Nisan 2016 Doç. Dr. Rüştü YEŞİL A- A+
A- A+

Eğitimde İçerik Sorunu ‘İrade Eğitimi’

İrade edebilen bir varlık olması nedeniyle insan, diğer varlıklar içerisinde özel ve önem verilen bir varlık grubudur. İrade sahibi olması, aşağıların aşağısı ile en üstün olma arasında var olan skalanın farklı yerlerinde bulunabilmektedir. Başka bir ifade ile şeytan ile melek gibi iki ayrı varlık sınıfının arasında bir mekân edinebilmektedir.

Kavram olarak irade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birini kendi isteğiyle seçmesidir. Yüce Allah, Kur’an’da insanın irade sahibi bir varlık olduğundan söz etmektedir. Söz gelimi “Ey peygamber! De ki: Rabbinizden hak ve hidayet gelmiştir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin!” (Kehf, 29) ayeti bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Temelde iki tür irade bulunmaktadır. Bunlardan biri “külli irade” diğeri ise “cüz’i irade” olarak adlandırılmaktadır. Külli irade, Allah’ın mutlak iradesi demektir. Allah dilediğini, dilediği zaman, dilediği şekilde yapar. O, bir şeyin olmasını istediğinde kendisine engel olacak hiçbir güç yoktur. “Bir şeyin olmasını dilediği zaman ona “ol” der, o da hemen oluverir.” (Yasin, 82) Cüz’i irade ise, Allah’ın kula verdiği, seçme yeteneği ve özelliğidir. Yine Kehf suresi 29. ayet buna örnektir.

İrade sahibi olmak insana, bir taraftan ayrıcalık kazandırmakta diğer taraftan da onu bir takım yükümlülükler altına sokmaktadır. Eğer Allah insana irade özgürlüğü vermemiş olmasaydı kullarını yaptıklarından sorumlu kılmazdı. İrade ederek tercihte bulunabilen insanoğlu, bu tercihlerinden dolayı hem Hak hem de halk nazarında sorumlu durumdadır. Buna göre insanın, hem dünyasını hem de ahiretini biçimlendiren özelliğinin sorumluluk sahibi olmasının olduğu söylenebilir. İrade sahibi olmak, dünya hayatının imtihan dünyası olarak adlandırılmasının da temel nedenidir.

İnsanın sahibi olduğu irade (cüz’i irade), biçim ya da şekil alan, değişebilen, eğitilebilen ya da kontrol edilebilen irade türüdür. Bu nedenle insana irade etme yeterliğinin kazandırılması, geliştirilmesi ya da doğru temellere oturtulabilmesi bir eğitim sorunudur. Genel olarak bu sürece irade eğitimi denilebilir.

İrade kullanımı seçim yapabilmekten ibarettir. Bu seçimlerdeki ölçütlerin seçilmesi, tercihlerin Kur’an ve sünnete uygun olması, tercih sonunda kararlı davranılması gibi durumlar, insana eğitim yoluyla kazandırılıp geliştirilebilecek özelliklerdir.

Burada özellikle üç etken konusunda insanın eğitilmesi öne çıkmaktadır. Bunlar;
1.   Uygun ölçütleri belirleme.
2.   Uygun ölçütleri benimseme.
3.   Yapılan tercihte kararlı olma, sebatkâr davranma.

Üç etken üzerinde biraz düşünüldüğünde bilgi ve duyguların egemen olduğu dikkati çekmektedir. Başka bir ifade ile irade eğitimi, zihin ve duygu eğitimi ile yakından ilişkilidir. İrade sahibi insanın iradesini biçimlendiren iki etken, bilgi ve duygudur.

İrade açısından bilgi ya da zihin, tercihte bulunacak insanın alternatiflerini bilmesi, her bir alternatifin getiri ve götürülerinin farkında olması konusunda belirleyicidir. İradesi ile tercihi yapılacak her bir seçeneğin sağlayacağı yararlar, uygulanabilirliği, uygunluğu gibi konularda bir değerlendirmede bulunmak gerekmektedir. Doğru bir değerlendirme yapmak, elbette doğru bilgilere dayanarak yapmakla mümkündür.

Şüphesiz en doğru bilgi, ilahi temelli olan bilgidir. Bu çerçevede doğru tercihler yapabilmek için gerekli olacak temel bilgiler ve bu bilgilerin değerlendirmede kullanılması için gereken ölçütler, Kur’an ve Sünnet temelli olması durumunda irade doğru olana yönelecektir. Buna göre irade eğitiminin birinci boyutu için, insana doğru bir ölçütler silsilesi kazandırmaya odaklanması ile ilgili olduğu söylenebilir. Buna göre irade eğitimcisinin eğitim içeriklerinin ilk bileşeni, insana doğru ölçütler listesini öğretebilmesidir.

Ancak bilindiği üzere bilmek, ona uygun davranmak için her zaman yeterli olmayacaktır. Bilmenin ötesinde bilineni benimsemek, ona inanmak ya da doğruluğunu kabul etmek de önemlidir. Bu ise irade eğitiminin ikinci boyutu olan duygu eğitimi ile ilgilidir. Tercih işleminde kullanılacak ölçütlerin doğru ve gerekli olduğuna inanmak gerekir, çünkü bu inancın gücü sonuç üzerinde çok önemlidir. İnsan, kullanacağı ölçütün doğru olduğuna ne kadar inanmış ise tercihi de ona göre şekillenecektir. Buna göre eğitimcinin, ölçüt listesini insanların beynine yazarken bir taraftan da onları bu ölçütlerin ne kadar doğru ve gerekli olduğuna inandırmaya, ikna etmeye çabalaması gerekmektedir.

Son ve belki de öncekilere bağlı olmakla birlikte en önemli olan ise, yapılan tercihlerde, irade edilen (istenen, tercih edilen) seçenekler üzerinde sebatkâr ve kararlı olunmasıdır. Bu ise hem bilgi ve duygunun doğru ve sağlıklı olmasına bağlı, hem zihnen ve kalben ikna olunmasına, hem de tecrübe edilip beceri edinilmesine bağlıdır. Buna göre eğitimcilerin, irade eğitimi çerçevesinde insanı, zaman zaman tercihlerde bulunmaya yöneltmesi, sonuçları üzerinde muhakeme ve mukayese yapılması için fırsatlar oluşturması, bir nevi imtihan etmesi ve sonuçlarını bizzat görmesine ve yaşamasına müsaade etmesi önerilebilir.

Selam ve dua ile…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2016

Sayı: 333

İlkadım Arşiv