinlikle dikkat edilmesi gereken, her bir üyesiyle bir fonksiyon icra eden, toplumu ayakta tutan çok önemli bir kurumdur. İslam dini, aileyi, Kur’an ve sünnetin telkinleriyle ve bireyler arasında bir bağ oluşturarak yüksek bir temele oturtmuştur. Kur’an-ı Kerim’de ayetleri incelediğimizde, onun aileye ne kadar önem verdiğine ve toplumda sosyal kaynaşmanın oluşması için aileye yüklediği vazifenin ne kadar büyük olduğuna şahit oluyoruz.

 

Kur’an-ı Kerim’e Göre Ailenin Amacı

 

Aile, karı-koca ve çocuklarla birlikte gündelik hayatın streslerinden uzak sevgi, şefkat, merhamet, refah ve mutluluk gibi manevi duyguların yaşandığı bir mekândır. Nitekim Kur’an-ı Kerim, ailenin bu ruhi yönüne şöyle temas etmiştir: “Sizin için onlarla ünsiyet edesiniz diye, kendi cinsinizden zevceler yaratması, aranızda (dostluk) sevgi ve merhamet yaratması da onun kudret alametlerindendir.” Yine başka bir ayet-i kerimede, “Onlar, ‘Ey rabbimiz!’ derler, ‘Bize mutluluk getirecek eşler ve çocuklar bahşet; bizi günahtan sakınanlara öncü yap!’ buyrulmaktadır.

 

Yüce yaradan, insanı tek cins olarak değil çift olarak ve bazı yönleri ile de farklı yaratmıştır ki, birbirlerine her yönden faydalı olsunlar. Allah Teâlâ yukarıdaki ayette geçen “kendi cinsinizden” ifadesiyle aynı maddeden aynı özden kadını yarattığını ifade ediyor ki birbirlerine arkadaşlık etsinler, uyum sağlasınlar diye. Yine aynı ayette geçen “rahmet” kelimesi erkekler ve kadınlar arasındaki ünsiyetin ve muhabbetin bir tezahürüdür.

 

Yüzyıllardan bu yana, milyonlarca insanın dünyaya gelişindeki düzen asla tesadüfî değildir. Yaratıcının başlangıçta sonsuz hikmeti ve kudreti ile mükemmel bir kadın ile koca planını nizamladığını ve daha sonra bu mükemmel plana göre belli ölçülerde, ayrı ayrı insanlık hususiyetlerine sahip olan sayısız kadın ve erkeğin dünyaya gelmesi için olağanüstü bir intizam kurduğunu görmekteyiz. Allah’ın bu intizamı, meşru kıldığı aile müessesesi olmasaydı toplum, hiçbir üstünlüğü olmayan, asaleti, şerefi, namusu ve soyu olmayan varlıklarla dolup taşarak karmakarışık bir hayat oluşurdu sanki. Bu durumda da fazilet ölçülerindeki ahlak bozulur, bozgunculuk çoğalır ve her şey mubah hale gelebilirdi. İşte Kur’an, Aile Kurumu ile ahlaki bozgunluğu engellemektir. Aileyi meydana getiren fertler sevgi, saygı ve güvenle birbirlerine bağlanmalıdırlar. Bunlar, ailenin devam etmesini temin eden ahlaki unsurlardır.

 

Ailenin temel yapısını oluşturan, karı koca arasındaki sevgi iki çeşittir. Birincisi hakiki ve samimi, diğeri maddi ve cinsi hissiyattır. İslam dini birinci çeşit sevginin meydana gelmesi için birçok tedbirler almıştır. Hz. Peygamberin aleyhisselam evlenmek isteyen birine eş seçerken dediği: “Dindar olanını seç ki, mutlu olasın” sözü de bu tedbirlerin esasını teşkil etmektedir. Sonuç olarak karı-koca arasındaki güçlü ilişki ve muhabbet, yalnız dünyevi hayatın ihtiyacından kaynaklanmıyor. Başka bir ifade ile bir kadın sadece dünya hayatı için eşi ile birlikte olmuyor. Bu iki eş arasındaki beraberlik ahirette de ebedi bir saadetle devam edecektir inşallah.

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de ailenin sosyal yönünü vurgularken; “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ile bir kadından yarattık. Birbirinizi tanıyasınız diye sizi millet ve kabilelere ayırdık.” buyuruyor. Ruhun rahatlık ve huzur bulması için, toplumun düzene kavuşabilmesi için bir kadınla bir erkeğin bir araya gelerek aile kurmaları gerekmektedir. Çünkü kadın olsun, erkek olsun tam manasıyla kendi kendilerine yeterli değildir. Her birinin kendine has eksik yönleri vardır. Bu eksik yönlerin tamamlanması için her ikisinin bir yerde birleşmeleri yani yuva kurmaları gerekiyor.

Kur’an-ı Kerim’in Aile Fertleri Arasındaki İlişkilere Bakışı

Toplum içerisinde yaşayan insanlar birbirleriyle dost ve kardeş ilişkisi içerisinde olmalıdırlar. Bu ilişkilerin canlı tutulması, toplumda arzu edilen dostluğu, kardeşliği, sevgiyi ve barışı meydana getirir. Kur’an da bizden birbirimizle iyi ilişkiler içerisinde olmamızı, af yolunu tutmamızı, iyilikte yardımlaşıp kötülüğe karşı çıkmamızı, nezaket kuralları içerisinde karşılıklı haklara saygı göstererek, yaşamımızı devam ettirmemizi tavsiye ediyor. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda: “Siz iyilikte yardımlaşın, kötü amellerde ise yardımlaşmayın.” buyruluyor. Ancak insanların akıl, yetenek, edep ve medeniyet seviyeleri ve aldıkları eğitim birbirlerinden çok farklıdır. Bunlar dikkate alındığında beşeri ilişkilerimizi geliştirip toplum hayatımızı bir düzene koymalıyız.

Toplumların ve milletlerin mutlu olmaları anne, baba ve çocuklardan oluşan “evlilik akdiyle” hukuki bir zemine oturtulan ailenin, mutlu olmasına bağlıdır. Birbirine yabancı insanları bir araya toplayarak onları nikâh akdiyle dini ve hukuki yönden birbirine bağlayan ve her birine farklı vazifeler vererek topluma kazandıran aileler, fertlerin, toplumların ve milletlerin; ahlakını, davranışını düzenleyen ve mutlu olmasını sağlayan ilk müessesedir. Bu müessesenin dayanıklı olması onu meydana getiren fertlerin karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde kendilerine düşen sorumluluklarını samimiyetle yerine getirmelerine bağlıdır.

Ancak ailelerin her zaman mutluluk içerisinde yaşayacağına teminat verilemez. Dünya hayatı bütün zorluk, külfet ve meşakkatleriyle bazen aileler üzerinde olumsuz tesirler gösterebiliyor. Bu açıdan bakıldığında bazı ayetlerde “Çocuklar ve malların fitne” olarak değerlendirildiğinin şahidi oluyoruz. Ancak temelde esas olarak almamız gereken gerçek, “kadın ve erkeğin yaratılmasında birbirleriyle sükûnete, huzura kavuşmaları” ve “malların ve çocukların dünya hayatının ziyneti olmasıdır.” Aile fertlerinin karşılıklı hak ve görevleri, sağlam bir denge üzerine oturtulduğu zaman birçok sorun çözülmüş olacaktır.

Kur’an’da Karı-Koca İlişkileri

 

İslam dininde, önce kadın ve erkekten değil “insan” kavramından söz edilmektedir. Kur’an’da “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık.” buyrulur. Erkek ve kadın tek başına eksik yani “nakıs” varlıklardır. Evlilikte kadınlık ve erkeklikten önce “insanlık” önde gelir. Kur’an’ın hitabı önce insanadır. Peygamberlerin mesajı hiçbir fark gözetmeden bütün insanlaradır. Evliliğin temelinde de insanın yaratılışı yatmaktadır. Evlilik, insan neslinin devamı, yenilenmesi ve insanın ferdî ve sosyal olarak kendini ifade etmesi için gerekli olan bir kurumdur. Buna göre de İslam aileye çok önem vermiş, onu bütün sosyal müesseslerden üstün tutmuştur. Aileye “güven ve istikrar kaynağı” olarak bakmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak: “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdırlar. Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar.

 

“Kadınların hakkına riayet etme konusunda Allah’tan korkun! Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namus ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal ettiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların aile yuvasını sizin hoşlanmadığınız kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi yatağınıza alsalar, onları hafif şekilde dövüp bu işten uzaklaştırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde çeşitli giyim ve yiyeceklerini temin etmenizdir.”

 

Hem bu ayetlerle hem de diğer ayetlerle karı-koca arasında bazı haklar tesis ederek bu haklara uyulmasını istemiştir. Kur’an, kadın ve erkek arasında fark koymamıştır. Kadınlara emrettiğini erkeklere de emretmiştir. İnsan cinsinin bir bireyi olan kadın annelik vasfıyla, insan soyunun devam etmesini temin eden ve çocukları terbiye eden esas faktördür. Kur’an kadına sosyal, iktisadi, medeni ve siyasi haklar vermiş, kadınlara güzel muamele edilmesini emretmiştir. Kur’an aileyi sadece erkek tarafından akrabalık sistemi olan “asabe”ye mahkûmluktan kurtarıp, ona yeni bir şahsiyet kazandırmıştır. Hukuki yönden hiçbir şeye sahip olmayan kadını ailenin tam yetkili üyesi ilan edip onu hukukla desteklemiştir. Kadın önceleri sahip olmadığı miras hakkına kavuşmuştur. Mehir, kızın ebeveynine değil, kendisine verilmiştir ki kadın müstakil iktisadi bir güce sahip olsun.

 

Sonuç Olarak

 

İnsan hayatında ailenin çok büyük önemi vardır. Allah, insanlara mutluluğun yolunu Kur’an-ı Kerim’de göstermiştir. Bütün konularda olduğu gibi aile hakkında da Kur’an-ı Kerim, insan fıtratına en uygun olan hükümleri koymuştur. İslam, aile hayatını kendi başına bırakmamış, bir düzene oturtarak o düzen ölçüsünde gitmeyi temin etmiştir. İnsan fıtratının ihtiyaçlarını dikkate alarak İslam dini, aile hayatı kurmayı insanlara vacip görmüştür. Buna göre de muhtelif ayet ve hadislerle Müslümanları güzel bir şekilde aile kurmaya teşvik etmiş ve bu konuda birçok kurallar koymuştur. Bizler de Kur’an ve sünnetin koymuş olduğu bu kurallar ışığında sağlam ve huzurlu bir aile kurmak için gayret gösterelim inşallah.

 

KAYNAKLAR

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu

Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İlmi Dergisi

Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Ansiklopedisi

Zeki Soyak, Fazilet Toplumu

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2019

Sayı: 374

İlkadım Arşiv