İLKADIM KİTAPLIĞI / Türkiye’nin Maarif Davası - Nurettin Topçu
Aralık 2017 M. Selçuk ÖZDOĞAN A- A+
A- A+

İLKADIM KİTAPLIĞI / Türkiye’nin Maarif Davası - Nurettin Topçu

Kıymetli İlkadım Kitaplığı okuyucularımız. Bu ay sizlerle Dergâh Yayınlarından çıkan Nurettin Topçu’nun çeşitli dergilerde yayınlanmış yazılarından oluşan Türkiye’nin Maarif Davası isimli başucu kitabını inceleyeceğiz.

Kitabımızı yayına hazırlayanlar Ezel Erverdi ve İsmail Kara.

Nurettin Topçu, cumhuriyet devri Türk düşüncesinin önemli, bereketli ve fikirleri itibariyle nadir mütefekkirlerinden biridir. Eserleri vefatından 22 yıl sonra neşredilmeye başlamıştır. Avrupa’ya tahsile giden öğrenciler içerisinde ahlak üzerine çalışan ilk öğrencimiz ve Sorbonne’da felsefe doktorası yapan ilk vatandaşımız Nurettin Topçu’dur. Felsefe, mantık, sanat tarihi, sosyoloji, ahlak alanlarında eğitim almıştır. Ülkemize döndüğünde çeşitli liselerde felsefe hocalığı yapmıştır.

Türkiye’nin Maarif Davası kitabı 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde; Beklenen Gençliğin Özelliklerini, Millet Maarifinin nasıl olacağını ve Türk Maarifinin ne olduğunu öğreniyoruz.

İkinci bölümde mektep denilen yapının taştan müteşekkil bir yapı olmadığını ve hedeflenen mektebin nasıl olması gerektiğini; mektebe ve talebeye ruh verecek olan muallimi ve muallimin mesuliyetlerini öğreniyoruz.

Üçüncü bölümde ise; Maarif Davamız gayet güzel bir şekilde açıklandıktan sonra, İlköğretim; İlkokullarda Ahlak Eğitimi; Orta Öğretim; Okullarımızda Din Eğitimi; Milli Eğitim ve Muhtar Üniversite vb. bölümler bizleri bekliyor. Üçüncü bölümün sonunda ülkemiz gençlerine Kıymetli Gençler diye sesleniyor Nurettin Topçu.

“Bir millet, mektebiyle millet olur. Bir millet, mektebinde yükselir. Mektebin büyüklüğünü görmek mi istiyorsunuz? Mektebin hayatına girin, koridorlarda dolaşın, sıraların üstü yoklayın, gençliğin alnında parıldayan necabet damgasına bakın.”

“Hiçbir şey bilmediğimizi bilecek kadar çok bilgi, derin bilgi, ilahi bilgi mi elde etmek istiyorsunuz? Her şeyi ve bütün varlığı sevmeyi öğreniniz. Bu ulvi sevginin şartı; her an bir vazifenin emri altında bulunduğunu bilmek, her an kendinden bir fedakârlık beklendiğini göze almak, her gün yeni bir hizmete hazır olmaktır.”

“Vazifesiz, itaatsiz insan vazifeyi ve itaat iradesini ta içinden teperek kendinden uzaklaştıran içimizdeki hayvanın esiridir.”

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2017

Sayı: 353

İlkadım Arşiv