Eylül 2019 Zeki SOYAK A- A+
A- A+

İLMİHAL-TİCARET - 7

VÂDELİ ALIŞVERİŞLER

Alışverişlerde peşin alışveriş esas ise de alıcı ve satıcının karşılıklı rızaları ile vâdeli yapılması da caizdir. Ancak vâdeli alışverişlerde:

1- Alınan malın hangi tarihte ödeneceği,

2- Şayet vâde takside bağlanmışsa ödenecek ay ve günün belirlenmiş olması gerekir.

Vâdeli satışın cevâzına şu ayet-i kerime delil olarak gösterilmektedir:

"Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adâletle yazsın. Hiçbir kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiğini (emrettiğini) yazmaktan çekinmesin. (Dosdoğru) Yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu da) yazdırsın. Rabbine sığınsın, üzerindeki haktan hiçbir şeyi noksanlaştırmasın. Şayet borçlu sefih veya zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, onun velisi adâletle yazdırsın. Bu şekilde yapılan muamelede erkeklerinizden iki şâhit gösterin. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden olmak şartıyla bir erkek iki kadın gösterin ki, onlardan biri yanılırsa diğeri onu düzeltsin ve doğru söylesin. Çağrıldıkları zaman şâhitler gelmezlik yapmasınlar. Büyük ve küçük vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Öyle yapmanız daha adâletli, şehâdet için daha kuvvetli, şüpheye düşmemeniz için daha sağlamdır. Ancak aranızda çevirdiğiniz bir ticâret olursa bu durum farklıdır. İşte o zaman yapmakta olduğunuz alışverişlerinizi yazıp şâhit göstermezseniz bir beis yoktur. Hiçbir kâtibe ve hiçbir şâhide zarar verilmesin. Eğer onlardan birine bir zarar verirseniz şunu iyi bilin ki, bu sizin için de bir kötülük olur. Allah’tan korkun. Allah bunları size öğretiyor. Allah her şeyi bilir." (Bakara, 282)

Ayet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere İslam dini alışveriş muamelesini nasıl sağlama bağlıyor. İnsanlar arasında herhangi bir niza, kırgınlık olmasın, taraflar zarar görmesin, İslam kardeşliği basit dünya çıkarları için bozulmasın diye nasıl muhkem hükümler koyuyor. Toplumların kıyamete kadar meşrû olan isteklerine, ihtiyaçlarına ve muamelelerine cevap verecek esasları vazediyor. Bizlere düşen ise İslam’ı doğru öğrenmek, doğru yaşamak ve doğru olarak anlatmaktır.

İslamî esasları toplumların nefis ve hevalarına, gayrimeşru arzu ve isteklerine göre tevil etmek, tahrif etmek onların bu arzu ve isteklerine cevap vermek için zorlamak İslam’a ve Müslümanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Müslümanlar, her türlü muamelelerini; aile, ticâret, yönetim, sosyal hayat ile ilgili bütün yaşantılarını İslam’a göre, İslam’ın değişmez, değiştirilemez esaslarına göre tanzim etmekle mükelleftir. Aksi davranışlarda, aksi icraatlarda bulunanlar, netice itibariyle dünyada rüsvây ve perişan, ahirette ise azab ve ateşe düçâr olurlar.

VÂDELİ SATIŞLARLA İLGİLİ BAZI HUSUSLAR

1- Bir alışverişte veresiye pazarlık yapılır da vâde süresi veya taksitleri konuşulmaz ve belirlenmezse; vade süresi bir ay olarak kabul edilir.

2- Bir mal üzerinde alıcı ile satıcı pazarlık yapar ve bir fiyat üzerinde anlaşırlar da peşin mi, vâdeli mi olduğu hususu konuşulmazsa bu alışveriş akdi peşin olarak tahakkuk eder. Çünkü alışverişte asıl olan peşin satmaktır.

3- Alacaklı borçlunun borcunu ödeyememesi durumunda daha sonraki gün, ay veya yıla erteleyebilir. Bilhassa sıkıntıda, darda olan borçluların borcunu onların ödeyebileceği bir tarihe ertelemek büyük bir fâzilettir. Hatta borçlu borcunu hiç ödeyemeyecek durumda ise borcundan vazgeçip bağışlamak daha da büyük bir fâzilettir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Eğer borçlu darlık içinde ise bir kolaylığa ulaşıncaya kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eğer gerçekleri çok iyi anlayan kimselerseniz (alacağınızı) bağışlayıp tasadduk etmeniz sizin için daha hayırlıdır." (Bakara, 280) Bu hususta Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Bir adam hiç iyilik etmezdi. Sadece borç para dağıtırdı. Tahsil zamanı gelince, tahsildarına: ‘İmkânı olanlardan al. Durumu müsait olmayıp sıkıntıda olanlardan alma. (Bu sebeple) Belki Allah da bizim günahlarımızı bağışlar.’ derdi. Nihayet adam öldü. Allah ona sordu: ‘Herhangi bir amelin var mıdır?’ O: ‘Hayır. Sadece halka borç para dağıtırdım, tahsil etme zamanı gelince hizmetçimi şöyle diyerek gönderirdim: Durumu müsait olanlardan al, olmayanlardan alma. Belki Allah da bunun sebebiyle bizi bağışlar.’ Allah da ona şöyle buyurdu: ‘Ben de seni affedip, günahlarından vazgeçtim.” (Buhari)

Peygamberimiz, Efendimiz, Canımız Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:

"Kim güç durumda olan bir borçlu kişiye mühlet verir ya da (borcunu) hiç almazsa Allah onu kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka bir gölgenin olmadığı günde arşının gölgesi altında gölgelendirecektir." (Tirmizi)

Ebu Katâde radıyallahu anh, alacağı olan bir kişiyi aramaya çıktı. Borçlu da ondan kaçıp bir yere gizlendi. Nihayet Ebu Katâde radıyallahu anh adamı buldu. Borçlu adam başladı özür dilemeye:

- Çok dardayım. Verecek param yok, dedi. Ebu Katâde radıyallahu anh:

- Allah aşkına doğru mu söylüyorsun, dedi. Adam:

- Evet, Allah şahit ki doğru söylüyorum, dedi. Bunun üzerine Ebu Katâde radıyallahu anh şöyle dedi:

- Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu duydum:

"Kim, Allah’ın kendisini kıyamet üzüntülerinden kurtarmasından hoşlanırsa güç durumda olan borçlusuna (alacağını) erteleyerek rahat bir nefes aldırsın. Ya da alacağından vazgeçsin." ve Ebu Katâde radıyallahu anh adamı serbest bıraktı. (Müslim)

4- Veresiye satışlarda vade farkı koymak caizdir.

a- Vade farkı hesaplanırken faiz baz alınarak hesaplanmamalıdır.

b- Vade farkı aşırı kâr oranında olmamalıdır. Yani (gabn-i fahiş) olmamalıdır.

c- Alıcının piyasayı bilmediğinden, malın kıymetini takdir edemediğinden faydalanarak alıcı aldatılmamalıdır.

d- Gayrimeşru şart koşulmamalıdır. Meselâ: Taksitleri zamanında ödemezsen şu kadar faiz uygularım, diye şart koşmak gibi.

5- Borçlu borcunu zamanında ödemez ve alacaklıdan bir süre isterse, alacaklı isterse bu süreyi verir ve alacağı miktarı, o süre bitiminde aynen alır. İsterse, alacağını, alacağı tarihten itibaren altına çevirerek süre bitiminde ya kaç gram ise o gram altını, ya da o altına tekabül eden parayı alır. Şöyle ki:

Bir kimse meselâ; onuncu ayın birinde ödemek üzere bir esnafa borçlandı. Ödeme tarihi geldiğinde ödeme imkânı bulamadı. Alacaklıya gidip borcunun beş ay ertelenmesini talep etti. Alacaklı da bu teklifi kabul ederek beş ay sonra yani bir martta ödenmek üzere anlaştılar; bu durumda alacaklı:

a- Alacağını, meselâ bir milyar lirayı ertelenen ödeme tarihinde isterse bir milyar olarak alır.

b- İsterse bir milyar lirayı borçlunun ilk ödeme tarihi olan onuncu ayın birinde altına çevirir. Kaç gram altın ederse ertelediği tarihte o kadar altını ya da tekabül ettiği parayı alır.

6- Borçlu olan kişinin, imkânı olduğu müddetçe borcunu zamanında ödemesi gerekir. Borcunu her türlü ihtiyaçlarının önüne alması, önce borcunu ödeyip sonra diğer ihtiyaçlarını görmesi lâzımdır. Zamanımız insanları, dar imkânları ile çok şeye sahip olmak istiyor, aşırı derecede borçlanıyor, sonra da bankadan krediler alıyor veya tefecilerin eline düşüyor. Haramların içine dalıyor. Hem kendisi hem aile efradı büyük sıkıntılar çekiyor. Alacaklıları da mağdur ediyorlar. Faiz bataklığına düşen bir insanın felah bulması, huzur içinde yaşaması, sağlıklı bir ticaret yapması mümkün değildir.

Bir kısım varlıklı kişiler de imkânları olduğu halde borcunu vaktinde ödemiyor, savsaklıyor ve bunu kendisi için bir fayda zannediyor. Hâlbuki bu gibi kişilerin ne Allah Teâlâ’nın ne Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ne de insanların yanında bir değeri vardır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Kim ödemek niyetiyle insanların malını alırsa, Allah onun namına onu öder. (Yani ödemesinde kolaylık ihsan eder) Kim de insanların malını telef etmek niyetiyle alırsa (borcunu ödememek niyetiyle alırsa) Allah da onu telef eder." (Buhari) Diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:

"Zenginin, ödeyecek durumu olduğu halde borcunu ödemeyi uzatması zulümdür." (Buhari, Müslim) Diğer bir hadis-i şerif de şöyledir:

"Herhangi bir kimse ödememek niyetiyle bir adamdan borç alırsa, Allah’a hırsız olarak kavuşur." (İbn Mace) Başka bir hadisi şerifte de şöyle buyruluyor:

"En hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyendir." (Buhari, Müslim)

Müslüman bir insan, olur olmaz, lüzumsuz yere borçlanmamalıdır. Allah Teâlâ’nın huzuruna borçlu gitmemelidir. Şayet borçlanmak mecburiyetinde kalırsa, ödeyebileceği kadar borçlanmalı ve borcunu zamanında ödemelidir. Peygamberler ve sıddıklardan sonra Allah indinde insanların en hayırlıları şehitlerdir. Böyle olduğu halde Allah Teâlâ şehitlerin bütün günahlarını affediyor, ancak kul hakkını affetmiyor. Bir kişinin borcunu savsaklaması, zamanında ödememesi kul hakkına girer. Dolayısıyla günahkâr olur.

7- Bir borçlunun, vadesi gelmeden önce borcunu ödemesi ve böylece belki de sıkıntıda olan alacaklısına yardımcı olması çok güzel bir davranıştır. Nasıl ki alacaklı, darda olan borçlusuna borcunu erteleyerek yardımcı oluyorsa, borçlunun da imkânı olduğu takdirde vadesi gelmeden önce borcunu ödemesi aynı şekilde memduhtur. Övülmeye lâyıktır. Böyle durumda:

a- Borcunu vade tarihinden önce getiren borçlu, buna karşılık alacaklıdan bir çıkar talebinde bulunmamalıdır.

b- Alacaklı olan, borcunu erken ödeyen borçlunun bir talebi ve bir şartı olmadan alacağından bir kısmını almayabilir, hibe edebilir. Bunda bir sakınca yoktur. Meselâ: Üç yüz bin lira alacağı olan bir kişi bu alacağından yirmi bin lirasını borçluya hibe ederek, iki yüz seksen bin lira olarak alabilir. Ancak borçlu, alacaklısına, “Sana olan borcumu vadesi gelmeden ödeyeceğim. Ancak buna karşılık sen de alacağından şu kadar miktarı alma.” diye şart koşarsa caiz değildir.

c- Halk arasında “senet kırdırmak” diye tâbir edilen senet, çek satışı caiz değildir. Şöyle ki: Bir kişi elinde bulunan bir senet veya çekin karşılığını zamanı gelmeden, meselâ; bir ay önceden tahsil etmek istiyor. Beş yüz bin liralık çeki, karşı tarafa dört yüz bin liraya satıyor. Böyle bir satış da faiz muamelesi olduğundan asla caiz değildir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Eylül 2019

Sayı: 374

İlkadım Arşiv