Ocak 2012 Ahmet ENES A- A+
A- A+

Çocuklarımıza Namaz Eğitimi

Rabbimize bizi en çok sevdiren şey nedir? Allah Teâlâ’nın imandan sonra en fazla önem verdiği eylem nedir? Yaratıcımız ile nasıl iletişim kurarız? Hangi kutlu zaman dilimlerinde ona daha yakınız? Allah’a ilk arz edilen amelimiz hangisidir? Semavi bütün dinlerde olan, şükrün ve zikrin her türlüsünü kendisinde toplayan ibadet hangisidir? Rasulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hayatının ayrılmaz bir parçası olan, uhrevi ve dünyevi çok yönlü faydaları olan ibadetimiz NAMAZ’ımızdır. İman şehrinin sınırlarına girdikten sonra adeta bütün yollar ona çıkıyor. Rabbimiz başka varlıklara değil, sadece kendisine kul olduğumuzu devamlı hatırlamamız ve kulluk sözleşmemizin bir gereği olarak bize beş vakit namazı emrediyor.

Hud Suresi 114.ayette mealen şöyle buyruluyor; “Gündüzün iki ucunda(sabah, öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin gündüze yakın zamanlarında (akşam ve yatsı vakitlerinde) namazı dosdoğru kıl, doğrusu iyilikler kötülükleri giderir bu iyi düşünenlere bir öğüttür.’’Ayetiyle ve daha pek çok ayetle beş vakit namaz kılmak kadın erkek her Müslüman’a farz kılınırken; “Ailene namazı emret ve sen de ona sabırla devam et’’(Taha-132) ayetiyle de sorumluluğunu taşıdığımız aile fertlerine namazı emretmemiz istenerek olaya farklı bir boyut kazandırılıyor. Bir Müslüman için çok önemli olan bu ibadet, ahiret sermayemiz olan çocuklarımız için de son derece önem taşımaktadır. 

Çocuklarımız! Onlara namazı nasıl emredelim? Namazı onlara nasıl sevdirelim? Kaç yaşında namaz kılmalarını isteyelim? Bunu hangi yol ve yöntemleri kullanarak yapalım? Onların abdestli, namazlı, bilinçli bir Müslüman olması için yapılması gerekenler nelerdir? Bütün bu ve benzeri soruları Peygamber Efendimizin örnek uygulamalarını göz önünde bulundurarak, günümüz çocuklarının ilgi ve ihtiyaçlarını düşünerek cevaplamaya çalışalım.

Çocuklarımız tarafından olaya baktığımızda (kolaylaştırırsak) İslam’ın özündeki beş temel ibadetten hac ve zekâttan zaten sorumlu değiller. Orucu büyük bir çoğunluğu severek tutuyor. Kelime-i Şahadeti söylemek zaten çocuk oyuncağı. Öyleyse geriye bir namaz kalıyor. Bir de namaza devam edebilseler! Bu işi çözmüş olmazlar mı? Bu namaz onları kötülüklerden de alıkoyacağına göre al sana dört başı mamur bir Müslüman.

En küçük bir dünyalık için, çocuğumuzun okul başarısı için, ya da sağlığı için gösterdiğimiz gayretin çok daha azını sonsuz ahiret hayatı için neden gösteremiyoruz? Namazsız Müslümanlık olur mu? Evet, ’’Namaz kılmayanın imanı yoktur, diyemeyiz.’’ama namazsız, duasız, ibadetsiz kalplerdeki iman ateşi ne kadar daha yanar bilemiyorum. Bu gözle bakılınca namazsızlık en kötü hastalıktan daha kötüdür. Hastalık en fazla şu dünya hayatını sonlandırır. Fakat diğeri, Allah korusun, ebediyen hüsrana uğramak anlamına geliyor. Eğer çevremizden, ailemizden ve çocuklarımızdan sorumluysak onlardaki namazsızlık hastalığının doktoru biz olmak zorundayız.

Çocukların namaz ve ibadet eğitiminde şu sıralama çok önemlidir.

1.Bilgilendirme

2.Sevdirme-İnandırma

3.Bilinçlendirme

4.Uygulama

Bu sıralamaya dikkat edelim! Yıllardır karşılaştığımız yanlış bir uygulama var. Yavrularımıza namaz nasıl kılınır anlatıp ‘’Hadi bakalım yap.’’diyoruz. Sevdirme(sezdirme, inandırma) ve bilinçlendirme basamaklarını atladığımız için bu eğitimler kalıcı olmuyor. Küçük yaştaki çocuklarımızın namaz eğitimindeki temel amaç; onların nizamî beş vakit namaz kılmaları değil namazı sevmeleri ve gerekliliğine inanmalarıdır.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin“Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmayı emredin.” hadisinden yola çıkarak namaz eğitimini üç aşmada inceleyebiliriz.

a)Okul öncesi çağ  (0-7 yaş)

b)Temyiz çağı  (7-10 yaş)

c)Son çocukluk ve ergenlik çağı (10 yaş ve üzeri)

“Çok küçük yaşlarda da namaz eğitimi olur mu?”demeyin. Çocuk yedi yaşına gelmeden bir takım ön hazırlıklar tamamlanmalı. Çocuktaki hazır bulunuşluluk düzeyi arttırılmalı ki temyiz çağına (İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma zamanı) geldiğinde “Bu da ne?” demesin. Biz de namaza dair hiçbir hazırlık yapmadan “Çocuğum yedi yaşına geldi hadi bakalım namaza ‘’dersek bu tabi ki olmayacaktır. En başından alırsak salih ya da saliha bir eş tercihine kadar bu eğitimi götürebiliriz. Anne karnında maruz kaldığı etmenlerden tutun da yiyip içtiğinin helal lokma olmasına varıncaya kadar İslami hayat tarzını benimsemek bir temel atmak bakımından çok önemlidir. Bundan sonra da zaten fıtrat üzere doğan yani inanmaya ve ibadete meyilli olarak dünyaya gelen çocuğumuzu uygun bir şekilde yönlendirmek, bilinçlendirmek gerekiyor. Aslında bu eğitimi onlara verirken çocuklarımızın fıtrattan getirdiği duygulara hitap ediyor olmamız hem bizi hem işimizi rahatlatıyor.

Küçük yaşlarda namazda iken önümüzden geçen, bize tutunarak oyun oynayan, sırtımıza binen çocuklar azarlanmamalı bunlar hoşgörü ile karşılanmalıdır. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin torunları böyle yaptığında tavrının ne olduğunu biliyoruz. Onlara hoşgörü ile yaklaştığı gibi, namaz kılarken sırtına çıkan çocuk düşmesin diye secdesini uzattığı bile olmuştur. Çocuklar küçük yaşlarda her halimizi gözlemler ve taklit ederler. Her anımızın fotoğrafını çeken iki tane varlık vardır. Birincisi melekler, ikincisi melek gibi çocuklarımız. Her ikisine de güzel pozlar vermek lazım. Namazlı, dualı, ibadetli, sadakalı, hoşgörü dolu pozlar.

Yavruların namaz eğitiminde yedi yaş bir milattır. Bu yaştaki çocukların artık büyük kabul edildiği, tabiri caizse adam yerine konmaya başlandığı yaştır. Eğer öyle olmasaydı çok ciddi bir iş olan huzuru ilahiye çıkma izni ve şerefi verilir miydi? Okula başlama yaşının da yedi olması bir tesadüf değildir. Çocukların hem zihni hem de bedensel olarak öğrenmeye ve sorumluluk almaya hazır olduklarının kanıtıdır. 7-10 yaş arası namazı çocuklara mutlaka sevdirmeliyiz. Erkek çocuklarına takkeler, kız çocuklarına başörtülerle, cicili bicili tesbihlerle (dijital de olabilir) yeri geldikçe hediyeler vererek onların gönüllerini fethetmeliyiz. Namaz kılan arkadaşlarını kıyaslama yapmadan örnek gösterebiliriz. Daha bulabileceğimiz birçok yol ve yöntemlerle onları bu dönemde namaza alıştırmalıyız. Yoksa daha sonra çok zorlanır ve pişman oluruz. Çünkü bu konuda gelişim ve öğrenme psikolojisinde ‘’KRİTİK DÖNEM’’ diye adlandırılan bizim Efendimizin uygulamalarından çıkardığımız ‘’NEBEVÎ MEVSİM’’geçirilmemelidir. Çocuğun öğrenmeye ya da bu konuda gelişim sağlamaya eğilimli olduğu belli bir zaman dilimi vardır. Bu dönemde çocuk o konuya daha duyarlıdır ve daha çabuk öğrenir. Çünkü alıcıları sonuna kadar açıktır. Namaz konusunda bu dönem 7-10 yaşları arası denilebilir. Bu dönem iyi değerlendirilebilirse belki de “Yavrum hadi namaz kıl’’ demeye bile gerek kalmadan kendiliğinden namazını kılar. Çünkü namazı biliyor, gerekliliğine inanıyor ve namazı seviyor. Bu konuda iyi örnekler de yok değil. Tanıdığım, daha altı yaşında, bir erkek çocuğu çok sıkıntılı bir edayla bana diyor ki; “Of ya gelecek yıl yedi yaşıma gireceğim ama daha doru dürüst namaz kılmayı bilmiyorum. Namaz kılmayı hemen öğrenmeliyim.’’ diyor. Demek ki bu yavrunun ilk yılları boş geçirilmemiş namaz ona iyiden iyiye işlenmiş ve sezdirilmiş.

Namaz konusunda çok aşırıya gitmeden, çocukları fazla sıkboğaz etmeden ama namazı hep gündemimizde tutarak, günümüzü namaza göre planlayıp onlara doğru modeller sergileyebilmeliyiz. Yerine ve zamanına göre övgü, destek, ödül ne varsa kullanarak. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve din büyüklerinin hayatından örnekler sunarak, bol resimli renkli hikâye, masal ve boyama kitapları alarak, onlara namazla ilgili film ve çizgi filmler izleterek bulunabilirse namazla ilgili bilgisayar oyunları oynatarak namazı onların gündemine taşıyabiliriz. Ailece cemaat halinde namaz kılmak, camileri ve kutsal yerleri gezdirmek, eğer mümkünse çocuklarımızla bir umre ziyareti yapmak, uygun bir zamanını kollayarak onlara namazın dünya ve ahiret faydalarını anlatmak, mümkünse onlara namazlı bir çevre sağlamak, okumayı öğrendiklerinde onlardan bize bu konuda yazılmış kitap okumalarını istemek (denenmiş iyi bir yöntem) vb yöntemlerle onlara namazı benimseterek sevdirebiliriz. Bütün bunları yaparken onlara Allah’ı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi ve kendimizi sevdirmeyi ihmal etmeyelim. Çocuklar sevmediği bir anne babanın dinine tabi olmazlar. Öğretim kafaya, eğitim ise kalbe hitap eder. Bu bakımdan çocuklarımızı eğitirken onların kalplerine Allah, Peygamber, vatan, anne-baba sevgisini yerleştirmeliyiz.

Hangi konuda olursa olsun DUA etmeyi ihmal etmeyelim.”Duanız ve ibadetleriniz olamasa Rabbim size niye değer versin.’’(Furkan-77)buyruluyor. Eğitimin her aşamasında da gücümüzün yettiği kadarını yapıp beraberinde yardımı Allah’dan dileyelim. Yavrularımızı Anne-Baba duasından mahrum bırakmayalım “Üç duaya şüphesiz icabet edilir; mazlumun duası, yolcunun duası, anne-babanın duası. ‘’(Hadis-i Şerif)

Rabbim bizi, annemizi babamızı, çocuklarımızı, kardeşlerimizi ve bütün müminleri namazı seven, namazı özleyen, namaz sevdalısı kullarından eyle… ÂMİN

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Ocak 2012

Sayı: 282

İlkadım Arşiv