Mayıs 2019 Nuri ERCAN A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

İMBİK-Konuşmak

“Seni duymamı istiyorsan konuşmayı bırak.”

Maurice Blanchot

Haddini bilmek en çok konuşmada tezahür eden bir eylem olmalıdır. Evvel zaman içinde haddini bilen herkes neyi ne zaman konuşacağına karar vermiş olurdu. Konuşmak önemli bir iştir insanoğlu için. Efendimiz, iki dudak arasından çıkacakların garanti edilmesi halinde cennetin de garanti olacağına boşuna işaret etmemiştir.

Ağır oturup batman kalkmak da aslında kahır ekseriyetle konuşma adabının değişik bir anlatım şeklinden ibarettir. Yine bu deyim gereği insanlar susulacak yerlerin konuşulacak yerlerden daha fazla olması gerektiğinin bilincinde olurlar. Ayrıca ağır oturup batman kalkmayı şiar edinmiş kişiler bunun, konuşmaya nerede fren yapılacağına yardım edeceğini unutmazlar. O yüzden daha sonu gelmemiş bir gelenek olarak, konuşmanın da dinlemenin de zevk verdiği muhabbet halkaları oluşabiliyordu. Bu halkalarda sözün hakkı yenmez; kulaklar paslanmazdı. Kelimelerin ve cümlelerin tadı tuzu olurdu. Söz, akışı anlam yüklü kervanlar gibi ahenkle akıp giderdi.

İçinde yaşadığımız topluma bulaşan kimi Batı artığı alışkanlıklar neticesinde kendini, egosunu tatmin etmek maksadı ile konuşmak yaygınlaşmaya başladı. Oysa konuşmanın bir sebebi olmalıdır. Rast gele konuşmak bu milletin genlerinde olmayan ve bir zamanlar olmasına da ihtimal verilmeyen bir durum idi. Çünkü insanımızın kahır ekseriyeti Allah’a ve Resulüne inanmakla, hayır konuşma ya da susma tercihlerinden başka bir seçenek olmadığının bilincinde idiler.

Biz her daim okullu-medreseli bir toplum olmadık. Ne var ki genelde okulsuzluğun meydana getirdiği bir boşluk da toplumumuza sirayet etmemiştir. Peki, bu nasıl oluyor da oluyor! İrfan mektebi sayesinde tabi ki! Kalp dilinin kazandırdıkları ile tabi ki! İnsanımız okula gitmeden de kendisini çoluğunu, çocuğunu, çevresini yüzyıllar boyu eğitebilmiştir. Okullu olmak her şey değildi. Bu sebepten okuma yazma oranları okumanın lehine henüz artmaya başlamıştır. (Tabi ki bu vakıanın baş sebebi olarak harf devriminin toplum nezdinde kabul görmemesi zikredilebilir.)

Mektep-medrese görmeden mürebbî olabilen fertler konuşma konusunda da okullu olanlara nazaran daha bir oturaklı olabilmiştir. Onun zihnide ciltlerce kitap yerine,

“Konuşmasını biliyorsan konuş ibret alsınlar;

Konuşmasını bilmiyorsan sus, adam sansınlar.”

 

cümleleri yer etmiştir. Bir zamanlar kıraat hanelerin başköşesine süslü çerçeveler içerisine yazılarak raptedilen bu cümleciklerin muhtevasında konuşmanın faydasız olmasına asla geçit verilmezken; adam sanılmanın, daha doğrusu adam olmanın da yerinde konuşmadan geçtiği gerçeği vardır. Bu minval üzere yetişen nesiller elbette boş konuşmayacak ve ibretli konuşmanın yollarını öğrenmiş olacaktı.

Biz konuşmanın değerini unuttuk. Kişinin Müslümanlığının güzelliğinin ölçüsünü yitirdik. Bu ölçü, kişiyi ilgilendirmeyen konuların terk edilmesi idi. Bu kayıptan sonra hepimiz konuşuyoruz. Bizi ilgilendiren konularda da ilgilendirmeyen konularda da konuşuyoruz. Sözün emanet olduğu bilincini terk etmiş bir halde habire söz söylemeye gayret ediyoruz.

İnsan niçin konuşur? Tabi ki meramını ifade etmek için. Bizim meramımız ne? İşte burada ipler kopuyor. Gerçek meramımızı unutuyoruz, onun yerine zihnimizde yer etmemiş konular meramımız oluyor. Meram oluşturamıyoruz son zamanlarda. Oysa meram oluşturmak için bir niyetimiz olması gerekirdi. Niyetlerimizde de şüphelerimiz yok değil.

Her konuşma ile doğruyu mu anlatıyoruz, bunu bilmeden konuşuyoruz. Konuşmak tek iletişim yolu mu, bunu hesap etmeden bodoslama dalıyoruz konuşmalara. Bütün bunlar, konuşmak ama nereye kadar dedirtiyor.

Az konuşmanın önemini yeniden kavramamız kaçınılmazdır. Hayır varsa sevap varsa az konuşmak yoksa susmak insan fıtratına uygun bir davranıştır. Diğer taraftan konuşmaktan daha etkili ve çeşitli iletişim yollarını yeni nesle aktarmak elzemdir. Bunlardan en önemlisi kalp gözü ile konuşabilmektir. Bu yöntem hayatımızın kuru ve anlamsız olmasını engelleyecek tek yöntemdir.

Albert Camus’nun deyimi ile “İnsan söyledikleri ile değil, söylemedikleri ile insanlaşır.”

Vesselam.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2019

Sayı: 370

İlkadım Arşiv