HADİS İKLİMİ - Gönüllü Bağış
Haziran 2020 Mahmut AVEDER A- A+
A- A+

HADİS İKLİMİ - Gönüllü Bağış

Rasulullah aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "... Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir ..." (Müslim)

Hibe, karşılığını sadece Allah'tan bekleyerek bağışta bulunmak ve Allah'ın kendisine bahşettiği nimetleri, diğer insanlarla paylaşmaktır. Kişinin değişik vesilelerle malından bir kısmını başkalarına vermesi çeşitli adlarla anılsa da üzerinde ısrarla durulan önemli ibadet türlerindendir. Bu, bazen zekât şeklinde mecburi olabileceği gibi bazen de kişinin kendi isteğine bırakılmış olabilmektedir. İsteğe bağlı bağışlardan biri de, kişinin malını hayatta iken karşılıksız olarak başkasına vermesi anlamına gelen hibedir.

Sevgili Peygamberimiz, hem insanlar arasındaki kardeşliği en üst düzeye çıkarmak, hem de fakir ve zengin arasındaki kaynaşmayı tesis etmek için diğergamlık, paylaşma, ihsan, vefa gibi erdemli davranışların yanında, karşılıksız bağış yapmayı da tavsiye etmiştir. Nitekim kendisinden bir şey isteyeni asla geri çevirmemiş, yanında verebileceği bir şeyler varsa vermiş; yoksa başka zaman vereceğini söyleyerek isteyen kişinin gönlünü almıştır.

Peygamberimizin dostları, "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.'' (Âl-i İmran, 92) ayetinin gereği olarak ömürleri boyunca ‘verme’yi kendilerine şiar edinmişlerdi. Öyle ki, bu ayet indiğinde, Ebu Talha, "Ey Allah'ın Resulü! Rabbimiz mallarımızdan dağıtmamızı istiyor. Seni şahit tutarım ki ben Beyruha adlı bahçemi Allah yolunda verdim." deyince Peygamberimiz aleyhisselam, "Bu ne karlı bir maldır! Bu ne karlı bir maldır!" diye onu takdir ettikten sonra bahçeyi onun akrabalarından fakir olan Hassan b. Sabit ve Übey b. Ka'b'a vermesini istemişti.

Sağlıklı iletişim içerisindeki bireylerden oluşmuş bir toplumun sosyal sıkıntıları çözme kabiliyeti daha fazladır. Bu nedenle Allah Resulü, Müslümanları birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermeye çağırır, "Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir." buyururdu (Müslim). Çünkü gönülden yapılan bağış, bir ihtiyacı karşılamanın ötesinde, veren ve alan arasında sıcak bağlar kurulmasına vesile olarak toplumsal kaynaşmaya katkı sağlamaktaydı.

Allah Resulü bazen ashabından varlıklı olanlara çağrıda bulunarak, onları kamuda ortak kullanılmak üzere hibeye teşvik ederdi. Hz. Osman'ın Rume Kuyusu'nu satın alarak insanların ondan ücretsiz istifade etmelerini sağlaması, bu teşviklerin maksadına ulaştığını gösteriyordu. Hibenin esas itibariyle insanlar arasında sevgi, dostluk ve yardımlaşmayı teşvik eden ve geliştiren hoş bir davranış olduğu dikkate alınarak, bu güzelliği gölgeleyecek her türlü tavırdan kaçınmak gerekir. Hele bunu tam aksi bir duruma çevirerek, yapılan hibe neticesinde bazılarının gönlünü kırmak, insanlar arasında kin ve düşmanlığa sebebiyet verecek şekilde bağışta bulunmak doğru değildir. Bu konuda sık karşılaşılan bir durum olarak, çocuklar ve aile bireyleri arasında adalet gözetilmeksizin yapılan hibelerin yol açtığı tatsızlıklara dikkat çekilebilir.

Anne ve babaların sağlıklarında çocuklarına yaptıkları hibede, onlar arasında adalete riayet etmeleri, her şeyden önce Resul-i Ekrem'in uygulama ve tavsiyelerinde yer alan bir husustur. O, anne ve babanın, çocuklarına hibede bulunduklarında adil davranmaları gerektiğini; bir çocuğuna hibede bulunup diğerlerini bundan mahrum bırakmamaları gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.

Sonuç olarak hibe; hediye, sadaka, vakıf gibi karşılığını Allah'tan bekleyerek yapılan bağışları ifade eden genel bir kavramdır. Hibenin, bağışlayan ve bağışlanan açısından insani ve ahlaki bakımdan nasıl olması gerektiğini ise Peygamber Efendimizin sünneti belirlemektedir. Hibe kişinin ihtiyacına göre nakit para olabileceği gibi, kullanabileceği herhangi bir eşya veya gayrimenkul de olabilir. Barınabileceği bir mesken veya sürebileceği bir arazi de olabilir. Sevabı sadece Allah'tan umularak, samimi bir şekilde ve malın iyisinden yapılan bağış aynı zamanda kişiyi ruhi olarak da olgunlaştırır. Kişiyi ve bakmakla yükümlü olduklarını maddi olarak sıkıntıda bırakacak bir hibenin yapılmaması tavsiye edilmiştir.

“De ki: Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarf ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe, 39)

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2020

Sayı: 383

İlkadım Arşiv