Ağustos 2017 Doç. Dr. Rüştü YEŞİL A- A+
A- A+

Eğitimde İçerik Sorunu “Zihinsel Beceri Eğitimi Çerçevesinde Sosyal Beceri Eğitimi” Grupla Çalışma Becerisi Eğitimi

İnsan bireysel olarak dünyaya gelip grup içinde yaşamak yoluyla toplumsallaşan ve daha sonra da çoğunlukla toplumsal bir tören içerisinde bireysel olarak bu yaşama veda eden bir varlıktır. Başka bir ifade ile bireysel olarak dünyaya gelir, toplumsal olarak yaşar, yine bireysel olarak bu yaşama veda eder.

Dünyaya ilk geldiğinde insanı karakterize eden iki temel özelliği, bencilliğinin baskın olması ve varlığını bireysel olarak sürdürebilmesinin imkân dışı olması şeklinde özetlenebilir. Bencil ve ben merkezli bir psikolojiye sahip olması ile toplumsal bir varlık haline gelerek yaşama zorunluluğu bir çelişki gibi gözükse de biri diğerini tetikleyen iki psikolojik hali ifade etmektedir. Bu yönüyle toplumsallaşmak, doğum sonrasında gerçekleşen/gerçekleşmesi zorunlu olan bir süreci ifade etmektedir.

Bireyin toplumsallaşma sürecini başarıyla sonuçlandırabilmesinin, doğru ve uygun bir eğitimle gerçekleşebileceği belirtilmelidir. Başka bir ifade ile toplumsallaşma, bireyin doğması ile başlayıp dünyadan ayrılmasına kadar devam eden bir eğitim sürecidir. Toplumsallaşmışlık, toplumsal yaşam becerilerine sahipliği ifade etmektedir. Bu yönüyle sosyal beceri eğitimi anlayışına uygun bir şekilde biçimlenmesi gerekmektedir.

Toplumsallığın en yoğun şekilde gözlendiği sosyal becerilerin başında grupla çalışma/yaşama becerisinin geldiği söylenebilir. Grup, belirli bir amaç için bir araya gelmiş kurallı birlikteliği ifade etmektedir. İnsan yaşamı boyunca, aynı anda birden fazla grubun üyesidir. İnsanın içinde yer aldığı grupların bir kısmı (aile, hemşeri, millet vb.) süreklilik arz ederken bir kısmı da geçici ve iş odaklıdır. Evde, mahallede, okulda, işyerinde insanlar çoğu zaman bir grup içerisinde yer almak ve belirli işleri başkaları ile birlikte yürütmek zorundadırlar.

Bireyin yaşam kalitesi ve başarısı, grup içerisinde hareket edebilme ve grupla çalışabilme becerisine sahipliği ile doğrudan ve sıkı bir ilişki içerisindedir. Çünkü insan akıllı, yetenekli, güçlü ama aynı zamanda birçok zafiyeti ve acziyeti olan bir varlıktır. Bu zafiyet ve acziyeti; akıl, yetenek, beden ve duyguları açısından sınırlı bir varlık olmasından kaynaklanmaktadır.

Bununla birlikte, bu zafiyet ve acziyetin önemli bir kısmını, diğer insanlarla birlikte hareket edebildiği ve çalışabildiği zaman aşabilmekte, varlığını daha konforlu, rahat ve güvenle sürdürebilmektedir. Bu gibi nedenlerle insanoğlunun, hem toplumsallaşma hem de varlığını sağlıklı, güvenli ve konforlu sürdürebilmesi için grupla yaşama/çalışma becerilerini kazanması hayati derecede önemli bir gereklilik niteliği taşımaktadır.

Burada üzerinde durulması gereken sorun, hayati derecede önemli olan bu becerinin nasıl kazanacağı/öğreneceği ya da kazandırılacağı/öğretileceği sorunudur. Bu soruna öncelikle birkaç açıdan bakılarak tespit ve önerilerde bulunulması yararlı olacaktır. Buna göre grupla yaşama/çalışmanın;

  • doğal ve insani bir gereklilik olduğu,
  • toplumsal bir beceri olduğu,
  • beceri öğrenme/öğretme mantığına uygun olarak öğrenilip öğretileceği,
  • yaşam esnasında öğrenilmesi/öğretilmesi gerektiği,
  • gözlem ve yaparak öğrenilebileceği,
  • iyi model uygulamalarının yararlarını, kötü model uygulamalarının zararlarını gözlemlemesi gerektiği,
  • grup içerisinde farklı roller alarak grupla yaşamayı hem hissetmesi hem yaşaması gerektiği,
  • bir kılavuz eşliğinde öğrenmenin önemli kolaylıklar ve başarıları beraberinde getireceği

tespit ve önerileri örnek olarak verilebilir.

İnsanoğlu, doğduğu andan itibaren, farklı rol ve görevleri içerisinde barındıran bir aile içerisinde yaşama ilk adımlarını atması, grupla yaşama ve çalışmayı öğrenmesi açısından önemli bir avantajdır. Ancak ailede anne, baba, kardeş ve diğer bireyler arasındaki rol ve görev dağılımının yerinde ve doğru olarak yapılandırılmış olmasının, önemli bir gereklilik olduğu belirtilmelidir. Aile içindeki bireylerin rol ve görevlerinin dağılımının birbirini tamamladığı; birçok iş ve başarının (hedeflere ulaşmanın) bu uygun rol ve görev dağılımı ile sağlanabildiğini görmesi, hissetmesi ve yaşaması gerekmektedir.

Bir sofra hazırlanırken yiyeceklerin babası tarafından temin edildiğini, annesi tarafından hazırlandığını, ağabey ve ablaların işin tamamlanmasında sundukları katkıların farkına varılması, bunları gözleyen çocuklar açısından grupla yaşama/çalışmanın, yaşamı idame ettirmek açısından ne kadar önemli olduğunu fark etmesini kolaylaştıracak ve bu görev dağılımını gözleyerek ve hissederek öğrenmesine önemli katkılar sunacaktır.

Hemen ardı sıra, eve gelen ekmeğin fırından/fırıncıdan, sebze ve meyvenin çiftçiden geldiğini; hastalandığında doktorun, bir yere gitmek istediğinde taksici ya da otobüsçünün katkısına ihtiyaç duyduğunu fark edecek ve toplum olarak birlikte yaşamak yoluyla yaşamın daha kaliteli, konforlu, kolay, sağlıklı vb. olacağını fark edebilecektir. Hemen ardından kendisinin de bu bütünün bir parçası olduğunu/olması gerektiğini öğrenecektir.

Arkadaşları arasına girip birlikte oyunlar oynamak, verilen bir takım iş ve görevleri yerine getirmek, aile içerisinde algıladığı grup içinde olma, birlikte iş yapma, işbirliği yapma gibi öğrenmeleri desteklenecek, çeşitlenecek ve bir süre sonra yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelecektir.

Okulda, cadde ve sokakta, ileriki yaşlarda işyerlerinde bu birlikte hareket etme ve ortak işler yapabilme konusunda yeni bilgi, duygu ve beceriler kazanarak grupla çalışma becerisini farklı ortamlarda, farklı amaçlarla kullanabilir/uygulayabilir hale gelecektir.

Elbette tüm bu süreçler, her zaman için bu kadar sağlıklı olarak ilerlemez. Zaman zaman grupla çalıştığında insanlar, kimi zaman yanlış görev ve rol dağılımlarından, kimi zaman bireysel yetersizliklerden ya da işlerin zorluğundan dolayı kötü izlenimler de edinip grupla çalışma hakkında olumsuz algılara da sahip olunabileceği belirtilmelidir. Ancak, grupla çalışmadan/yaşamadan kaçmak hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, grupla yaşama/çalışma becerisi, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde öğrenilmeye/öğretilmeye devam edilmelidir.

Öğretici pozisyonunda olan kişilerin (anne-baba, öğretmen, vb.), öncelikle kendilerinin grupla yaşama/çalışma becerilerine sahip olması, uygun örnekler sergileyerek çocukların doğru uygulamaları gözlemesi için fırsatlar verilmesi, yapılan yanlış ve eksikler için de gerekli düzeltme ve yönlendirme çalışmalarını yapmaları önemlidir.

Selam ve dua ile…

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ağustos 2017

Sayı: 349

İlkadım Arşiv