Eylül 2019 Nuri ERCAN A- A+
A- A+

İMBİK-O ve Biz

O çok konuşmazdı; biz her konuda konuşup nefsimizi tatmin etme peşindeyiz.

O kötü söz söylemezdi; biz azıcık olumsuzlukta ağzımızı bozuyoruz.

O daima düşünceli idi; biz düşünceyi kendimizden uzak tutmak için elimizden geleni yapıyoruz.

O kimseyle çekişmezdi; biz fırsatını buldukça zeytinyağı gibi üste çıkmak için her şeyi yapar hale geldik.

O her zaman ağırbaşlı idi; biz hafif meşrep olmaktan zevk duyar hale geldik.

O boş işlerle uğraşmazdı; biz boş işlerden dolayı boş zaman bulamıyoruz.

O dünya işleri için asla kızmazdı; bizim ahiret için kızdığımıza neredeyse şahit olunamayacak!

O lüzumsuz yere kızmazdı; biz lüzumlu lüzumsuz her şeye kızar olduk.

O umanı umutsuzluğa düşürmezdi; biz kendinden hiçbir şey umulmayan çaresizlere dönüştük.

O kimsenin kusurunu araştırmazdı; biz sadece kusurları araştırmıyor gözüküyoruz.

O çok konuşmazdı; biz az konuşanları salak zannediyoruz.

O vakar ve sükûnetle rahatça yürürdü; biz yürürken sallana sallana yapraklarını döken kavaklar gibiyiz.

O’nun susması konuşmasından uzun sürerdi; bizim konuşmamız susmamıza uyku dışında müsaade etmiyor.

O gerçeğe aykırı övgüyü asla kabul etmezdi; biz yeter ki övsünler her şeye razıyız.

O intikamcı değildi; biz intikam alamasak da O’nun acısı ile yaşıyoruz.

O hoşlanmadığı şey hakkında susardı; biz hoşlansak da hoşlanmasak da her konuda fikir beyan etmeyi bir şey zannediyoruz.

O konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı; biz konuşurken etrafımızdakiler sinek saymaktan geri durmuyor.

O sıkıntılı hallerde kabalaşıp bağırmazdı; biz Allah göstermesin deli tavuklar gibi mahalleyi ayağa kaldırırız.

O konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi; biz sadece bu özelliğini kavrasaydık yeterdi.

O sade kıyafetler giyerdi; biz “ben buradayım” dedirtecek cırtlak renkli ve pahalı kıyafetleri giymeyi marifet zannediyoruz.

O kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı; biz nefsimizin kölesi olup bizi öfkelendireni yok etmeye saniyeler içerisinde hazır hale geliriz.

O yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü; biz daima başta olmayı hedefleriz.

O konuştuğunda ne fazla ne eksik söz kullanırdı; biz ballandıra ballandıra anlatmayı adet edinmişiz.

O bulunduğu mecliste ayrıcalıklı oturmazdı; biz fırsat verseler başköşeye kuruluruz.

O sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı; biz sıradanız ama sıradan olmayan insanlar taklidi yapıyoruz.

O kapısına geleni boş çevirmezdi; biz yedi sülalesini soruşturup yine de boş göndeririz.

O kimseye hayırlı olmayan söz söylemezdi; bizde gıybetin bini bir para!

O her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu; biz her zaman kahkaha tufanına yakalanmış gibi güleriz.

O âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı; biz bazen toplumun kullandıklarını bazen de halk gibi davranmayı terk edemedik.

O’nun kelimeleri inci dizileri gibi tatlı ve berraktı; bizim kelimeler ise çoban çökerten gibi acı verici.

O yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi; bizim dikkatimiz ise, roket hızı ile uzaya fırlayıp kaybolur.

O fakirlerle birlikte yemeyi severdi; biz yemeğe göre tercih yapar hale geldik.

O düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara değer vermekten çekinmezdi; biz bunu dostlarımıza bile yapamıyoruz.

O yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı; biz mehter yürüyüşü gibi bir sağa bir sola yalpalıyoruz.

O adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi; biz bunu da anlayıp kavrayamadık.

O dostlarına: “Dünyada garip bir kimse ya da yolcu gibi ol.” derdi; biz dostlarımıza dünyeviliği zerk etmekten geri duramıyoruz.

O sabahları evinden çıkarken “İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmek ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.” derdi; biz her şey garanti gibi hayallerimizin peşinde yürüyerek daima rızık peşindeyiz.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2019

Sayı: 374

İlkadım Arşiv