Kasım 2014 Osman UZ A- A+
A- A+

İbadet İle Yeşeren Ömür Baharı

Rabbimiz Teâlâ insanoğlunu ahsen-i takvîm olarak yaratmış ve diğer canlılardan üstün kılmıştır. İnsanın hayat evreleri içerisinde yer alan en verimli ve en önemli evre kişinin gençlik yıllarıdır. Hayatımızda her yaşın ayrı bir güzelliği olmakla beraber gençlik çağının yeri başkadır. Bu dönem ömür takviminin ilkbaharı olarak görülür. Her şey diri ve canlıdır. Beden dinamik, idrak ve anlayış hızlı, duygulara ve hayallere sınır çizmek zor, davranışlar ise inişli çıkışlıdır. Onun için, gençlik dönemi en iyi şekilde değerlendirilmelidir.

Gençler, yapı bakımından bu dönemde fazla enerjiktir ve kanları deli akmaktadır. Gençlerin fazla olan bu enerjilerini boşaltmaları zorunludur. Ancak fazla enerjilerini kulüplerin fanatik taraftarı olarak, tribünlerde bağırıp çağırarak ya da karanlık güçlerin çıkarları için kanlı eylemler yaparak değil, Hz. Lokman’ın aleyhisselam oğluna yaptığı şu nasihatler doğrultusunda deşarj etmelidirler; “Ey yavrucuğum! Namazını dosdoğru kıl, iyilikleri emret, kötülükleri engellemeye çalış ve başına gelenlere sabret. Çünkü bunlar kesinlikle yapılması gereken işlerdir.” (Lokman, 17)

Bu noktada gençlerin kulluğa yönelmesi, Allah’a ibadetlerle meşgul olması, onları yanlış iş ve davranışlardan korur. Nitekim Allah Teâlâ “Sana kitaptan vahyolunanı oku, namaz kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar…” (Ankebut, 45) buyurmaktadır.

İtaat Eken Hayır Biçer

Gençlik dönemi aynı zamanda ilkbaharla gelen ekim dönemi gibidir. Bu dönemde hayırlı işler yapan ve Rabbine itaat eken, gerek ömrünün sonunda, gerekse kabir ve ebedî alemde Allah’ın izniyle hayır biçer. Bu dönemde hayatına şer ve isyan eken ise hem geçici dünyada, hem kabirde, hem de ahiret hayatında şer ve pişmanlık toplar. Üstad Bediüzzaman, Gençlik Risalesi’nde gençlere seslenerek “Sizdeki gençlik kat‘iyyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiyye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf ederseniz, o gençlik manen bâki kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebeb olacak.” demiştir.

Gençlik yıllarını Allah’a ibadet, taat ve ilim yolunda geçirerek serpilen genç için bu dönemin paha biçilmez bir servet ve imrenilecek bir makam olduğunu unutmamak gerekir. Peygamber efendimiz aleyhisselam “Bir genç ilim ve ibadet içinde yetişir, olgunlaşırsa, Allah kıyamet günü ona yetmiş iki sıddîkın sevabı kadar sevap verir.” buyurmuştur. Genç birinin nefsine direnmesi, taat ve ibadete yönelmesi ihtiyar kimseye oranla daha zor olduğundan dolayıdır ki yapacağı güzel ameller de Allah katında daha makbul görülmüştür.

Gençlerin İhtiyarlara Üstünlüğü

Peygamber efendimiz aleyhisselam bir hadisinde “Küçükken ibadete başlayan gençlerin ihtiyarladıktan sonra ibadete başlayanlar üzerine üstünlüğü, peygamberlerin sair insanlar üzerine üstünlüğü gibidir.” buyurmaktadır. Ayrıca başka bir hadis-i şerifte, gençliğini Allah için İslam yolunda geçiren kişiye kıyamette bir nur verileceği müjdelenmiştir.

Gençlik çağında ibadete yönelmek, salih amellerle meşgul olmak, yaşlılık dönemine oranla oldukça zordur. Çünkü gençlik çağı nefsanî isteklerin doruk noktaya ulaştığı, duygusal geliş gidişlerin yaşandığı, çalkantılı bir yaş dönemidir. Gerek şeytan gerek şehevî hisler ve gerekse günümüz ‘heytelek’lerinin genç üzerindeki baskısı bu dönemde yoğun bir şekilde yaşanır. Bütün bu çağırışları elinin tersiyle iten gence Allah Teâlâ kutsî bir hadiste “Kaza ve hükmüme inanan, kitabın (Kur’an’ın) hüküm ve tavsiyelerine boyun eğen, verdiğim rızıkla kanaat eden, şehvanî arzularını benim rızam için terk eden genç bir mü’min, katımda bir kısım meleklerimin derecesindedir.” buyurarak melekler derecesine çıkabileceğini müjdelemiştir.

Efendimiz aleyhisselam, Allah Teâlâ’nın, ibadet eden genç ile meleklerine övünüp “Bakınız benim kuluma, kendi şehvetini (ve nefsanî heveslerini) benim için terk etmiştir” buyurduğunu bizlere haber verir. Rabbimizin meleklerine karşı övündüğü âbid genç, artık yeni bir hayat enerjisi elde eder. Gelecek endişesi o gencin gündemi olmaz. Kendisini Rabbi’ne yakın hissettiği gibi çevresiyle de olumlu ilişkiler kurar. Bütün bu güzelliklerden, iman ve ibadetten yoksun olarak yetişen gençler ise manevi sıkıntılar içine düşerek, ruhlarındaki boşluk hissini yanlış alanlarda doldurmaya çalışırlar. Bu ise onları çoğu zaman daha büyük bir çıkmazın içine sürükler. Zira Allah Teâlâ “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Râd, 28) buyurarak çözüm reçetesini bizlere sunmuştur.

Beş Şeyin Hesabını Vermeden Kıpırdamak Yok

Peygamber efendimiz aleyhisselam bir hadis-i şeriflerinde, Allah’ın rahmet gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı o dehşetli kıyamet gününde Rabbimizin himayesi altına alacağı yedi sınıf insandan birinin de gençliğini Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak geçiren kimse olduğunu haber vermiştir.

Sonuç olarak, şunu bilmeliyiz ki ömürden giden geri dönmüyor ve unutmayalım ki bizler bu gençliğin hesabını bir gün kesinlikle vereceğiz. Peygamber efendimiz aleyhisselam  “Kıyamet günü hiç kimse beş şeyin hesabını vermeden bir yere kıpırdayamaz.” buyuruyor. Bu beş şeyden birisi de “Gençliğini nerelerde geçirdiğinin hesabı.” Efendimiz aleyhisselam başka bir hadis-i şeriflerinde ise “İhtiyarlığından önce gençliğinin kıymetini bil.” buyurarak gençleri ikaz ediyor.

Öyleyse insan, ömrünün en verimli dönemi olan gençlik çağını ganimet olarak bilmeli, Allah Teâlâ’nın razı olacağı ameller yapmak için uğraşmalıdır. Yine gençler günahlardan azami derecede kaçınmaya gayret etmeli, ellerindeki bu fırsatı kazanca çevirmenin yollarına bakmalıdır. Bir de işlemiş olduğu hata ve günahlardan dolayı pişmanlık duyup tevbe etmeyi hayatından eksik etmemelidir. Peygamber efendimiz aleyhisselam “Allah, tevbe eden genci sever” ve “Tevbe güzeldir, ancak gençlerde olursa daha da güzeldir.” buyurmuştur.

Allah Teâlâ bizleri gençliğinin kıymetini bilen, yaşlılığında ise gençliğinde olması gerektiği gibi bolca salih amel işleyen, dünyada ve ahirette Rabbimizin rızasına eren kullarından eylesin. Amin.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Kasım 2014

Sayı: 316

İlkadım Arşiv