İMBİK-Kimin Emir Eriyiz?
Şubat 2019 Nuri ERCAN A- A+ Sesli Dinle    |  
Sesli Dinle    A- A+

İMBİK-Kimin Emir Eriyiz?

Yakın zamanlarda kişisel gelişimcilerin çok rağbet gördüğü günler yaşadık. Buna rağmen toplumumuzda istenilen atılımlar bir türlü gerçekleşmedi. Bu atılımlardan maksadımız elbette insanların bireysellik bakımından kendilerine gelmeleri değildir. Tersine, bireysellik bütün zamanların en yüksek benimsenme oranı ile topluma hâkim olmuş durumdadır. İnsanlar artık her şeyden önce kendilerini düşünür oldular. Çocuklarının ve yakınlarının da bireysel mutluluğu için ellerinden gelen bütün çabaları göstermekten geri durmuyorlar. Hatta hatta biraz iddialı bir tez olacak ama din bile bugün bireyselliğin bir aksesuarı konumuna indirgenmiştir. Bu gün herhangi bir Avrupa vatandaşının savunduğu değerleri biz hepimiz Müslümanlar olarak bireysellik adı altında savunur hale geldik.

 

Peki bu bireysellik müspet anlamda neden Müslüman camianın daha bir Müslümanlaşması için kullanılamadı? Bireysellik nefsin hizmetinde hazır kıta bekleyen bir olgu iken; müspet bir dönüşüm elde edemedi ve İslâmî olgunlaşma ve İslâm’ın sosyal hayata hâkim olmasına katkı sağlayamadı? Yani neden bir Müslüman bireysel olarak zengin olmak, alımlı olmak, daha önde olmak yerine daha iyi bir Müslüman olmaya kendini zorlayamıyor?

 

İslâmî bir iddia ile yetiştirilmiş insanlar arasındaki hareketler ve yönelimler bizi biraz daha bu soruların cevabına sürükleyecektir. İktidar nimetlerine hazırlıksız yakalanan bizlerin ideallerine bir şeyler oldu. Toplum katmanlarına bakıldığı zaman ilmi faaliyetlerde azımsanamayacak miktarda bir kısırlıktan söz edilebilir. İlmi faaliyetler sadece ve sadece akademik yoğrulmaya doğru eviriliyor. Oysa bu dinin temeli sohbetle atılmıştır. Yüce Kitabımız hatırlatmayı, öğüt almayı, nasihat etmeyi öngörür. Bu prensipler yüzyıllardır bir ilim ve meşveret geleneği oluşturmuştur.

 

Daha dün düşünce üretme membaları canlı ve aktif iken şairler, fikir adamları, edebiyatçılar, araştırmacılar bu membadan sırf Allah rızası ve dava uğruna beslenip neşet ederken bugün bu membalar da kurumaya yüz tutmuştur. Artık aramızdan bir Necip Fazıl’ın, bir Sezai Karakoç’un yetişeceği konusunda ümit var olamıyoruz.

 

Zorluğunu daha yeni yeni anlayabildiğimiz bir muhalefet kültürü oluşturma imkanının elimizin altından kaymakta olduğu gerçeği de acı gerçeklerden bir gerçek durumundadır. Şimdi muhalefet yapamayan iktidar mahkumlarına benzedik. Muhalifken bizden tir tir titreyerek çekinenler biz iktidarda iken buna ihtiyaç hissetmez oldular. Çünkü bizler de sıradanlaştık. Eleştiri odaklarımız fikir üretemez oldu. Tenkit edecek noktalar silindi. Bu topraklarda emperyalizme karşı sol düşünceden tamamen farklı oluşturduğumuz fikir ve eylem örneğinin tekrar oluşturulma ihtimalinin neredeyse yok hükmünde olması ise içler acısı. Bazen kendi kendime “Bir zamanlar dünya Sistemi’ne karşı alternatif üretenler biz mi idik!” demekten kendimi alamıyorum. Faizsiz ekonomi modelleri oluşturabilen ve bu konuda eserler üretenler şimdi nerelerdeler diye bağırasım geliyor.

 

Bugün her inanan insan birilerinin emir eri gibi yaşıyor bir haldedir. Günlük politik endişeler ve aktüel meselelerden kendimizi çekip alamıyoruz. Futbol hayranlığını bir çok hayranlığa değişmiş durumdayız. Bizi sarıp sarmalayan hayat tarzları “el ile gelen düğün bayram” anlayışının sonucu gibi. Çarşı putlarından esinlenerek piyasa dininin amentüsünü ezberden okuyan nesillerin sahibi olmak utancını üzerimizden atamıyoruz. Çoğunluğun risk olarak görüp sakındığından bizlerin de risk görüp sakınması ve çoğunluğun yöneldiği her şeyi mubah sanıp ona meyletmemizin ana sebebi nedir?

 

Unutmayalım ilim ve hikmet alanında bir şeyler üretemiyorsak kesinlikle başkalarının buyruğunu yerine getiriyoruz demektir. Oysa biz Allah ve Resulü’nün emir eri olmaya tâ ahd-i misakta ahdetmiş durumdayız. Bu ahdimizi yerine getirmediğimiz sürece başka dünyaların eksenine girmiş ve ne idiği belli olmayan mihrakların emir eri olarak dünyada ve ahirette rezil olacağımız tarz-ı hayatların mahkûmu olmaktan kurtulamayız.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2019

Sayı: 367

İlkadım Arşiv