Mayıs 2020 Hamdi ÖZ A- A+
A- A+

Harkıt!.. Torbayı Sarkıt!..

Korkunun ecele faydası var mıdır? Yoktur, lakin akıllı insan korkak olur. Akil insan, mahlukattan gelecek zarara karşı tedbir alır, temkinli davranır ama esasta yaratan Allah’tan korkar. “Kork Allah’tan, korkmayandan” derken kastedilen budur.

Halk dilinde kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük haşerata böcek denir. Ağustos böceği saz çalar, ateş böceği ışık saçar. Uğur böceği ufuk açar, hamam böceği mikrop saçar. Bit, pire, sinek, süne, güve, kene de birer haşeredir. Birçok bakteri, mikrop ve hastalık bu haşerat yüzünden meydana gelir. Çin gribi, kuş gribi, domuz gribi derken sars, mers, ebola vb. virüsler de salgın hastalıklara sebep olmuştur.

İşte;Pandemi ilan edecek kadar bütün dünyayı ayağa kaldıran ve evlerine hapseden Coronavirüs de bunlardan birisidir. Corona virüsünün çıkış kaynağı olarak kabul edilen Pangolin; Çin’de yaşayan, karınca-pupa-larva ve yumurtaları ile beslenen pullu ve memeli bir hayvandır. Canlı çam kozalakları görünümündeki bu hayvan geceleri ortaya çıkar, gündüzleri ise ağaç ve kaya kovuklarında saklanır. Bir başka rivayete göre Coronavirüs, biyolojik savaşın bir objesi olarak laboratuvar ortamında suni olarak üretilmeye çalışırken ve kuluçka döneminde iken kaçırılan bir virüstür. Oğul verirken peteğine çırpılma esnasında kaçışan arılar gibi.

Virüs, Fransızca bir kelime olup hastalık yapan bir mikroptur. Tıp Biliminde virüs; yaşamak için başka birhücrenin içine girmek zorunda kalan ve mikroskopla görülebilen parazit bir varlıktır. Biyoloji ilminde mikrop; çürümeye, mayalanmaya ve çeşitli hastalıklara sebep olan bir hücreli canlıdır. Kendisinden zarar ve kötülük görülen insana da mecazi anlamda mikrop denir. Bilişim dilinde virüs; veri girişi yoluyla bilgisayara yüklenen, sistemin veya programın bozulmasına, veri kaybına veya olağan dışı çalışmasına sebep olan yazılımın ismidir. Anti virüs ise bilgisayar yazılımını korumak amacıyla geliştirilen ve virüs tehditlerini temizleyen programlardır. Aşı da virüslerden korunmak amacıyla vücuda zerk edilen bir ilaçtır.

Dabbet-ül arz; genelde yeryüzünde debelenen/ yürüyen her canlının sıfat ismidir. Özelde ise dabbet-ül arz; kıyametin alametlerinden biri olarak kabul edilen yaratıktır. Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında bu mahlûkun adı dragon ismi verilen ejderha şeklinde bir canavardır. Kur’an-ı Kerim’de on sekiz ayette tekil ve çoğul olarak zikredilen bu kelimenin Sebe Suresi 14. ayetindeki anlamı Hz. Süleyman aleyhisselam’ın asasını yiyen tahta kurdudur. Söz konusu hadise ayetin mealinde “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde öldüğünü ancak asasını kemiren ağaç kurdu sayesinde öğrenmişlerdi/anlamışlardı.” buyrulur.

Çağdaş müfessirlere göre; Hz. Süleyman ve Hz. Musa tarafından kullanılan asalar mecazda birer iktidar değneğidir. Hz. Âdem ve eşi Havva için getirilen ağaca yaklaşma yasağı örneği de aynıdır. Zahirde bu elçilerin de asaya dayanıp yaslandıkları, davarlarını beslemek için ağaçlardan yaprak silkeledikleri doğrudur.

Mevlâna Celaleddin Rumi’ye göre de iktidar değneği iki başlıdır. Değneğin bir ucu Allah’ın kudret elinde bulunur. Diğer ucu ise yeryüzündeki hükümdarların eline verilmiştir. Birbirleriyle sürekli savaş halindeki devlet başkanları sokak ortasında niçin kavga ettiklerini bilmeyen çocuklara benzetilmiştir. Aslında savaşlar da; ahirete irtihal yolunun üzerine serilen halının altının çırpılması için bir sebeptir. Salgın hastalıklar ve buna sebep olan virüs, mikrop her neyse bunlar da birer sebeptir. Sebebin sebebini yaratan Allah Azze ve Celle’dir.

Hal böyle olursa Coronavirüs nedeniyle dünyada birçok fani insan işinden ve gücünden olacaktır. Nice devlet başkanları nöbetlerini devredecek, nice firmalar batacak, nice zenginler iflas edecektir. Yani; Kızılderili atasözü gerçek olacak vaziyet. Gün gelir deniz kabarır karıncalar balıklara yem olur. Gün gelir kara uzar, deniz çekilir balıklar karıncalara yem olur. Zulüm hiçbir zaman abad olmaz. Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur. Umum bela geldiğinde adam seçmez. İşlenen zulüm ve işkencelere seyirci ve sessiz kalanlar da nasibini alır. Zalimlerin ateşinde ısınanlar da o ateşin içine atılır.

Hülasa; odun da olsa adam da olsa yan yana durdukları için kurunun yanında yaş da yanar. Zamanında küffara karşı mesafe koymasını bilmeyenler küçücük bir virüsten hastalık bulaşır korkusuyla sosyal izolasyona zorunlu tabi olur.Geç kalma Evde Kal emr-i fermanına ram olur. Sokaklara sığmayarak sabahlara kadar eğlenip isyan/ tuğyan edenler Hayat Eve Sığar demeye başlar.

Elindeki iktidar değneğine bakıp yeryüzü tanrısı gibi davranan ve Allah’ın düzenini bozmaya çalışan çağdaş Firavunlar cezasını çekecektir. Vaziyet bu Coronavirüs dünya üzerinde siyasi, idari, mali, askeri, dini ve ahlaki birçok dengeyi değiştirmeye sebep olmaya namzettir. Kozmik alemin ve cümle mahlukatın sahipsiz olduğunu zannedenler hep yanılmıştır. Allah-u Teala; her dönemde kevni ayetlerini bozmaya çalışanlara, kavli ayetlerini yok sayanlara anladığı dilden konuşacaktır. Bilim iflas edecek, akıllar duracaktır.

Ahzab Suresi 63-64. ayetlerinde mealen; “(Ey Muhammed!) İnsanlar senden kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Bunun bilgisi yalnızca Allah katındadır/Allah’tan başka kimse bilemez, de. Nereden bileceksin, belki de kıyamet yakında olacak. Allah inkârcıları lanetlemiş, onlara çok yakıcı bir ateş hazırlamıştır.” buyrulmaktadır. Öyleyse inkârcılar ve zalimler kıyametin vaktini /saatini merak etmek yerine kendilerini ne gibi bir felaketin ve hangi akıbetin beklediğini sorup öğrenmelidir.

Peygamber Efendimiz, “Kıyamet ne zaman kopacaktır?” sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Bilmiyorum, ancak alametleri şunlardır; emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil münker görevinin terk edilmesi, savaşların artması, köleliğin yaygınlaşması, ayağın baş olması, kırsal bölge insanlarının kent hayatının lüksüne kapılması ve bu konuda yarışa girmeleridir.”

Dünyanın gündemine ışık tutacak Neml Suresi 82. ayetinde mealen şöyle seslenilmektedir: “Söylenen kıyametin/ layık oldukları azabın başlarına geldiği zaman onlara yerden bir yaratık çıkarırız da insanların ayetlerimize kesin bir şekilde iman etmedikleri konusunda onlarla konuşur/ söyler.”

Ayette zikredilen dabbet-ül arz olarak bilinen yaratığın bilinen bütün canlılardan farklı bir yapıya sahip olduğu, insanların anladığı dilden konuşacağı belirtilmiştir. Dabbet-ül arz’ın çıkışı, şekli ve özellikleri konusunda Kütüb-ü Sitte olarak bilinen muteber hadis kaynaklarının dışındaki bilgilere itibar edilmesi uygun değildir.

Eskiden akşam olunca eve geç gelen, erken yatıp uyumakta direnen çocuklar şöyle korkutulurdu: Harkıt!..Torbayı Sarkıt!.. Devlet Baba halkına illaki sokağa çıkma yasağı mı uygulasın? Ne desin yani? Korona ay Korona, Bizi Mahkûm et Kur’an’a! Bir insan ya da toplum kendine çeki düzen verip değiştirmedikçe Allah o insan ve topluma hidayet verip yol göstermez. İşin aslı bu.

Can kuşumuz ten kafesimizde iken tövbe edelim. İbadet, zikir-fikir ve şüküre devam edelim. Elimizi talandan, dilimizi yalandan, gözümüzü haramdan izole edelim.

Sağlık ve sıhhat dolu güzel günler ve geceler diliyorum…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2020

Sayı: 382

İlkadım Arşiv