CİHAD DERSLERİ-Zekat İslam’ın Köprüsüdür
Haziran 2019 Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN A- A+
A- A+

CİHAD DERSLERİ-Zekat İslam’ın Köprüsüdür

Herkesin bildiği gibi İslâm’ın şartlarından biri de zekâttır. Zekât, temizlemek ve artırmak mânâlarına gelir. Yüce Allah’ın emri gereği zengin Müslümanların, mallarından belli ölçüler dâhilinde yoksullara vermelerinden ibâret olan bu ibâdet, verenin malını hem temizler hem de artırır.

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de sekiz yerde “Namazı dosdoğru kılınız ve zekâtınızı veriniz.” diye emir buyurmaktadır. Yüce Allah, emrine itaat ederek zekâtını güzelce veren kullarının nefislerini bencillik, cimrilik, mal ve dünya sevgisi gibi mezmûm sıfatlardan temizleyerek onları güzel ahlâk sahibi kullarının içine katar. Bununla birlikte, mallarını da temizler ve artırır. Bu gerçeği Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade eder:

“Onların mallarından sadaka al, bununla onları (günahlardan) temizler ve arındırıp yüceltirsin…”(Kur’ân-ı Kerîm, et-Tevbe sûresi, 9/103)

“Siz hayır yolunda ne harcarsanız, Allah onun yerine daha iyisini verir.” ( Kur’ân-ı Kerîm, Sebe’ sûresi, 34/39)

Birinci âyette geçen “sadaka” kelimesi, burada zekât mânâsındadır. Âyet ve hadislerde sık sık geçen bu kelime, yerine göre bağış, yerine göre de zekât manasına gelir. Zekât, sahibinin imânındaki sadakat ve olgunluğa işaret ettiği için ona “sadaka” da denilir.

Zekâtın pek çok ferdî faydalarının yanında toplum nizâmı açısından da çok önemli faydaları vardır. Zekât, farklı seviyelerdeki insanlar arasında kurulan ve cemiyeti bütünleştiren bir köprüdür. Zenginlerle yoksullar arasındaki mesafeyi aza indirir. Yoksulların sayısını azaltarak, bu sebeple meydana gelebilecek birçok tatsız olayın önüne geçer. Yoksulların gönüllerinde zenginlere karşı doğabilecek haset, kıskançlık ve kin duygularını söndürür. İnsanları sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarıyla kaynaştırıp bir araya getirir. Zekât sayesinde toplum birbiriyle iyice kenetlenir, bir güç olur. Bu gerçeği sevgili Peygamberimiz şöyle ifade eder: “Zekât, İslâm’ın köprüsüdür.” (Beyhakî, Şuab, III, 20; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, III, 62)

Bu hadisi-i şerif, zekâtın zenginler ile yoksullar arasında bir köprü olduğunu ifade ettiği gibi, cennet ile cehennem arasında köprü olduğunu da ifade eder. Çünkü hadisin bir başka rivâyet şekli de şöyledir. “Zekât, cehennem ile cennet arasında bir köprüdür. Kim zekâtını öderse köprüyü geçerek cennete ulaşır.” (Abdurrezzak, Musannef, IV,108)

Evet, zekât gerçekten bir köprüdür. Bizi, dünyanın en uzak yerindeki yoksul ve yetim Müslümanlara ulaştıran; Allah rızası için cihâd eden mücâhitlerle bizi buluşturan bir köprüdür. Biz, zekâtlarımızı İslâm dünyasının yetimlerine ulaştırdığımızda sanki onları bağrımıza basmış ve koklamış gibi manevî bir zevk alıyoruz. Lütfen bu köprüyü yıkmayalım; iyice tahkim edelim, kuvvetlendirelim.

Zekât, sahibini ya doğrudan cennete ulaştıran bir köprü veya cehenneme düşmüş olanı oradan cennete kavuşturan bir köprüdür. Çağımızın Müslümanları zekâtı önemsemiyorlar ama yanlış ediyorlar, kendi malları ve kendi elleri ile kendi kuyularını kazıyorlar. Çünkü zekâtını vermeyenlerin âkıbetlerinin kötü olacağını hem Rabbimiz hem de Peygamberimiz haber veriyor.

Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur: “Yüce Allah bir kimseye mal verir, o da malının zekâtını vermezse, bu mal kıyâmet günü zehirli büyük bir yılan halinde karşısına çıkarılır. Yanaklarının üzerinde (gazap ve zehrinin şiddetini gösteren) iki siyah nokta vardır. O gün bu azgın yılan, mal sahibinin boynuna dolanıp ağzıyla adamın iki yanağından şiddetle ısırır ve: “Ben, senin (dünyada çok sevdiğin) malınım, ben senin biriktirdiğin hazinenim.” der.

Hadîs-i şerîfi rivâyet eden Ebû Hureyre radıyallahu anh diyor ki: “Rasûlullah aleyhisselam sözlerine delil olarak şu âyet-i kerimeyi okudu: “Allah’ın, fazlından kendilerine verdiği nimetleri infak hususunda cimrilik edenler, sakın bunu kendileri için hayır sanmasınlar. Aksine bu onlar için şerdir, kötülüktür. Cimrilik ettikleri şeyler kıyâmet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/180) (Buhârî, Zekât 3)

Zekât vermeyen zengin Müslümanların cehennem azabı hakkında Yüce Allah şöyle buyurur: “Altın ve gümüş biriktirip de onları Allah yolunda infak etmeyenler yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele! (O paralar) Cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!” (et-Tevbe sûresi, 9/34-35)

Aklı olanlar, Yüce Allah’ın kendilerine verdikleri malın zekâtını verir, hem bu dünyada hem de öbür dünyada kendilerini korurlar. Aklı olmayanlara ise söylenecek söz yoktur.

Aklı olan kardeşlerim! Ben, sizi muhatap alıyor ve size nasihat ediyorum. Yukarıya aldığım âyet ve hadis meâllerinin ışığı altında diyorum ki, geliniz hep birlikte İslâm dünyasındaki mazlumları, mağdurları, yetimleri, öksüzleri, yoksulları, darda kalmış olanları zekât, sadaka, fitre ve bağışlarımızla sevindirelim. Biz, onları bu dünyada sevindirelim ki, Yüce Allah da bizi öbür dünyada sevindirsin.

Siz, bu mazlum ve mağdurlardan biri olsanız, zengin Müslüman kardeşlerinizden yardım beklersiniz, değil mi? Onlar da haklı olarak sizden bekliyorlar. Bu kardeşlerinizi fazla bekletmeyin! Haydi, bayramdan önce onları sevindirin!

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Haziran 2019

Sayı: 371

İlkadım Arşiv