Ağustos 2015 Fatih YILMAZ A- A+
A- A+

Hakkı Reddedenler

Her asırda Hakkı reddedenler olmuştur. Bunlar “firavunlar, nemrutlar, Ebu Cehiller” vs… isimleriyle adlandırılmışlardır. Günümüzde değişik isimlerle çağırılsalar da, icra ettikleri işleri noktasında bir Ebu Cehil’i bir Nemrut’u aratmayacak derecede ve hatta onlardan da daha şedit davranarak Hakkı reddedenler mevcuttur. İlâhî hükümleri hiçe sayan bu tip insanlar, yeri geldiğinde İslam’ı ve Müslümanlığı da kimseye bırakmamaktadırlar. Oysa Firavun, şirkini ve küfrünü açıkça söyleyerek hiç olmazsa münafıklık yapmamıştır.

Çıkarları bu dünya hayatıyla sınırlı olan ve ahiret hayatının çıkarlarına önem vermeyen kimselerdir ki, onlar bu dünyadaki zevk, çıkar ve rahatlık için ahirette her türlü cezayı üstlenmeye razıdırlar; diğer taraftan bu dünyada küçücük bir zevki bile feda etmeye dayanamazlar. Ahirette elde edecekleri zevkler karşılığında, bu dünyada hiçbir tehlike ve meseleye katlanmaya ve hiçbir kayba razı olmaya hazır değillerdir. Kısacası bunlar, bu dünya hayatının zevklerini ahiret hayatının zevkleri ile soğukkanlılıkla karşılaştıran ve bu dünya lehinde karar veren kimselerdir. Bu nedenle onlar ne zaman ikisi arasında bir çatışmaya şahit olsalar, bu dünyaya karşılık ahiret hayatını feda ederler.

Yani, onlar Allah’ın yoluna uymak istemezler. Fakat Allah’ın yolunu, kendi arzularına uydurmak için çaba harcarlar. Ucundan kıyısından da olsa “dinden nasıl taviz koparabilirim?” çabası içindedirler. Dininden alıp dünyasına yamamaya çalışırlar. Bilmezler ki İslam, kendine uydurulacak bir din değildir, uyulacak ve yaşanacak bir sistemdir. Bin dört yüz yıldır bu mukaddes dinden taviz koparmaya çalışanlar bu emellerine asla ulaşamamışlardır ve bundan sonra da ulaşmaları mümkün değildir. Çünkü bu dinin bekası için Allah’ın vaadi vardır. Bu yol kendisini öyle bir düzenlemeye tabii tutmalıdır ki, onların tüm teorilerini, arzularını kendi içine almalı ve onların yaşama tarzına uymayan tüm inançları dışlamalıdır, onların tüm adet ve geleneklerini kutsal kabul etmelidir.

Kör, Kâinatta gözünün önünde saçılmış, yayılmış olmasına rağmen, Allah’ın birliğine delalet eden sayısız ayetlerin hiç birini görmeyen kişidir. Basireti kapalı kişidir. Baktığı halde göremeyendir. Akıllı kendine yar olmayan, gerçekleri bir türlü fark edemeyen kişidir. Zahiri gözü olmuş ne çare, haramdan başkasını göremiyor. Bahtiyar insanların manevi meclislerini temaşa edemiyor.

Öte yandan “gören kişi” kainatın her zerresinde; bir çimen, bir ağaç yaprağında kendisini yaratanı gösteren ayetleri görendir.  Allah’tan gafil olan ve arzularının kölesi olan kimse kaçınılmaz bir şekilde bütün sınırları aşacak  ve aşırılığının kurbanı olacaktır. Bu nedenle ona itaat eden kimse de aynı yolu izleyecek ve onun arkasından sapıklığa devam edecektir.

“O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur. Sonunda vardıkları yer ne kötü bir yerdir.” (Hud, 98)

Bu ayetten ve Kur’an’dan ve diğer anlatılanlardan anlaşıldığı gibi bir toplumun bu dünyadaki önde gelenleri, kıyamet gününde de o topluluğun lideri olacaklardır. Eğer  liderler bu dünyada toplumu Hakk’a, adalete ve doğruluğa sevk etmişse, onu izleyenler de kıyamet günü liderin sancağı altında toplanacaklar ve Cennet’e onun öncülüğünde gireceklerdir. Yok eğer halkı dalalete, ahlaksızlığa ve zulme çağırmışsalar, bu çağrıya uyanlar da onların liderliğinde Cehennem’e yürüyeceklerdir.
Şair öyle diyor:

Ameline bakınca çok kötü, pek fenadır
Arsızın işlediği aleniyyen zinadır
Namus ve iffetini utanmadan çiğnetmiş
Yapmadığı tek bir şey Yaratana senadır.

Dostlukları fasığa, tüm kinleri sanadır
Bunlar hakka hor bakar, hep batıldan yanadır
Vah… Utanmaz arsızlar, nasıl battıkça batmış
Onlara taviz vermek Müslüman’a gınadır.

Rahmetini verecek, kurtaracak Hüda'dır
Kalbini doğrultacak, masivadan cüdadır
Fakir son bir ümitle tebliğini etti ya
Alır almaz bilemem, bu görevi edadır…

Şimdi bu iki yürüyüş kolunun durumunu resmetmeye çalışalım. Apaçıktır ki, birinci yürüyüş kolu, kendilerini Cennet’e götüren, buna vesile olan liderini överek, ona dualar ederek gayet mutlu ve neşeli bir biçimde yürüyecektir.

Diğer taraftan şerir liderleri izleyenler, kendilerini liderlerinin düşürdüğü sefil açmazın içinde bulacaklar ve tabiatıyla onlar hakkında tariflerin ötesinde öfkeye kapılacaklardır. Bunlar önderlerine lanetler yağdırarak, beddualar ederek, Cehennem’e doğru yürüyeceklerdir. Yaptıklarına çok ama çok pişman olacaklar, ama iş işten geçmiş olacaktır. Keşke dünyaya bir daha döndürülsek de iyi ve salih amellerde bulunsak, diyecekler. Lakin bu nedametleri onlara fayda sağlamayacaktır.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2015

Sayı: 325

İlkadım Arşiv