Haziran 2013 Ahmet AĞMANVERMEZ A- A+
A- A+

Hayatımızı Kontrol, Amellere Devam Edelim!

“Allah -celle celaluhu- şekillerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.” H.Ş.


Hayat; iman, niyet ve amellerden ibarettir. Bu sebeple 1-İmanımızı 2-Niyetimizi  3-Amellerimizi kontrol edelim. O halde iman nedir ve nasıl kontrol edilir?

İMAN: Bir şeye inanmak, tasdik etmek, söyleneni kabul etmektir. TERİM olarak ise, Allah’ın -celle celaluhu- varlığına, birliğine, iman esaslarına inanmak, Allah -celle celaluhuve Rasulünün bildirdiği her şeyi kalp ile tasdik, dil ile ikrardır. Cibril hadisi hepimizin malumudur. İman, İslam, ihsan, kıyametin zamanı ve alametleri ile ilgili soruların cevabı bu hadiste verilir.

Gerçek iman, kalpte yerleşen, kökleşen, insanın hayatına yön veren imandır. İman, sadece vicdanda kalmaz, amellere de, cüzdanlara da hâkim olur. Bu açıdan kendimize soralım; Allaha, ahirete ve peygambere olan imanımız hayatımızı ne derecede etkiliyor? Ölüm, kıyamet, diriliş, hesap, sırat, cennet ve cehennem hangi amelleri yapma veya terk etmemize etki yapıyor? Peygamber inancı ve sevgisi sünnetlere bakışımızda ve davranışlarımızda ne değişiklikler yapıyor? Hayatımızın her anında, İmandan sonra amellerimizde de ihsan derecesine geçebiliyor muyuz? Bildiğimiz gibi ihsan, Allah’ı bu dünyada göremiyorsak da, O’nun, bizi her an ve her yerde gördüğüne, duyduğuna ve her halimize vakıf olduğuna inanmaktır.

İmanla bağlantılı olarak İslam; İtaat, teslim olma, İslam’a girme, Müslüman olma anlamlarına gelir. Terim olarak ise, Allah’a, emir ve yasaklarına teslim olma, boyun eğme, nefsinin ve insanların istek ve arzularına muhalefet ederek Kuran ve Sünnete göre bir hayat yaşamaktır. Böyle bir hayat tarzı olan kişi mü’min ve Müslümandır.

Bu arada din kavramını ele almamız faydalı olacaktır.

DİN: Yol, ceza, mükâfat, borç anlamına gelir. Kur’an da din kavramı, hak dinin yanında batıl din ve hayat tarzları için de kullanılır. Kafirun suresinin sonunda (Sizin dininiz size, benim dinim banadır.) bu anlamda kullanılır.

İnsan amellerinin rehinidir. Din yaşadığımız hayattır, inandıklarımız, inkâr ettiklerimiz, doğrularımız, sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz, kısaca yaşama şeklimiz, hayatımızdır. Şu ayetler buna delildir:

“Allah katında din ancak İslam’dır.”(Ali İmran, 19)

“Kim İslam’dan başka bir din edinirse, onun seçtiği din kabul edilmeyecektir.” (Ali İmran, 85 )

NİYET NEDİR VE NASIL KONTROL EDİLİR?

Niyet, düşünce, fikir, yapma sebebi, kalbin bir şeye karar vermesi, o işi niçin yaptığını bilmesi anlamına gelir. Bu konuda“Ameller niyetlere bağlıdır. Her kişi için niyet ettiği şey vardır.” Hadisi İslam’ın temellerini oluşturur.

 Yapılan işler niyetlere göre değer kazanır. Niyet, amelden önce gelir. Kalp, bütün azaların reisi, imanın karar kıldığı yerdir. Kalp, yani niyet düzgün olursa, ameller de düzgün olur. Kalp komutan, azalar askerdir. Kalbi bozuk olandan iyi amel beklenemez. Niyeti hayır olanın, akıbeti de hayır olur. Niyeti kötü olanın, akıbeti de kötü olur.

Hadislerde anlatıldığı gibi, yüz kişinin katili, niyeti sebebiyle affedilir. Yine, mağarada mahsur kalan üç arkadaş, Allah rızası için yaptıkları iş sebebiyle dua ederler ve kurtulurlar. Kalbin önemini belirten başka hadislerde ise:

“Allah -celle celaluhu- şekillerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.” “İyilik yapmaya niyetlenip yapamazsa bir sevap, niyetlenip de yaparsa, on sevap verilir. Günah işlemeye niyetlenir de vazgeçerse bir sevap verilir. Niyetlendiği günahı işlerse bir seyyie verilir.” (Buhari Müslim) buyurulmaktadır.

Hasan Basri (R.h) da: “Ebedi cennet ve ebedi cehennem niyet sebebiyledir.” der.

Namazı, orucu, haccı, zekâtı, sadakayı, tebliği, sohbeti niçin yapıyoruz? Maun suresinde: “Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar.” buyrulur. Şu halde haramlardan niçin kaçıyoruz? Allah için mi? İnsanlar için mi?

Hadisi şerifte mahşerdeki hesap anında, savaşta ölen, malını infak eden ve Kur’an okuyan bazı kişilerin o amelleri Allah için değil insanlar için yaptıklarından, cehennemin üzerlerine tutuşturulacağı kişiler olduğu belirtilir. Kur’an’da ise kurtulacak olanların kalbine, niyetine hâkim olanlar olduğu belirtilir.

“O gün ne mal ne de evlat fayda verir. Ancak kalbi selim ile gelenler kurtulur.” (Şuara, 88-89)

AMELLERİ KONTROL VE DEVAMLILIK

Müslüman, nefes alıp verdiği müddetçe kuldur. Kulluğun tatil edildiği bir lahza dahi yoktur. Tabiat boşluk kabul etmez. “Sana ölüm gelene kadar Rabbine kulluk et.” (Hicr, 99) ayeti, kullukta hiç ara ve boşluk olmayacağını belirtir. Hz Peygamber’in -sallallahu aleyhi ve sellem-, “Beni bir an dahi nefsimle baş başa bırakma” demesi boşuna değildir.  Pazarlık yapmadan, dünyalık için açık kapılar aramadan, ihlâsla, tam bir samimiyetle bağlanarak, ömür sermayemizin her anını değerlendirelim. İslam’ı kendimize dert edinelim. İslam’ı doğru ve tam öğrenelim. Öğrendiklerimizi yaşayalım ve tebliğ edelim. Her yeri ve her zamanı İslam İle dolduralım. İbret alınan değil, ibret alanlardan olalım. Okuduğumuz, öğrendiğimiz bilgilerin ne kadarını yaşıyoruz? Hal ve kavlimiz ne kadar tutarlı? Bilelim ki her menfi gelişme bizim tembelliğimizden ve hizmetlerden kaçışımızdandır. Yaptığımız işlerle nefsimizin değil, ruhumuzun ve kalbimizin huzurla dolmasına gayret edelim. Harcamalarımızı da bu ölçülerle yapalım. İbadetlerimizi, amellerimizi, hizmetlerimizi gösterme, duyurma, insanlara beğendirme gibi bir hataya düşmeyelim. Ariflerin söylediği gibi:

“Allah her an bizimle iken, biz nerede ve kiminleyiz?”

Asr Suresi’nde hüsrandan kurtulmanın yolu, iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye olarak anlatılır.

Salih Amel: Allah’ın emrettiği, uygun gördüğü bir işi, Allah’ın istediği şekilde ve Allah rızası için yapmak demektir. Salih amel, anın vacibini yerine getirmektir. Ne zaman, neyi, nasıl yapmamız gerekiyorsa, ertelemeden, geciktirmeden o işi yapmalıyız. Ehem-mühim (önemli-az önemli) tercihini iyi yaparak, boş ve faydasız işlerle meşgul olmamalıyız. Ne zaman, nerede, nasıl geleceğini bilmediğimiz ölüm gerçeğine her gün biraz daha yaklaşıyoruz. Hazırlıksız yakalanmamak için kulluğumuzun gereğini yapalım. Geri dönüşün olmadığı âlemdeki pişmanlıkların faydası yoktur.

Rabbim, bizleri affedilen ve hesap anında pişman olmayanlardan eylesin.

Âmin.


Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2013

Sayı: 299

İlkadım Arşiv