Şubat 2013 Fatih YILMAZ A- A+
A- A+

İhsan

Rabbimizin bize emrettiği en önemli noktalardan biri de ihsandır.İhsan; iyi, cömert, hoşgörülü, affeden, merhametli, nazik olma v.s… anlamına gelir. Toplumsal hayatta bu, adaletten daha önemlidir. Çünkü adalet sağlıklı ve dengeli bir toplumun temeli ise, ihsan onun mükemmele erişmesidir. Bir taraftan adalet, toplumun haklarını çiğnemekten ve zulümden korurken, diğer taraftan ihsan, zevkli yaşamaya değer bir hale sokar.

Bu dünya, ebedi kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Önemli olan bu fani âlemde kaliteli insana yakışır bir şekilde yaşamaktır. İhsan, sanki Allah’ı görüyormuş gibi ibadet ve taatta bulunmak demektir. Çünkü biz O’nu görmüyorsak da O, bizi her zaman ve zeminde müşahedesi altında tutmaktadır.

Cibril (a.s) sahabelerden Dıhye (r.a)’nin şeklinde Hz. Peygamber –aleyhisselatü vesselam-‘in huzuruna gelmiş ve ona “İhsan nedir?” sorusunu sormuştur. Peygamber –aleyhisselatü vesselam- ihsanı şöyle tanımlamıştır:

-Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Zira sen O’nu (gözle) görmesen de O, seni görüyor.”

Ayet-i kerimelerde “Allah, insana şah damarından daha yakındır. Nerede olursak olalım O bizimle beraberdir.”buyrulmaktadır. Şairin dediği gibi, insan, O’nu taşrada ararken; çok çok uzaklarda ararken “Ben taşrada ararken; O, can içinde can imiş.” Murakabesinin muhatabı oluyorsunuz.

Yunus’umuz yedi yüz sene önce aşkın zirvesine ulaşıp:

“Beni bende demen, bende değilim bir ben vardır bende benden içeru.

Süleyman kuşdili bilür dediler, Süleyman var Süleyman’dan içeru.” diyor.

İhsan yalnız ibadetle ilgili meselelerde mü’minin yükümlü olduğu bir sorumluluk değil, bütün söz ve işlerindeki değişmez tavrıdır. Hz. Peygamber –aleyhisselatü vesselam:

“Allah her şeyde ihsan ile davranılmasını kullarının üzerine gerekli kılmıştır. Bundan dolayı öldürdüğünüze de güzel davranın, hayvanların kesimine de güzel davranın.” buyurmuştur.

İhsan şuuru, yağmur yüklü bulutlar gibi bir baştan bir başa bütün kalp tepelerini sarınca, ilâhî nurlar sağanak sağanak boşalmaya başlar… İhsandan başka bir şey düşünmeyenler, bu ilâhî füyuzatı suya hasret toprak misali emerler, içine çekerler. Girdikleri manevi iklimi de çevrelerine doyasıya yaşatırlar. 

İnsanı Hakk’a ulaştırmada en aldanmaz vesilelerden biri kalptir ve kalbin en büyük ameli de ihsandır.

İhsan nedir bilir misin sen; neyi bulmaktır? İhsan, ihlâs yamaçlarına açılmanın en emin yolu, Rıdvan tepelerine ulaşmanın en sıhhatli vasıtası ve Şâhid-i Ezelî’ye karşı da bir temkin şuurudur. İhsan; Rabbini görür gibi meftun olmaktır, O’na doğru her gün, imanla donanmış, amelle kanatlanmış ve takva ile derinleşmiş yüzler, binler yolculuğa koyulurlar ama o zirveye ya birkaç insan ulaşır, ya da ulaşamaz. Ulaşamayanlar, ulaşma adına didinmelerini sürdüredursunlar; ulaşanlar orada Allah’ın (c.c) sevmediği şeyleri bütün çirkinlikleriyle duyar, hisseder ve onlara karşı kapanır; Allah’ın (c.c) güzel gördüğü şeylerle de fıtratının gereğiymişçesine birleşir, bütünleşir ve sürekli “ma’rûf” teneffüs ederler.

Şair şu anlamlı mısralarında ne güzel söylüyor:

“Hak tecelli eyleyince her işi asan eder,

Halk eder esbabını bir lahzada ihsan eder.”

Yapılan iyiliğin ve ihsanın inkâr edilmesi hoş görülmemiş,  birtakım insanların yapılan iyilikleri inkâr etmelerinin kendilerinin cehenneme girmesine sebep olan bir haslet olduğu bildirilmiştir. Kocalarını ve kocalarının iyiliklerini inkâr eden kadınların cehenneme gireceği, Buharî ve Müslim’in iman bahsinde bildirilmiştir.

Allah bizleri ilmiyle amil, yönetimiyle adil, sözüyle özüyle doğru, iman ve ihsan sahibi kullarının zümresine dâhil etsin. Âmin.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Şubat 2013

Sayı: 295

İlkadım Arşiv