Haziran 2012 İbrahim ÇİFTÇİ A- A+
A- A+

Gezdik Gördük Tanış Olduk

Dostlar meclisinde eğitimci arkadaşlarla oturuyoruz. Bir teklif geldi.  23 Nisan’da üç günlük tatili gezerek değerlendirsek olur mu? Neden olmasın? “Haydi, Başaran Hoca! Sosyal girişimciliğini göster de ayarla geziyi.  Plan da proje de sana ait olsun. Hedef peygamberler diyarı Urfa.”  denildi ve teklif karar oldu.

Büyük söz ve sehl-i mümteni ustası, Allah dostu Yunus  da diyor ki:

Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimse kalmaz.

İbret  almak için geziniz. Öğrenmek için geziniz. Dinlenmek için geziniz. Tanışmak için geziniz. Sevmek için geziniz.

Gezi  mimarının ön hazırlığına tam not. Telefonlar geldi Mahmut Aveder’den: “20 Nisan 2012 saat akşam 5.30’da  Enderun Eğitim Merkezinden hareket ediyoruz” diye. Hazırlıklar tamamlandı ve saat 6.00’da yola çıktık. 17 kişilik minibüsümüzün kaptanı da tanıdık. Her şey güzel. Maneviyat sigortalarımızın yöneticisi de Mehmet Şentürk Hocamız. Ayet-el kürsilerimizin, tekbir, fatiha, salavat ve ilahilerimizin aşkla şevkle okunmasını sevk ve idare eden kişi. (Niğde Ulukışla kavşağında kazada can veren Zeki Ateş kardeşimiz için üç ihlas bir fatiha ve dudakların mahzun simalara eşlik etmesi gibi.) Şifa Yolveren’in  gezi tecrübeleri ile İbrahim Başaran’ın dostları, tanışlarının çokluğu birleşince, “mükemmel” yakalandı.

İlk  durak Adana’ya vardığımızda “Yediveren Derneği”nin bahçıvanları karşıladı bizi. Mütevazi mekanlarının mütevazi insanlarıyla kaynaştık. Hoş hasbıhalin akabinde uyku mekanlarına dağıldık.  Sabah namazında Sabancı Camii’nde buluştuk. %20 sinin Sabancılar tarafından yapıldığını öğrendiğimiz  içi, dışı, tezyinatı,bahçe düzenlemesi, çevre ferahlığı harika olan  caminin sabah namazında bizden başka cemaatinin olmaması içler acısıydı.

Adana’yı bir gerdanlık gibi süsleyen Seyhan aynı zamanda bu şehre can veriyor adeta. Sabahın bereketli saatinde gezdiğimiz Adana ve “Yediveren” güllerinden ayrıldık. Osmaniye fıstığını tadıp Gaziantep’e doğru devam ettik. Fatihalar, ihlaslar, salavatlarla her yerleşime hediyeler sunan grubumuzu İlim Yayma Yurdu’nun hizmet erleri karşıladı. Yenilen ikramları eritmek için Antep caddelerine çıktık. Eğitim Bir’in baklava ikramını takiben Bülbülzade Vakfı’nın bülbül gibi şakıyan  kurucu  başkanından dinlediğimiz  faaliyetleri ve hedefleri ile bilgileri bizi baklavalardan daha fazla bahtiyar etti. Dualarımız onlarla.

Nizip’in mümtaz eğitimcileri başta Nezir bey olmak üzere girişte karşıladılar ve hemen “Zeugma” kazılarının  olduğu Birecik Baraj gölüne götürdüler. Akşamın serinliği  ve gölün letafetinden çok müstefid olduk. Anadolu Gençlik’in evindeki  maddî ve manevî ikram harikaydı. Adıyla müsemma yetmiş yaşındaki Cemil Hocamızın  hizmet aşkı bizi mest etti. “Sözde değil eylemde olan” birinin cephe anıları gibiydi anlattıkları, istekleri.

Orada sabahladık. Yorganını sırtlayıp horultusuz ortam arayanlar halleri de ilginçti. Enfes kahvaltı sonrası Urfa’ya doğru hareket ettik. Halilürrahman’da buluştuğumuz delikanlı, Balıklıgöl, mancınıkların kurulduğu tepe, tüneller, Peygamber makamlarını açıklamalı gezdirdi. Tepeyi gezerken Nemrut’un yaptırdıklarını görünce Ali Şeriati’nin Mısır Piramitlerini gezerken söylediği aklıma düştü: ”Ey taş sen buraya konuluncaya kadar kaç esir kardeşim can verdi söyle!”

Ciğer kebabı sonrası  Mardin yoluna düştük. Eyüp Nebi beldesindeki ziyaret yerine uğradıktan sonra Kızıltepe bizi şaşırttı. 130 bine yaklaşan nüfusu modern çok katlı binaları ile hem teröre hem de geri kalmışlığa meydan okur gibiydi.

Gece karanlığında vardığımız Mardin’in  görüntüsünün “gece  gerdanlık  gündüz mezarlık” diye nitelendirilmesinin  isabetine şahit olduk. Gerdanlığı akşam, mezarlığı da sabah erken seyrettik.  Bizi  ve Nevşehir’i iltifatlarıyla büyüten “Savcı Abi”miz bizi Mardin Selahaddin  Eyyubi İlim Yayma Cemiyeti Yurdu’nda ağırladı. Abimiz, hizmet insanı olarak Mardin’e çok şeyler verecek İnşallah. Ferah ve güzel bir mekan olan yurt  da büyük hizmetlere amade.

Eski Mardin sadece tarih. Medreseleri, camileri, taş evleri, sokakları, pazarları… ile tarih. Yeni binalar da eski taş ustalığına uygun yapılınca tam bir sanat şehri olarak görsel bir güzellikle haşır neşir oluyorsunuz.

Mardin Kalesinin eteklerinden baktığınızda her taraf yemyeşil ekili. Orta Anadolu’da henüz yeşilin adı yokken  Urfa-Mardin-Diyarbakır arası her yer ekili ve artezyen suları fışkırıyor.

Diyarbakır. Adı hep terörle, taş atan çocuklarla, yüzü kapalı molotof atan gençlerle, polisle çatışan gruplarla, jandarmayla anılan şehir. Hepimiz çok merak ediyorduk. Bizim misafir olduğumuzda çok sakindi. Boynundaki poşusuyla Batman’dan gelip Mardin’de bizi karşılayan Başaran’ın imam hatipten arkadaşı Ahmet Hoca ile girdik şehre. Hz. Süleyman Camii’ne giderken geçtiğimiz ara ve dar sokaklardaki çocukların çokluğu dikkatimizi çekti. Cami haziresinde yatan 17 sahabe de  calibi-i dikkatti. Diyarbakır surlarının hem  uzunluğu,  hem genişliği, hem de sağlamlığı bizi şaşırtan hususlardı. Hem surların üstünde hem de altında çok büyük dinlenme, yeme içme mekanlarının olması genişliği açıklar zannederim.Tam surlardan ayrılırken bir delikanlı selam verip girdi arabamıza. Polis kolejinde okuyan ve 50 plakayı görünce gelen bu delikanlının ilköğretimde Enderun Eğitim Vakfı aktivitelerinde  yetiştiğini Salim Hoca’mız  söyleyince onun sevinci de bizimki de katlandı.

Adıyaman, dönüşteki son durağımız.”Yüzakı” derneğinin akgönüllü insanlarının bizi biraz da mahcup eden “kebap ziyafetleri” akabinde oluşan  muhabbet deryasının dalgaları bizim zamanımızın darlığından kesilmek zorundaydı. O çok kısa sürede kaynaştığımız insanlardan ayrılıp yola revan olduk. (tarih 23 Nisan saat 22.30)

Salı Sabah namazlarımızı evlerde kıldık (tarih 24 nisan saat 05.00)

Gittik, gezdik, gördük, yaşadık, dersler aldık, ibretleri seyirle tefekkür ettik, fikir teatisinde, hizmet ve metot paylaşımında bulunduk.

Notlar :

1.Bu bir gezi yazısı değildir. Bu sebeple gezilen yer,kişi ve kurumlarla ilgili  bilgi, gözlem ve izlenimlere ayrıntılı yer verilmemiştir.

2. Genelde Anadolu, özelde G. Anadolu insanımızın yatır, türbe, Kuran kursu, makam, ziyaretgah gibi çeşitli dini özellik taşıyan faaliyetlerle dine hizmet etmek istedikleri,  din turizmi oluşturduklarını gördük. Bazen rivayetlerin, hurafelerin de dinden sayıldığı bu faaliyetleri yadsımadan, aşağılamadan değerlendirip düzeltme yönüne girilmesi bölge insanının İslam’a hizmetinin devamı sağlanmalıdır. Çünkü İslam hala dimdik ayakta.

3. Aşağıdaki duygu seli Adana Yediveren Derneğini ziyaretimizde tanış olduğumuz, kaynaştığımız Yediveren gülleri bahçıvanlarından Sami kardeşimizin ziyaretimiz akabindeki bizleri mahcup eden ve duygulandıran hissiyatını ihtiva etmektedir.

**

ENDERUNLU MUHSİNLER

Bu gün “Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan”

Salihler, muhsinler tanıdım.

Müslümanlar, müminler

O içten doğal halleriyle

“Bizde imanın izi,

Peygamberin rahmeti,

Tebessümü, sıcaklığı,

Doğallığı,

Dostluğu,

Muhabbeti,

Kardeşliği,

İhlası

Var” diyenler.

Yaş olarak benden büyükler,

Ruh olarak daha  genç,

İman olarak daha kamil,

Duruş olarak çok yukarlarda

Olan güzel insanlar.

Bir güzel insanın

Öncünün,

Rahmet pınarının,

Vakıf insanın talebeleri,

Can dostları,

Güzide bahçesinin,

Güzide gülleri,

“Zeki” ve “Soyu-ak” olanın

Ak refikleri, canları

Sadaka-yı cariyeleri,

Salih öğrencileri,

Ciğer pareleri,

Mirasçıları.

Hani

Bazen aslında çok zaman insan der ya

Bu topraklarda

Tüm doğallığı,

Rahmeti,

Gayreti,

İdealist ve realistliği ile

Bir Müslüman nasıl olmalı”

Sonra etrafına bakar ve

Çok defa da

Aradığını bulamayabilir ya!

İşte “Ölçüler ve Dengeler” çerçevesinde

Hareket eden

İlkadım’da, Enderun’da

Yetişen

Ender güllerden olan,

Kendileri gibi güller,

Gül yüzlü insanlar

Yetiştiren bu “Bahçeci”

Güzel insanlar

Aradığımız o insanlardır.

Etrafa bahar çiçekleri gibi

Güzel kokular saçarak,

Farklı şehirlere,

Güzellikler saçıp,

İz bırakıyorlar.

Kutlu bir elçinin izinden giden,

Güzel bir öncünün takipçileri olan,

Güzel insanlara,

Binlerce kez selam olsun.

“Rabbimiz günahlarımızı bağışla Bizleri Ebrarlarla birlikte haşret”

(20/04/2012)

Sami Kılınçlı(Adana)

**

TEŞEKKÜR

Adana Yediveren Derneği’nden kardeşlerimiz Ali BOZKUŞ, Sami KILINÇLI,  konakladığımız evlerdeki gençlere,

Gaziantep İlim Yayma Cemiyeti,  Eğitim Bir Sen Gaziantep Şubesi,  Bülbülzade Vakfı ve kardeşlerimiz Mustafa Durak, Turgay ALDEMİR, Abdullah KARGIN’a,

Nizip  Anadolu Gençlik Derneği Nizip Temsilciliği, Temsilcilikte görevli hocalarımız, öğrenciler ve  kardeşlerimiz Muhterem Cemil GÜL  hocamız, Mehmet Nezir GÜL, Ahmet ÇİÇEK, Ahmet BOZKURT’a

Şanlıurfa’dan Sabri TAŞCI kardeşimize,

Mardin İlim Yayma Cemiyeti, “Selahaddin-i Eyyubi Erkek Öğrenci Yurdu” Yönetim Kurulunda görevli kardeşlerimiz ve Mehmet Temiz Hocamız, Rehberimiz Bilal Kardeşe,

Diyarbakır’da Dargeçit’te görevli İmam-Hatip Ahmet GÜNDÜZ’e.

Adıyaman  Ensar Vakfı, Yüzakı Derneği’nden  Mehmet ALTINDAL, Osman KAYA, Mustafa Güleç ve  Hasan KARABİBER Hocamız’a,

Enderun Eğitim Vakfı Genel Merkezi eğitimcilerince 20-23 Nisan tarihleri arası düzenlenen Güneydoğu Anadolu gezisinde,  bizlere gösterdikleri yakın alaka, samimiyet, kardeşlik ve ikramları için teşekkürü ve dualarımızı bir borç biliriz.

Mustafa Aydoğdu 

ENDERUN EĞİTİM VAKFI GENEL BAŞKANI

NEVŞEHİR

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2012

Sayı: 287

İlkadım Arşiv