KAPAK- Ailede Baba ve Anne
Eylül 2019 Mehmet Akif DENİZ A- A+
A- A+

KAPAK- Ailede Baba ve Anne

Aile, toplumun özü, çekirdeği ve aynası konumunda olan sosyal bir yapıdır. Temel görevi insanda huzuru temin etmek, sağlıklı, mutlu, meşru nesiller yetiştirmek, toplumun değerlerini nesillerden nesillere aktararak milletin/ümmetin varlığının devamını sağlamaktır.

İslam dini aile kurulmasını özendirmiş, “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir.” (Nur, 32) emri ile İslam ailesinin oluşturulması konusunda topluma bir görev yüklemiştir. Peygamber Efendimiz de “Nikâh benim sünnetimdir...”  hadisi şerifi ile de evliliği özendirmiştir.

İslam dininin aile yapısı bugünün insanına içerisinde bulunduğu buhran ortamından çıkarak cennetî bir atmosferde yaşayabilme çözümünü sunmaktadır. Ancak ne yazık ki bu çözüm teklifini göremeyen/görmek istemeyen küresel oyun kurucular en fazla aile kurumuna saldırıyor ve adeta ailesiz bir toplum oluşturabilmek için sahip oldukları bütün imkânlarını/ güçlerini seferber ediyorlar. Müslümanların bugün için en önemli meselesinin aile yapımızı muhafaza etme gerçeği olduğu unutulmamalıdır. Aksi takdirde İslam toplumunda ismi Ahmet, Ayşe vs. olan ancak yaşantısı Hans ve Mari’ye benzeyen, İslam’dan ve Müslümanlıktan uzak fertler ortaya çıkar. Aile saadetinin temelinde ise ailedeki herkesin birbirlerine karşı olan hak ve sorumluluklarını yerine getirmesi bulunmaktadır.

 

BABANIN AİLESİNE KARŞI SORUMLULUKLARI

Aile saadetinin sağlam temeller üzerine oturması, sâlih bir babanın idâresine dayanır. Sâlih bir baba demek; âilenin geçimi, terbiyesi, muhafaza edilip gözetilmesi gibi vazifeleri en güzel şekilde yerine getiren baba demektir. Bu da bilgili, uyanık, tecrübeli, becerikli ve özellikle îmanlı ve güzel ahlâklı olmayı gerektirir.

Nisa suresinde Allah Teâlâ erkek için; “Erkekler kadınlar üzerine kavvamdır.” (yönetici ve koruyucudur) diyerek sorumluluk alanını belirlemiştir. “Kavvam” kelimesi “Kayyum” kelimesinin çoğulu. Hem yönetici hem de koruyucu anlamına geliyor. O halde erkek ailesini hem yönetmek hem de her türlü tehlike ve riskten korumakla sorumludur.

Öncelikle bir erkek evlenmeye karar verdiğinde her şeyden önce kendisini ve mesuliyeti altında bulunanları başkasına muhtaç etmeden geçimlerini temin edecek bir gelire sahip olmalıdır. Ailenin ekonomisinden sorumlu olan babanın geçim kaynağı helalden sağlanmalıdır. Yüce Rabbimiz, âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Artık Allah’ın size helâl ve tayyib olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.”(Nahl, 114) Peygamber Efendimiz aleyhisselam da, hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Helâl de bellidir, haram da bellidir. İkisinin arasında birtakım şüpheli hususlar vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve haysiyetini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur…” (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi)

Helal lokma insanın kalbine/gönlüne genişlik verir, insana hayr konuşturur, insanın vakarını artırır, çocuklarının itaatli ve salih olmasını sağlar.

Salih bir babanın ailesi için yapacağı en önemli iş onlara Allah’ı, peygamberini ve dinini öğretmektir. Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim, 66) buyuruyor. Yönetme ve koruma sorumluluğunu taşıyan olarak evde herkesten önce İslam’ı kendi hayatına aktaracak olan babanın bizzat kendisidir. O, namazlarını aksatmadan kazaya bırakmadan kılacak, ramazanda orucunu tutacak, evde Kur’an ve kitap okuyacak, ahlaki umdelere bağlı kalacak ve bunların hepsi için ailesine davette bulunacak olandır. Böylece gelmesi muhakkak olan ahiret gününün zor ve çetin şartlarından ailesini koruyabilmek için üsve-i hasene olmalıdır.

Bununla birlikte çocuklarının eğitimleri ile yakından ilgilenmek onların birer meslek sahibi olabilmeleri için gerekli tedbirleri almak da babanın öncelikli sorumluluklarındandır.

Her varlık kendi ortamı içerisinde büyür ve gelişir. Çocukların fiziken ve ruhen sağlıklı bir şekilde gelişebilmeleri ancak huzurlu bir aile ortamında gerçekleşir. Ailede huzur ortamı oluşturarak herkesin kendisini ifade edebileceği bir ortam hazırlamak da babanın asli sorumluluklarındandır. İşinden evine dönen babanın çaldığı kapı zili ev ahalisinde güven duygusu ve yüzlerinde de bir tebessüm oluşturmalıdır. Salih bir baba evde güven ve huzurun teminatıdır.

 

HER ANNE BİR MEKTEPTİR

“Bir erkeği terbiye edin; bir insanı yetiştirmiş olursunuz. Bir hanımı terbiye edin; bir âileyi, hattâ toplumun büyük bir bölümünü yetiştirmiş olursunuz.” denilmiştir. Eğitim Ailede başlar. İnsanın ilk mürebbisi -terbiye edeni, yetiştireni- annesidir.

Psikolojide şahsiyet, kapsamı en geniş olan kavramlardan biridir. Kişilik sözcüğüyle de ifade edilen şahsiyet, bir insanın bütün ilgilerinin, tutumlarının, yeteneklerinin, dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir terimdir. Karakterin bir kişilik yapısı olduğunu biliyoruz ve bu yapı genel hatlarıyla daha doğmadan belirlenmiş haldedir. Sahip olduğumuz pek çok özellik gibi kişilik özelliklerimiz de genlerimiz yoluyla belirlenir. Bunun üzerine ilk çocukluk aşamalarında başka bazı özellikler eklenir ve bireyin karakterinin önemli bir bölümü erken çocukluk dönemi olan 6-7 yaşları civarında tamamlanmış olur.

Çocuk ilerde kendisiyle özdeşleştireceği pek çok davranış biçimini bu yaşlarda, başkalarını taklit ederek öğrenir. Çocuk kendi davranışlarını ve bu davranışlara karşılık gelen tepkileri değerlendirerek, kişilik oluşumunda önemli adımlar atmaya başlıyor. Toplum içinde kim olduğunu, ondan kim olmasının beklendiğini, hangi davranışlarının kabul görüp hangilerinin reddedildiğini belirlemeye çalışıyor. Bu aşamalar sırasında kendi toplumsal kabul değerleri ve beğenileri oluşuyor.

Okul öncesi dönemde çocuk, sosyal bir birey olmayı öğrenirken aynı zamanda taklit edeceği bir modele de ihtiyaç duyar. Şahsiyetin oluşumu için gerekli olan bu özdeşleştirme aile içindeki yakın üyelerle gerçekleştirilebilir. Onların özellikle değer yargılarını örnek olarak benimser; hareketlerini, konuşma ve davranışlarını taklit ederek onlara benzemeye çalışır.

Okul öncesi dönem çocuğun hayatı anne penceresinden algıladığı/öğrendiği dönemdir. Çocuk hayatla ilgili en temel bilgilerini en yakınından yani annesinden taklit ederek öğrenmeye başlar. O halde şahsiyet inşa etmek, çocuğu hayata hazırlamak, annenin en temel sorumluluğudur. Böyle bir sorumluluk diğer bütün sorumlulukların üstündedir. Bu görevi hakkıyla yerine getiren anneler için Peygamberimiz “Cennet annelerin ayakları altındadır.” buyurmaktadır.

Cenâb-ı Hak bizden takvâ toplumu inşâ etmemizi arzu etmektedir. O hâlde, anneleri; bu maksada hizmet edebilecek liyâkatte, kıvamda ve rûhâniyette yetiştirmeliyiz. Bu da ancak onların gönüllerini, Kur’ân kültürü ve Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesi muhtevâsında doldurabilmekle gerçekleşir.

Ahlaki zafiyetin hat safhaya çıktığı, dinin toplumun ve ferdin hayatından uzaklaştırılmaya çalışıldığı zamanımızda annelere düşen en önemli görev çocuklarını ahlaklı ve dindar olarak yetiştirmektir. Bizim yetiştiremediğimiz çocuklarımızı başkaları sosyal medyada yetiştiriyor. Ama kendi değerleri ile.

Okul öncesi çağda bulunan çocuklarımız için en ciddi tehlike “çocuktur hevesini alsın, büyünce geçer” diyerek çok serbest büyütmek. Çocuk küçük yaşta nasıl eğitilip alıştırılırsa büyüyünce de onu yaşayacaktır. Bir eğitim metodu olarak Peygamberimiz namazın çocuklara yedi yaşında öğretilmesini emretmiştir. On yaşında da namaz eğitimi tamamlanmış ve artık çocuk on yaşında namaz ibadetini yerine getirecek duruma gelmiş olmalıdır. Ahlaki davranışlar da böyledir. Ve asla ihmale gelmez.

 

BİR EŞ OLARAK KADIN

İbn Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz… Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.”

Aile saadetinin temelinde salih bir erkeğin önemi kadar saliha bir kadının da önemi vardır. Kur'an-ı Kerim¸ eşlerin birbirleri hakkında sevgi ve şefkat beslemelerine vesile olması için¸ Allah'ın iki cinsi yarattığını belirtmektedir. İşte¸ iki cinsin evlenerek meşru sınırlar içerisinde bir araya gelmesi¸ sadece sevgi ve şefkatle olur. Bu bağlamda¸ belki de en çok kadın bu sevgiyi yaşatacak bir eş olarak kocasını mutlu edecek ve çocuklarının sağlıklı¸ imanlı ve huzurlu olmalarına temel kaynaklık oluşturacaktır. Ancak sorumluluk duygusuna dayalı ve "ben" değil "biz" anlayışını esas alan bu doğrultudaki bir birliktelik¸ sağlıklı bir evliliği doğurur. Öyle ki kadın¸ eşine ve çocuklarına yani ailesine sevgisini ve emeğini tüm cömertlik ve fedakârlığı ile verirken¸ kendisine değer verilerek takdir edilmeyi bekler.

Erkek evin geçiminden sorumlu olduğu gibi kadın da ev ekonomisini kanaatle kullanmakla sorumludur. Genel olarak evin ihtiyaçları kadın tarafından belirlenir. İhtiyaçlar listesinin kapitalist sistemlerde olduğu gibi sınırsızlık ilkesi üzerine kurularak hazırlanması bir müddet sonra aile içi sürtüşmelere neden olacaktır.

Saliha bir kadın eşine ve çocuklarına hizmet ederken bilir ki bu hizmet ailesini bir arada tutacak, hem kendisi hem de aile fertleri mutlu olacaklardır. Dinimizde, mutlu olmak istiyorsan, başka kültürlerde olduğu gibi “mutlu et ki mutlu etsin” anlayışı değil, “sevdiklerini mutlu ederek mutlu olma” anlayışı vardır. Kadının severek yaptığı her hizmet kendisine sevilme ve baş tacı yapılma olarak geri dönecektir. Aileye hizmet hiçbir şekilde kölelik değil ailenin yarınlara taşınmasındaki en önemli etkenlerdir. Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de böyle sâliha bir hanımefendinin uhrevî mükâfâtını:“Kocası kendisinden memnun olduğu hâlde ölen (takvâ sahibi bir) kadın Cennet’e girer.” (Tirmizî, Radâ’, 10/1161; İbn Mâce, Nikâh, 4) beyânıyla müjdelemiştir.

Muhakkak ki bir ailede baba ve annenin sorumlulukları sadece bunlardan ibaret değildir. Allah bütün ailelere Efendimiz ile Hz. Hatice’nin aile saadetlerinden nasip etsin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2019

Sayı: 374

İlkadım Arşiv