Benim Güzel Abim
Mayıs 2020 Yusuf ALTUN A- A+
A- A+

Benim Güzel Abim

Ankara…

Siteler…

Önce cami altı…

Sonra Lazların binası…

Böyle başlamıştı benim hikâyem. 1995 yazında cami avlusundan Lazların binasındaki öğrenci evine doğru başlayan hikâye.

Önce üç insan: Abdullah KESİCİ, Ali ÖZDEMİR, Kadir AYAN.

Sonra Fatih Kartal ve ismini saymakla bitiremeyeceğim birçok güzel ağabeyim. (Allah onlardan razı olsun)

Başlayan hikâyeden 4 yıl geçti, sene 1999 yazı…

Dediler ki yukarıdaki üç büyüklerimiz:

“Tamam artık, bizden çıktınız. Gidin Kızılay’a. Menekşe sokak, Menekşe pasajı. Var orada sizi dört gözle bekleyen biri.”

Kim ola ki, her zaman gittiğimiz yer; az mı yedik Enderun merkez öğrenci evinde Faruk Özcan ve Fatih Peker abimizin o meşhur acılı menemeninden…

Ama bizi bekleyen kimdi acaba?

Açtı her zamanki samimiyetiyle menemenci abilerimiz kapıyı, girdik içeri, köşedeki odaya…

Kim acaba, kim gelecek, bu vazifeyi bizim üç akıncı abimizden kim alacak?

Ve… Çıktı koca heybetiyle YUSUF ŞİBİK abimiz. Bize bir sarıldı önce, ama ne sarılma, kemiklerimizden ses geldi mi? Geldi.

Herkesin bir tarzı var işte. Yusuf abimizin tarzı da böyleymiş.

Ama bu sarılma bizi hiiç bırakmadı.

Abimm, güzel abimmm.

Aldın bizi o gün, hiç bırakmadın, hiiç.

Dedin; ev lazım bana,

-Abi gel sen hele, gel Siteler’e, buluruz biz sana bir yerler, gel hele sen…

Geldin, Siteler, Alemdağ mahallesi… O küçücük, mozaik betonlu, ama senin o güzel yüreğinle saray yavrusu olan o eve…

Başladık işte… Çağırdın bizi, her hafta çağırdın, her hafta geldik, ahh o sohbetin, o muhabbetin; o ‘guzuum’, o ‘adamımm’ deyişin. Ne yaptın abi sen bize…

Neler neler yapmadık ki, biter mi saymakla; deniz kampları, geziler, ev kampları… her şey…

Al işte bir kitap okuma ve eğitim kampı sana…

Yer: Demetevler, 4. cadde, öğrenci evi Allahu âlem.

Dedin ki;

-Benim odada tek yatmam lazım.

-Niye abi, hayırdır?

-Öyle işte…

Gece boyu anladık niye öyle dediğini… Allah’ım… Yattığımız odada bir ses var ama ses başka odadan geliyor, bu nasıl bir horlama böyle… Horlamanı bile çook özledik güzel abimm, özledik…

Ayrıldım 2002’de senden, gittim Kayseri’ye üniversiteye…

Geldin abimm oraya da geldin, her Ankara’dan yola çıktığında aradın geliyorum diye, defalarca geldin, defalarca konuştuk. Hep anlattık birbirimize, hep dinledik birbirimizi. Bak işte, al sana delilleri…

Dedin: “Yusuf; bana gece yatarken giymek için bir şeyler getir adamıım. Gerçi seninkiler de bana düdük gibi olur, bu cüsseye sığmaz ammaa…”

Hep yanımdaydın, heeep, benim güzel abimm…

Sen hepimize yoldaş oldun, her arayıp evde misin dediğimizde, gel hadi dedin, zor Yusuf abimm zor, şu zamanda şu davanın senin gibi adamı olmak zor, senin iş yaparken akıttığın terlere bizim ulaşmamız zor, senin gibi insan sarrafı olmamız zor, hayatın tüm yükü omuzlarındayken her an etrafına tebessüm halinde olman bizim için zor, guzuuum şu Ankara var ya, (-evet abi) işte şu avucumun içi deyip gel buluruz birkaç esnaf dedikten sonra akşama kadar o sokak senin bu sokak benim dergi dağıtıp esnaf dolaşmak seninle kolay da bize sensiz zor abimm.

Seni ALLAH için çok seviyoruz. ALLAH bizi hep beraber cennetinde buluştursun.

Benim güzel abimmm…

Rasulullah aleyhisselam şöyle buyurdu: “Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyamet günü ‘Nerede benim rızam için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim.’ buyurur.” (Müslim, Birr 37; Tirmizi, Zühd 53)

ALLAH TEÂLÂ bizi peygamberimizden naklettiği şu hadis-i şerifi yaşayanlardan eylesin.

Cümlelerimi, seninle birlikte çokça söylediğimiz şu ezginin sözleriyle bitireyim BENİM GÜZEL ABİMMM…

 

Ey Şehadet!

Herkese uğradın sen, bana küs müsün?
Birçoğuna göz kırptın, bana yeminli misin?
Ben senin aşkın ile kavrulurken burada
Ey şehadet! Sen bana neden nazlar edersin?

Bilsem ki ne zamana denk gelecek gelişin
Damat gibi hazırlanır güzelce süslenirdim
Kanımı toplardım tam fışkıracağı yerden
Ey şehadet! Sen benim aşkımsın can özümsün

Ey şehadet! Kurtuluş, azadelik sendedir
İzzet, şeref, ar, namus yolunun üstündedir
Kanımın fışkırması gelişine müjdedir
Ey şehadet! Çabuk gel bana getir müjdemi

Ahde sadık olanlar; evliya, enbiyalar
Gözlerini kırpmadan sana tabi oldular
Bir gülü koklar gibi haz ile kokladılar
Ey şehadet! Kokunun lezzetine vardılar

Gerçi her isteyene nasip olmadıysa da
Duam şudur Rabbimden nasip olsun bana da
Nasip olsun ya Rabbim bu aşkla yananlara
Şehadet kokusuyla bütün küfrü devirir

Yazımızı paylaşın..

Facebook Twitter Whatsapp’ta Paylaş Google Email Print LinkedIn Pinterest Tumblr

Mayıs 2020

Sayı: 382

İlkadım Arşiv