HADİS İKLİMİ / Makam Hırslısı Olma
Aralık 2017 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

HADİS İKLİMİ / Makam Hırslısı Olma

Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh şöyle dedi: Amcamın oğullarından ikisiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna girmiştim. Onlardan biri:

- Yâ Rasulullah! İdaresini Cenâb-ı Hakk’ın sana verdiği görevlerden birine bizi âmir tayin et dedi. Öteki amcaoğlu da benzeri bir şey söyledi.

Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Vallahi biz isteyeni veya görev hırsı bulunanı yönetici yapmıyoruz.” (Buhârî, Müslim)

Halkı âdil bir şekilde yönetmek, Cenâb-ı Hakk’ın üzerinde ısrarla durduğu konuların başında gelmektedir. Cenâb-ı Hak herkesi farklı kabiliyetlerde yaratmıştır. Bu sebeple her şahsın, bir başkasına nisbetle daha iyi yapabileceği bir meslek vardır. İdarecilik ise özel kabiliyetlere, üstün meziyetlere sahip olmayı gerektiren bir iştir.

Gerekli şartlara ve vasıflara sahip olmayan kimse bir şehre veya ülkeye yönetici tayin edildiği zaman, o şehrin veya ülkenin düzeni bozulur, halkın huzuru yok olur, hakları elden gider. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz her isteyene memuriyet vermemiş, bazı sevdiklerine de bu zor işe talip olmamayı tavsiye etmiştir.

Hadisimizin diğer rivayetinden öğrendiğimize göre, Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin amcaoğulları ona, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile görüşerek kendisine bir konuyu arz edeceklerini söylemiş ve bu hususta aracılık yapmasını istemişlerdi. Ebû Mûsâ amcazâdelerini kırmamış, fakat Hz. Peygamber’le hangi konuda görüşmek istediklerini de sormamıştı. Resul-i Ekrem Efendimiz’in huzuruna çıkınca, bu iki zât ondan yöneticilik istediler. Bunu duyan Ebû Mûsâ pek şaşırdı ve zor durumda kaldı. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona dönerek:

- “Sen bu işe ne diyorsun, Ebû Mûsâ?” diye sorunca:

- Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, bunlar içlerinden geçeni bana söylemediler. İş isteyeceklerini bilmiyordum, diye özür diledi. O zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Görev isteyen kimseyi biz işimize tayin etmeyiz” buyurdu (Buhârî, Müslim). Sonra da kendisinden herhangi bir görev istemeyen Ebû Mûsâ hazretlerini Yemen’e vali tayin etti.

Peygamber Efendimiz kendisine gelerek:

- Yâ Rasulullah! Falan kimseyi vali (veya vergi memuru) tayin ettiğin gibi beni de tayin etmez misin diyen Üseyd İbni Hudayr hazretlerinin bu isteğine hiç cevap vermedi. Onu kırmamak için bir başka konuya temas ederek, ileride adam kayırma türünden bazı haksızlıklar göreceklerini, kendisiyle Kevser havuzu başında buluşuncaya kadar bunlara sabretmelerini tavsiye etti.

Hâlbuki Üseyd hazretleri ensar dediğimiz Medineli Müslümanların ileri gelenlerinden biriydi. İslâmiyet’i ilk kabul edenlerdendi. Akabe biatinde Medineli Müslümanların temsilcisiydi. Uhud Gazvesi’nde Peygamber Efendimiz’in etrafından ayrılmayan birkaç yiğitten biriydi. Buna rağmen Rasulullah Efendimiz onun memuriyet isteğini sükûtla geçiştirdi.

Meziyet ile faziletin başka başka şeyler olduğu unutulmamalıdır. Nice eli öpülecek, duası alınacak faziletli kimseler vardır ki, idarecilik ve yöneticilik yapacak kabiliyetleri yoktur. Üseyd İbni Hudayr’ın “Falan kimseyi vali tayin ettiğin gibi beni de tayin etmez misin?” derken kastettiği zâtın Amr İbni Âs olduğu söylenmektedir. Amr İbni Âs yöneticilik ve kumandanlık konularında üstün meziyetlere sahipti. Hz. Ömer onun bu yönünü pek takdir eder ve Amr’a mutlaka yöneticilik yaptırmak gerekir derdi. Halkın menfaati işe ehil olanı tayin etmeyi gerektirdiği için Rasulullah Efendimiz Amr İbni Âs’ı yönetici yapmıştı.

Devletin idaresi kendilerine teslim edilecek kimseler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ortaya koyduğu bu ölçüye göre seçilmelidir. Dinin, devletin ve halkın menfaati bunu gerektirir.

Yönetici olmayı çok isteyen kimseler, genellikle dünya zevklerine aşırı derecede düşkün ihtiras sahipleridir. Tarih boyunca hep böyle olagelmiştir. Onların bu hırsı sebebiyle ordular birbiriyle çarpışmış, binlerce masum kanı dökülmüş, ırz ve namuslar çiğnenmiş, servetler heder olup gitmiştir.

Belki de bunun tek istisnası Hz. Yusuf aleyhisselam’dır. Hz. Yûsuf’un, kendi niteliklerini açıklayarak yöneticiden görev istemesi (Yusuf Suresi, 55) herhangi bir alanda uzman olan kimsenin, umumun menfaati için yetkililerden görev istemesinin câiz olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber’in, görev talebinde hırslı ve ısrarlı olmamak konusundaki uyarılarının amacı, kamu görevine lâyık olanların bulunup tayin edilmesine teşviktir.

Devleti ve halkı yönetme konusunda aşırı istekli olanlar, genellikle menfaatlerini ön planda tutan kimselerdir. Bu sebeple görev isteyenlere prensip olarak görev verilmemelidir. Görev verecek mevkide bulunanlar işi mutlaka ehline vermeli, bu konuda hatır gönül dinlememelidir.

Cenâb-ı Hak bizlere iyiyi tavsiye eden, hayra çağıran dostlar nasip etsin ve onların güzel telkinlerini yapmaya muvaffak buyursun.

Tüm yönetici ve idarecilerimizin Allah’ın razı olduğu işleri yapmalarını nasip etsin.

Bütün İslam aleminin umudu olan ülkemizin birliğini-dirliğini bozdurmasın. Bu umudu gerçekleştirmeye muvaffak eylesin.

Âmîn.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2017

Sayı: 353

İlkadım Arşiv