Nisan 2017 Doç. Dr. Rüştü YEŞİL A- A+
A- A+

Eğitimde İçerik Sorunu “Zihinsel Beceri Eğitimi Çerçevesinde Tartışma Becerisi ve Eğitimi II”

İnsanî ve insana özgü bir eylem olan tartışma, entelektüel bir beceri olması nedeniyle doğuştan gelmeyip öğrenme yoluyla kazanılabilen, geliştirilebilen bir beceri niteliği taşımaktadır. Bu nedenle tartışma, bir beceri öğrenimi/öğretimi çerçevesinde ele alınmalıdır. Daha önceki kimi yazılarımızda beceri öğrenme/öğretme ile ilgili bir kısım tespitlerde bulunulmuştu. Bunlar kısaca hatırlanacak olursa;

  • Beceriler, ancak gözlem ve deneyim yoluyla öğrenilebilir.
  • Modellerin doğru olması, becerinin de doğru yapılanmasının en temel şartıdır.
  • Beceriler, yeterince egzersiz yapmayı gerektirir.
  • Bu tekrarlar, doğru davranımların tekrarı şeklinde yapılandırılmalıdır.
  • Yanlış öğrenilmiş bir beceriyi düzeltmek, ilk öğrenmelere göre daha zordur.
  • Beceri sergilemelerinde düşülen yanlışlar, tekrarlanmasına fırsat verilmeksizin doğru geribildirimlerle anında düzeltilmelidir.

Bu kurallar, diğer beceriler gibi tartışma becerisi için de geçerlidir. Bu kurallar net olarak bilinmesine ve kitaplarda yer almasına rağmen gerek okullarda gerekse sosyal hayatın diğer alanlarında tartışmadan yeterince etkili yararlanılamadığı ya da etkili ve verimli tartışmalar yapılamadığı da bir diğer gerçek durumdur. Bu olumsuzluğun birey, toplum ve kültür kaynaklı birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenler dört ana başlıkta ele alınabilir:

1. Tartışma Bilinçsizliği: Tartışmanın önündeki önemli engellerden biri, birey ve toplumda tartışma etkinliğine ilişkin yanlış bir kanaatin var olmasıdır. Çekişme, çatışma, kavgaya varan hakaret ve saldırıların tartışma olarak adlandırılması bu yanlış anlamlandırışa örnek olarak verilebilir. Diğer taraftan “büyüklere saygı” ilkesine, “söz gümüşse sükût altındır”, “çok karıştırma altından çapanoğlu çıkar” gibi atasözü ya da vecizelere yanlış anlam yüklenilmesi de tartışma bilinçsizliğine örnek olarak verilebilir.

2. Tartışılmazlık Kültürü: Tartışmanın önündeki ikinci önemli engel, tartışmaya yüklenilen yanlış anlamın da etkisiyle oluşturulan “tartışılmazlık kültürü”dür. Toplumlar, varlıklarının teminatı olarak gördükleri bazı değerler silsilesine sahiptir ve onlardan asla taviz vermeme eğilimi içerisindedir. Bu durum toplumu değerleri, düşünceleri ve eylemleri üzerinde tartışılmazlık kültürüne götürmektedir. Bir toplumda tartışılmaz değer ve düşüncelerin sayıca çok olması, düşünsel kilitlenmişliğin, durağanlığın ve gelişime kapanmışlığın ifadesidir. Bu durum hem tartışılmaz değer ve düşüncelerin hem de bunlarla donanık toplumun zamanla çürümesine ya da en azından kendini geliştirememesine yol açar.

3. Bireysel Tutumlar: Sergilenen bireysel kaynaklı bazı yanlış tutumlar da verimli tartışmalar yapmanın önündeki engellerdendir.

  • Akla gelen her şeyin, yalnızca konuşmuş olmak için ifade edilmeye çalışılması,
  • Yalnızca karşı olma, farklı olma vb. adına birtakım saçmalıkların savunulmaya çalışılması,
  • Konu hakkında bilgisi olmayan kişilerin amacından saptırarak tartışmayı kendi bildiği alana doğru çekmeye çalışması,
  • Tartışmalara “doğru, benim bildiğimdir; senin bildiğin yanlıştır” gibi önyargılarla başlanılması,
  • İnanç ve düşüncelerde değişmezliğin bir erdem olarak kabul edilmesi, kişisel kapris ve çıkarların ön planda tutulması, doğruya ulaşmanın değil ego doyumunun temel alınması,
  • Düşünürken ya da konuşurken acele karar verilmesi, söyleneceklerin tartılmadan söylenilmesi,
  • Tartışma sürecinde genelleyici ve suçlayıcı içerikte ifadeler kullanılması,
  • Bireysel düşünceyi kabul ettirmek için karşıdaki kişileri aşağılamak, statüyü ileri sürmek,
  • Farklı fikirleri dinlemeden ve anlamadan savunmaya ya da saldırıya geçilmesi bireysel tutum kaynaklı engellere örnek olarak verilebilir.

4. Yanlış Eğitim Anlayış ve Uygulamaları: Eğitim süreçlerinde eğitimci olarak rol alan ebeveyn ve öğretmenlerin takındıkları bazı tutum ve davranışlar, okullarda uygulanması öngörülen programın içeriği ve okulun yapısı gibi etkenler de tartışmanın önündeki engellerdendir. Düşünme, eleştirme, sorgulama ve düşünceleri ifade etme gibi tutum ve davranışlara ilişkin eğitimcilerin yanlış birtakım tavırlar içerisinde olmaları, yanlış bir tartışma kültürünün bireylerce öğrenilmesine zemin hazırlamaktadır. Eğitimcilerin;

  • Eleştiriye açmaya hazır olmadığı düşünce ve inançlarının bulunması, belirli kuralları değişmez ve tartışılmaz kabul etmeleri,
  • Etkin ve verimli tartışma kültürüyle donanık olmayan bir eğitim sürecinde yetişmiş olmaları,
  • Eğitim kurumlarında belirli inanç, düşünce ya da kuralları eleştirme konusunda toplumsal ve yasal kısıtlamaların bulunması.

gibi nedenler de tartışmanın önündeki yanlış eğitim anlayış ve uygulamalar kaynaklı engellere örnek olarak verilebilir.

Tartışma gibi, birey ve toplum yaşamı açısından çok önemli yararlar sağlayabilecek tartışma etkinliğinden bireysel, sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerden yeterince faydalanılabilmesi için ilk yapılması gereken şey, tartışmanın önündeki bu engellerin kaldırılmasıdır. Ardından yapılması gereken ise doğru eğitim süreçleri ile bir beceri olarak tartışma becerisinin, kültürel bir öge olarak da etkin tartışma kültürünün bireylere ve topluma kazandırılmasıdır.

Bu süreçte öğretmenlere, ebeveyne, kanaat önderlerine, topluma rol model olan kişilere büyük görevler düşmektedir. İnsanların ilk olarak somut olanlardan ya da gördüklerinden öğrendikleri bilinmektedir. Bu durum, somut olanları, rol modellerin tutum ve davranışlarını daha önemli hale getirdiğini ifade etmektedir. Elbette okullar, aile, medya gibi eğitsel mekânlar tartışma kültürünün toplumda doğru şekilde yerleşmesinde etkin olması gereken eğitim mekânları ya da araçları konumunda olduğu da belirtilmelidir.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Nisan 2017

Sayı: 345

İlkadım Arşiv