Aralık 2015 Ahmet ALBAYRAK A- A+
A- A+

Dünya Engelliliği mi? Ahiret Engelliliği mi?

Değerli kardeşlerim Allah Teâla insanları bu dünyaya imtihan için göndermiştir. Her insanın yaradılışı farklı olduğu gibi imtihanı da farklı farklıdır. Bizlere bahşedilen her nimetin değerini bilir ve gerektiği gibi şükredebilirsek karşılığını Rabbimiz elbette vereceği gibi, şükrünü gereği gibi eda edemediğimiz nimetlerin de hesabını soracaktır. Konumuzla alakalı olarak ise engelli olan kardeşlerimiz de verilen külfete isyan ederse karşılığında cezalandırılacağı gibi, eğer sabredip, şükredebilirse bunun da kat kat ödüllendirileceğini asla unutmamalıdır.

Engelliliğin tarifini yapacak olursak: İnsanın zihin, ruh ve bedeninde meydana gelen hastalık nedeniyle hayatını devam ettirmede, genel ihtiyaçlarını karşılamada ve içerisinde bulunduğu topluma uyum sağlamada yaşadığı zorluklardır.

Kur’an-ı Kerim’de “Kör olana zorluk yoktur, sakat olana zorluk yoktur. …” (Nur, 61) buyrularak genel anlamda kişilere kaldıramayacağı yüklerin yüklenmeyeceği, özel anlamda ise engelli kardeşlerimizin de engel durumlarına göre zorluk çekecekleri şeylerden sorumlu olmayacakları belirtilmektedir. Bu konuyu biraz açıp örneklendirecek olursak; hayatımızın her anında, her safhasında imtihandayız. Dini konularda olduğu gibi sosyal konular, aile konuları ve ferdi konularda da imtihandayız.

Engelli kardeşlerimizin imtihanları tabi ki daha zor ve çetin olmaktadır. Dünya işleriyle ilgili yapacakları her işte, atacakları her adımda birçok zorluklarla karşılaşmaktalar ve hatta çoğu işlerini yürütebilmek için birilerinin desteğine ihtiyaç duymaktadırlar. İşte burada engelli sabırla-isyan arasında tercih yapma durumuna gelmektedir. Bu durumda her engelli kardeşimin Hasbünallah (Allah bize yeter) diyerekten sabır gösterip Rabbimizin rızasını kazanması gerekmektedir.

Toplum ve aile içinde, aile fertlerinden biri ya da toplumda bazı insanlar tarafından engeli hatırlatıldığında veya engelinden dolayı dışlandığında gene aynı tepkiyi göstererek Hasbünallah (Allah bize yeter) deyip sabretmelidir.

İbadetler konusuna gelince de çok yerlerde engelli kardeşlerim zorluklarla karşılaşmakta en küçüğünden en büyüğüne bazı ibadetleri ya gereği gibi ifa edememekte ya da ibadetlere ulaşım yollarında çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Burada da itikadı ve inancı sağlam olan engelli kardeşim aynı tavrı gösterip sabırla, azimle Hasbünallah (Allah bize yeter) demelidir.

Engelli kardeşlerime teselli ve moral vermek, onları sabra teşvik etmek için şu iki hadisi zikretmeden geçemeyeceğim: Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle tavsiye etti: “Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mü’mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş fark etmez.” (Müslim, Birr: 52)

Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor: “Rasulullah aleyhisselam buyurdular ki: “Allah Teâlâ hazretleri şöyle buyurmuştur: “Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükâfat vermeye razı olmam.” Derim ki: “Bu hadisi Buhari de tahric etti. Ondaki ibare şöyle: “Hz. Enes radiyallahu anh anlatıyor: “Rasulullah aleyhisselam’ın şöyle söylediğini işittim: “Allah Teâlâ hazretleri buyurdu ki: “Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem, o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm.” Buradaki “iki sevdiği” ile gözlerini kastediyor.” Doğruyu Allah bilir.” (Tirmizî, Zühd 58; Buharî, Marzâ 7)

Engelli kardeşlerimin fiziksel, maddi manevi tüm engellerini daha iyi ve daha kolay bir şekilde aşması için toplumdan uzak, içine kapanık değil; aksine toplumla daha çok iç içe olması gerekir. Burada topluma da çok görevler düşmektedir. İyi ve anlayışla yapılan bir yaklaşım engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırır, kolaylaştırmasa bile en azından engelli kardeşlerimize moral olur. Bunun tam tersi bir yaklaşımı da düşünecek olursak; zaten hassas yapıda olan engelli kardeşlerimize en ufak bir olumsuz tavır ve yaklaşım da bir anda onların dünyasında tamiri mümkün olmayan yaralar açabilir.

“Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim de zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.” (Zilzal, 7-8) ayeti kerimeleri ve Ebu Hüreyre radiyallahu anh’dan rivayetle Peygamber Efendimiz aleyhisselam’ın “Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adil olman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.” (Buhari, Cihad 72) hadisi doğrultusunda hareket ederek elimizden geldikçe engellilerimizi üzmemeye, incitmemeye, onların o hassas dünyalarına zarar vermemeye, aksine onların hayatlarını kolaylaştırıp onların mutlu olması için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye çalışmalıyız.

Engelli kardeşlerimin imtihanını kısaca bu şekilde özetledikten sonra şunu demek istiyorum; Ey engelli ve de her an engelli olmaya aday kardeşlerim!
“Biz gerçekten insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn, 4); “Allah katında en üstün olanınız en muttaki olanınızdır.” (Hucurat, 13) ayetine muhatap olmak mı? Yoksa “Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (Hakka) dönmezler.” (Bakara, 18); “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak hasrederiz.” (Taha, 124) ayetine muhatap olmak mı? Kısaca: DÜNYA ENGELLİLİĞİ Mİ? AHİRET ENGELLİLİĞİ Mİ?

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Aralık 2015

Sayı: 329

İlkadım Arşiv