Nisan 2021 Abdulkerim TEMİZCAN A- A+
A- A+

BİLİNÇLİ AİLE DERSLERİ- İlk Görüşmede Sevgi ve Ahlaka Bakılır

Bilinçli Aile Dersleri serimizin dördüncü yazısıyla kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İlk Görüşmede Sevgi ve Ahlaka Bakılır

İster görücü usulü olsun ister bir vesile ile tanışarak olsun evlilik için olmazsa olmaz ön şart sevgidir.

Âşık olmalı mıyım?

Evleneceğiniz kişiye karşı gönlünüzde duyduğunuz bir sevgi, meyil, muhabbet ve onu düşünme hissi 'evet' demeniz için yeterli bir sebeptir. Bu sevginin miktarı kişiden kişiye değişebilir. Kimi aşırı sever ki buna aşk diyenler olmuştur, kimi de bir evlilik için yeterli olacak kadar sevmiştir. Dikkat edilmesi gereken husus hiçbir sevgi yoksa evlilik olmaz ama sevgide de aşırı bir beklenti içinde olmak da doğru değildir. Gönüllerin ısınması ve muhabbet oluşması yeterlidir.

Ensar’dan Hidame’nin kızı Hansa, Hz. Âişe’nin huzuruna girer ve şu şikâyette bulunur: “Babam itibarını arttırmak için beni kardeşinin oğlu ile evlendirdi. Ben ise istemiyorum.” Hazret-i Âişe, “Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelinceye kadar bekle.” diye oturtur. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşrif edince, Hz. Âişe durumu ona anlatır. Rasûlullah hemen kızın babasını çağırtır ve evlenme yetkisini kıza verir.

Bunun üzerine Hansa, Rasulullah’a (a.s.v.) şöyle der:

“Yâ Rasulallah! Ben babamın yaptığı bu nikâhı kabul ediyorum, ancak babaların, kızlarına evlilikte böyle yetkisinin olmadığını bildirmek istedim.” (Neseî, Nikâh: 36)

Bir adam Ensâr`dan bir kadınla evlenmek istedi de Rasûlüllah ona: "Onu gör, çünkü Ensâr`ın gözlerinde bir şey (küçüklük ya da çakırlık) vardır." buyurdular. (Müslim, nikâh 12)

Mugîre b. Şu`be: "Bir kadına tâlip olmuştuk. Rasûlüllah, "Ona baktın mı?" diye sordu. "Hayır", dedim. "Öyleyse onu gör. Bu, aranızı bulmada etkili bir yoldur" buyurdular." diye rivayet etti. (Müsned )

Bu Hadis-i Şerif'lerden anlıyoruz ki, hiçbir kız veya erkek zorla ve baskıyla evlendirilmemeli. Görerek, isteyerek ve severek evlenmeleri gerekir.

Bundan dolayı gençlerin gönül rızası muhakkak olmalı. İki tarafın birinde sevgi olmadığı halde "bizim dernekten, bizim köylü, çok iyi bir insan, çok zengin rahat yaşarsın, çok dindar…" gibi bir yaklaşım içinde olmak ve ısrar etmek doğru değildir. Kalp de sevgi yoksa, akşam çay içerken sevgiyle muhabbet edilemeyecekse geriye kalan tüm özellikler göze görünmez olur.

Hocalar öğrencilerini, anne babalar evlatlarını, patronlar işçilerini ve hiçbir veli üzerinde söz hakkı olduğu kişiyi baskıyla ve ısrarla evlendirmeye zorlamamalıdır. Eğer bir genç "ben sevmiyorum, kalbimde hiçbir sevgi yok" diyorsa orada konu kapanmalıdır.

Anne Baba, Evladına Sevmediği Kişi Hakkında Baskı Yapmamalı:

Bazen anneler oğluna kız değil de kendine gelin bakarlar, oğlu da bulduğu kızı istemeyip başka birini sevince annesi; "annelik hakkımı helal etmem, benim dediğim kişiyle evleneceksin" diye ısrarcı olurlar ki bu doğru bir davranış değildir. Bunun tam tersi de olabilir yani kızları sevmediği halde bir damat adayıyla evlenmesini isteyenler de olabiliyor.

Elbette büyüklerin aracı olmaları, yol göstermeleri ve tecrübe paylaşmaları çok kıymetli ve değerlidir. Lakin evlilikte "sevginin" muhakkak olması gerektiğinden dolayı, büyükler gençlerin duygu ve düşüncelerine de önem vermeliler.

Sevgi Tek Başına Yeterli mi?

Evlenmek için “sevgi gerekli” dedik. Peki, sevgi tek başına yeterli mi? Tabi ki yeterli değil. Eş adayınıza bakarken kalbinizde olan sevgiden sonra onun inancına, karakterine, ahlakına ve yaşam tarzına bakılmalıdır. Eğer ahlaki problemleri varsa seviyor olsanız da terk edebilmelisiniz. Çünkü evlilik sevgiyle başlasa bile onu devam ettirecek en önemli etken saygı ve güzel ahlaktır.

Ahlakında sıkıntılar olan bir kimse kısa süre sonra kalbinizde ki sevgiyi bitirebilir. Mesela yalancı bir kimse ise onun yalanlarını örtbas etmekle ömrünüz geçer. Sadakat noktasında sıkıntısı varsa izzetiniz incinir, onurunuz zedelenir. İbadetlerini yerine getirmeyen bir kimse ise evinizde ki maddi ve manevi bereketsizliğin eksikliğini yaşarsınız.

Özellikle zina ve alkol bağımlılığı gibi kötü alışkanlığı olan kimselerden uzak durun. "Ama bana söz verdi, evlenince bırakacak" gibi sözlere aldanmayın. Size gelirken bırakması gerekiyordu, yıllardır alışagelmiş bağımlılıkların kolay bırakılamayacağını da bilmeniz gerekir.

"Ama çok seviyorum, âşık oldum" gibi savunmaya yönelik sözlerin mazeret olmadığını bilmemiz gerekir. “Bu evleneceğim kişi ilerde inşallah olacak çocuklarıma iyi bir anne olur mu?” Veya “iyi bir baba olur mu?” sorularının cevabını evlilik kararlarınıza yansıtmalısınız. Çünkü evlilik hayatınızın en önemli meselesidir.

Eş adayında kendine özel aradığın şartlar olmakla birlikte her Müslüman kimsenin muhakkak araması gereken genel kriterler vardır. İman, salih amel, dürüstlük, sadakat ve merhamet evlenilecek eş adayında aranması gereken şartların başında gelir.

Sadece aşka bakıp da kalbinin meyletmesine aldananlar evliliğin ilerleyen sürecinde bunun sıkıntılarını çekmişler ya da evlilik belirli bir süre sonra yürümez olmuştur. Sevgi kesinlikle tek başına yeterli değildir. Bunun yanında ahlakına bakmak gerekir.

Tüm bunların yanında Müslüman olmayan bir kimsenin Müslümanlığı kabul etmesi veya büyük günahlar işleyen bir kimsenin tövbe etmesi ve bunu amelleriyle ispat etmesi sonucunda o kimseyle evlenmekte mahsur olmaz. Tabi ki buna evlenecek kişi karar vermelidir.

8) Evlenecek Kişi Sabırla Hareket Etmeyi Öğrenmelidir:

Evlenecek kişi sabrı kuşanmalıdır. Çünkü hayatın hiçbir dönemi tozpembe olmadığı gibi evlilik de kolay, her şeyin istenildiği gibi gittiği ve her zaman mutlu olacağınız bir kurum değildir.

Evliliğe giden yolda ve sonrasında pürüzler, dalgalanmalar kısaca imtihanlar az ya da çok olur. Bu sarsıntılar bazen şiddetli bazen de hafif bir şekilde meydana gelir! Eğer kişi hazır ise bundan çok etkilenmez "beklenilen bir şeydi" der geçer.

Kişi “evliliği kış görmeli yaz çıkarsa ne ala” denmiş! Bunları söylememin sebebi gençlerin gözünü korkutmak ve evlilikten soğutmak değil, tam aksine sabırlı ve olgun hareket etmeleri gerektiğini hatırlamaktır. Boşanmaların çoğu ilk yıllarda meydana geliyor. Özellikle ilk üç yılı atlatan eşlerin evlilikleri daha iyi olmaya başlıyor. Ama sabırlı olmayan ve evliliği daimi bir mutluluk olarak gören kimseler en ufak bir sıkıntıya katlanma zahmetinde bulunmuyorlar maalesef.

Böyle bir durumda şu akla gelebilir, "madem evliliklerde sıkıntılar oluyor, hiç evlenmeyelim mi?"

Peki, üniversite okurken sıkıntılar oluyor diye terk mi ettik? Ya da bir iş yerinde problemler var diye hemen mesleğimizi mi bırakıyoruz? Elbette "hayır" değil mi? Hayatın kendisi mücadele ve sabırdır zaten.

Nişanlılık döneminde ve sonrasında eş adayı ya da ailesi ile bazı konularda anlaşmazlık vs. olabilir. Bunlara hazırlıklı olmak, sabırla ve anlayışla hareket etmek gerekir. En ufak bir sıkıntıda çareyi, bırakmakta ve ayrılmakta görmek doğru değildir.

Bilinçli Aile Derslerimizi yazmaya önümüzdeki sayı da devam edeceğiz inşallah.

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr